kaçak bahis guvenilir bahis siteleri antalya escort bayan antalya escort pendik escort kurtköy escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort
Türkiye-Rusya Hattında Enerji Pazarlıkları | UİPORTAL
Güncel Yazılar
ankara escort
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Türkiye-Rusya Hattında Enerji Pazarlıkları

1984 yılında SSCB ve Türkiye arasında imzalanan anlaşma gereği 1987 yılından başlayarak Türkiye’ye 25 yıllık gaz satışı ön görülüyordu. Bu anlaşmanın bir özelliği Türkiye’nin Sovyetler Birliği’ne yapacağı ödeme karşılığında oluşturulacak özel bir hesap üzerinden SSCB’nin Türkiye’den pamuk, tahıl, et, nebati yağlar, demir ve demir dışı metaller, demir dışı cevherler ve sanayi mamulleri almasıydı. 1987 yılında sadece 1,5 milyar m3 ile başlayacak gaz sevkiyatı 1993 yılından 2011 yılına kadar yılda 6 milyar m3’e kadar yükselecekti.

İçeriğine bakıldığında Türkiye açısından oldukça avantajlı olarak görünen bu anlaşma, Türkiye için bir dönüm noktası niteliğindeydi. Berlin Duvarı yıkılmadan Türkiye’nin bir şekilde Rus pazarını tanımasına imkân veren bu anlaşma ile Türkiye bir ayağını Rusya pazarına atma şansı kazanmıştı. Bu daha sonrasında Sovyet sonrası coğrafyada ortaya çıkacak yeni devletlerde iş yapabilmek adına da önemli bir fırsattı. Öte yandan Ankara gibi hava kirliliği ile mücadele eden şehirler “mavi altın” ile erkenden tanışma fırsatı bulacaktı.

Her ne kadar 1984 yılında imzalanan anlaşma bu kadar avantajlı görünse de uzun vadede Türkiye doğalgazı müptela olacak derecede sevince Almanya’nın ardından Rusya’nın ikinci büyük müşterisi haline geldi. 2000’li yıllar boyunca uzun bir süre dillere adeta pelesenk olan argüman Türkiye’nin %65 oranından doğalgazda Rusya’ya bağımlı olmasıydı. Bu konuda özellikle Türkimenistan ile flört ederken Rusya ile yapmış olduğu Mavi Akım üzerinden gaz almaya yönelik gaz anlaşması da uzun süre tartışıldı.

1990’ların ikinci yarısında Türkiye birçok ülke ile 20 yıldan uzun süreli doğalgaz anlaşmaları imzaladı. Nijerya ile LNG anlaşması, ardından İran ile yıllık 10 milyar m3’lük doğalgaz anlaşması ve Rusya ile 1997 ve 1998 yıllarında arka arkaya imzalanan toplam 24 milyar m3’lük anlaşmalar. 1999 yılında Türkmenistan ile tam 30 sene boyunca yıllık 16 milyar m3’lük anlaşma milenyuma girmeden nihayet imzalansa da gerek siyasi ve ekonomik problemler gerekse Türkiye’nin bu gaza artık ihtiyacının kalmaması bu anlaşmayı da bir bakıma hükümsüz kıldı.

Geldiğimiz noktada Türkiye’nin doğalgaz tüketimi kademeli olarak artmakla birlikte 2008 yılında patlak veren ekonomik krizin ise bu tüketim üzerindeki olumsuz etkisi oldukça kısıtlı oldu. 2008 ve 2009 yıllarında 35,6 ve 35,1 milyar m3 gaz tüketen Türkiye’nin 2010 yılındaki tüketimi ise 37,4 milyar m3 oldu. [1] BOTAŞ’ın verilerine göre ise BOTAŞ tarafından ithal edilen doğalgaz miktarı 2008’den itibaren kademeli olarak geriledi. 2008 yılında 37,2 milyar m3 gaz ithal edilirken 2011 yılında bu rakam 32 milyar m3’e kadar geriledi. Rusya’dan ithal edilen gazın miktarı ise 2010 yılında 14,5 milyar m3 ile sınırlı kaldı. [2]

Türkiye Risk mi Alıyor?

Türkiye’nin doğalgazı bu kadar yoğun biçimde tüketmesindeki temel neden ülkenin elektrik ihtiyacının yaklaşık %50’sini doğalgazdan sağlıyor olması. Tüketilen gazın yalnızca %20-22’si konutlarda tüketilirken diğer %20’lik dilimi ise sanayide kullanılıyor. Kısa vadede bunun değişmesini beklemek kolay olmasa da Türkiye’nin yapmış olduğu anlaşmalar neticesinde tüketebileceğinden fazla alım taahhüdüne giriştiği de bir gerçek. Fakat gerek İran’a gerekse Rusya’ya anlaşmalarda bulunan“al ya da öde” maddeleri nedeniyle yıllardır milyarlarca dolar ödeyen Türkiye’nin önümüzdeki dönemde gaza olan talebinin azalacağı da yapılan tahminler arasında zayıf bir olasılık.

Türkiye’nin Rusya’dan alınan gaz ile ilgili olarak 2021 yılına kadar gerek Batı hattından gelen 8 milyar m3 gerekse 16 milyar m3’lük anlaşmaları ile toplamda 2010 yılında Rusya’dan aldığı gazdan daha fazla oranda bir gaz alma şansı da mevcut. Öte yandan 2008’deki 23 milyar m3’lük ithalat düşünüldüğünde ve İran’ın tutarsız tavrı dikkate alındığında bunun uzun vadede ne gibi riskler taşıyabileceğini şimdiden kestirmek güç. Bu çerçevede Silivri’de bulunan 2,1 milyar m3 kapasiteli depolama tesisinin önemli roller oynaması oldukça muhtemel.

Türkiye Neden Gaz Alım Anlaşmasını Uzatmadı?

1984 yılında imzalanan anlaşmada var olan maddelerden biri, “taraflar aksi belirtilmediği takdirde anlaşmanın beş sene uzayabileceği” yönündedir. Fakat Türkiye mevcut anlaşmada bazı iyileştirmeler istediği için anlaşmada bildirim tarihinde uzatma talebinde bulunmuş ve bu talebi Gazprom tarafından olumlu olarak karşılanmıştır.

Basında tartışıldığı kadarıyla Türk tarafının isteği gaz fiyatında Gazprom’un ikinci büyük müşterisi olarak %15-%20 oranında bir indirim ve taahhüt edilecek gaz miktarının ise %50’si için bir “al ya da öde” maddesinin geçerli olması. Gazprom tarafından gerçekçi bulunmayan bu teklifler reddedilince anlaşmanın neticelendirilemediği de yetkililer tarafından dillendirilmekte.

Rus basınına bakıldığında ise Moskova’nın Türkiye’ye zaten Avrupa fiyatlarından %30 oranında ucuz gaz verdiği ve bu fiyattan daha aşağıda bir oranın mantıklı olamayacağı belirtiliyor.[3] Ancak Türkiye’de bu argüman ne kadar kabul görür bilinmez çünkü doğalgaz anlaşmaları ve fiyatlandırmalar gizli olduğu için bu konuda asparagas birçok rakam piyasada dolaşıyor. Tartışılan rakamlar ise petrol fiyatlarında olduğu gibi net değil.

Öte yandan Türkiye, son dönemde Rusya’ya karşı açılan tahkim davalarından güç almış gibi. Yaz aylarında özellikle İtalyan Edison firmasının iç piyasadaki fiyat düşüşlerini göstererek indirim talep etmesi karşısında İsviçre’de açtığı davayı kazanması EoN gibi büyük firmaların da bu yola başvurmasına neden oldu. Şu anda davaların sürdüğü süreçte Rusya’da Putin’in yürütülen soruşturmadan oldukça rahatsız olduğu belirtilebilir. Hatta Gazprom’un patronu Alexei Miller ile süreci yakından takip ettiği de gelen bilgiler arasında.

Ulusal Enerji Fonu Genel Direktörü Konstantin Simonov anlaşmanın yapılamaması ile ilgili daha çok jeopolitik yorumlar getirmeyi tercih ediyor. Simonov,Türkiye’nin Samsun Ceyhan ve Güney Akım meselelerinde Rusya’yı sıkıştırmaya çalıştığını ve bu nedenle Rusya’ya mümkün olduğunca baskı yapmaya çalıştığını belirtiyor. Bu argüman hatırlanacağı üzere geçen ay tekrar dile getirilmiş; Rusya’nın Samsun Ceyhan projesine yönelik askıya alma kararında uzmanlar tarafından yine Türkiye’nin Güney Akım’daki pozisyonu neden olarak gösterilmişti.

Bundan Sonra Ne Olacak?

Aslına bakılırsa Türkiye uzun vadede Rusya’ya olan bağımlılığını devlet bazında azaltacak bir hamle mi yapıyor yoksa büyük risk mi alıyor bilinmez ama var olan gerçeklerden birisi de BOTAŞ’ın yeni hukuki düzenlemelere göre LNG hariç ithalatına da bir sınırlama getirmekte. Buna göre BOTAŞ’ın Pazar payı %20’ye düşene kadar yeni ithalat sözleşmesi yapmasına da bir sınırlama getirilmekte. [4] Avrupa örneklerinden ve Türkiye’de özel sektörün dile getirdiği hususlardan birisi Gazprom ile ilişkilerde özel liberalizasyon politikalarının oldukça etkili olduğu. Bu açıdan Türkiye’nin önünde bazı avantajlar da duruyor gibi. Bu açıdan “Türkiye, önümüzdeki dönemde piyasanın liberalleşmesi önündeki engelleri kaldırırken bu geçiş sürecini nasıl yönetecek?”; “Güçlü şirketler Türkiye’den de çıkabilecek mi?”; “BOTAŞ etkin bir aktör olmayı başaracak mı?” gibi soruların cevapları için oluşturulacak stratejiler oldukça kritik görünüyor.

Şu an için Türkiye’nin anlaşmayı imzalamamasının ardından Gazprom Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alexander Medvedev’in “Batı Hattı aracılığıyla tedarik edilen doğalgazın, Türkiye’deki ticari ve endüstriyel tüketiciler tarafından talep edildiğini gözlemliyoruz. Söz konusu gaz hacmini, Türkiye piyasasındaki nihai tüketicilere ulaştırılmak üzere, mevcut ve yeni alıcılara, özel sektör de dâhil olmak üzere, tedarik etmeye hazırız,” şeklinde yaptığı açıklama düşünüldüğünde önümüzdeki dönemde Rusya ile yürütülen pazarlıkların yeni bir mecrada devam edebileceği de düşünülebilir.

Kaynaklar

[1] ETKB, Mavi Kitap 2011, http://www.enerji.gov.tr/yayinlar_raporlar/Mavi_Kitap_2011.pdf.

[2] BOTAŞ, 2010 Yılı Sektör Raporu; http://www.enerji.gov.tr/yayinlar_raporlar/Sektor_Raporu_BOTAS_2010.pdf.

[3] “Turkey and Gazprom fail to agree on price”, The Voice of Russia; http://english.ruvr.ru/2011/10/03/58096783.html

[4] 4646 Sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu, Geçici 2. Madde.

Yazar: Hasan Selim Özertem

04.10.2011

Source

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Fırat Kalkanı Harekâtı küresel güçlere karşı mı yapılıyor?

Hükûmet, “FIRAT KALKANI OPERASYONU NEDİR? EL-BAB NEDEN ÖNEMLİDİR?” başlığı altında bir açıklama yayınladı. (1) Açıklama, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle