ankara escort
Güncel Yazılar

Türkiye’de Kopenhag Kriterleri Çerçevesinde Demokratikleşme

Türkiye – Avrupa Birliği (AB) ilişkileri Türkiye’nin 1959’da o zamanki ismiyle Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) ortak üye olmak için başvurduğu döneme uzanır. Türkiye’nin AB’ne resmen aday ülke ilan edilmesi 1999 AB Helsinki Zirevesi’nde, yani ortak üyelik başvurusundan tam 40 yıl sonra gerçekleşmiştir. Türkiye – AB ilişkilerindeki ilerleme sadece iki tarafa değil, daha geniş bir coğrafyaya çok önemli siyasi etkiler yapacak boyuttadır. Türkiye’nin AB üyeliğiyle ilgili çıkacak olan kararın dünya siyasetine önemli etkileri olacaktır.

Bugün hem Türkiye hem de AB bir yol ayrımının eşiğindedir. AB bir Hristiyan kulübü olup olmamak arasında bir karar verecek. AB bir Hristiyan kulübü olacaksa, yani Müslüman Türkiye’yi tam üye olarak hiç bir zaman almayacaksa, bu kaçınılmaz olarak medeniyetler çatışması hipotezini destekleyen ve belki de bu kehanetin gerçekleşmesine yol açacak bir gelişme olacaktır. AB’nin önündeki diğer seçenek ise, insan haklarına saygı, demokrasi, hukukun üstünlüğü gibi belli normlara dayanan ve Avrupa kıtasında herhangi bir devletin bu normları yerine getirdiği takdirde üye olabileceği bir Birlik olmasıdır. Bu normlara saygılı bir Türkiye böyle bir AB içinde yerini alabilecektir. Bunun sonucunda AB farklı medeniyetlerin bir arada uyum ve uyuşma içinde yaşayabileceğini gösteren çok önemli bir emsal oluşturacaktır.

Benzer şekilde, Türkiye de tam demokratik bir Avrupa devleti mi, yoksa yarı demokratik ve yarı otoriter bir Orta Doğu devleti mi olacağına karar verecektir. Türkiye’nin vereceği karar sonucu Orta Asya ve Orta Doğu ülkelerine ne derecede örnek bir model olabileceği de belirlenecektir.

Çok partili seçimlerin ilk defa yapıldığı 1946’dan itibaren Türkiye’deki demokratikleşme reformlarına baktığımızda, bunların sadece iç dinamikler yoluyla çok yavaş ilerlediğini görürüz. Türkiye’deki hızlı demokratikleşme adımlarının artması ancak 1990’ların sonlarında başlamıştır. Bunun da esas nedeni, Türkiye’nin AB üyesi olma arzusu ve bu yolda attığı adımlardır, ki bu bir dış dinamiktir. Buna dayanarak, AB ile ilişkilerin Türkiye’nin demokratikleşmesinde çok önemli bir rol oynadığını söylemek yanlış olmaz.

Bu makalenin amacı Türkiye’deki demokratikleşme adımlarını AB Kopenhag siyasi kriterleri çerçecesinde analiz etmek ve bu demokratikleşme adımlarının Türk dış politikasına yansımalarını ortaya çıkarmaktır. Bu yansımalar sadece Türkiye için değil dünya siyaseti için de önemlidir. En azından Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve ABD üzerindeki etkileri çok net olacaktır.

Türkiye’deki demokratikleşme sürecinde AB’nin etkisini anlamak için Türkiye – AET, daha sonra AT (Avrupa Topluluğu) ve AB ilişkilerine bu ilişkilerin tarihsel süreçleri içinde detaylı bir şekilde bakılmalıdır.

Yazar: Ahmet Sözen

Makale Prof. Dr. Bülent Tanör anısına yayınlanacak olan kitap için yazılmıştır (Temmuz 2004).

Makaleyi indirmek için buraya tıklayın.

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Transformation of NATO and Turkey’s Position

“NATO is the most successful defence alliance in modern history.” While some may argue that …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir