ankara escort
Güncel Yazılar

Türkiye’nin Afrika Açılımı

1991 yılında SSCB dağılıp Soğuk Savaş bitene kadar dış güvenlik ve politikasını iki kutuplu sisteme uygun bir şekilde yürüten Türkiye, söz konusu sistemin sona ermesiyle dış politikasını gözden geçirme gerekliliğiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu çerçevede çok yönlü bir dış politika arayışına girmiştir. 1998 tarihinde Afrika Eylem Planı’nın ortaya atılmasıyla Afrika kıtası ülkeleriyle yeni bir dönemin başlatılması bu yeni politika arayışının bir örneğini teşkil eder.

Türkiye’nin bu açılımını değerlendirmek için öncelikle ilişkilerin tarihsel arka planının, ardından da başlayan yeni dönemin arkasında yatan sebepleri incelemek gerekli olacaktır. Tüm bunlardan sonra ilişkilerde gelinen boyut incelenecek ve ilişkilerin geleceği için mevcut öneriler ileri sürülecektir.

Afrika kıtasına artan ilginin nedenleri:

30 milyon kilometrekareyi aşan yüzölçümü ve 1 milyara yakın nüfusu ile Afrika kıtası gerek barındırdığı doğal kaynaklar gerek sahip olduğu insan gücü ile uluslararası arenada gittikçe artan bir öneme sahiptir.(1) Öyle ki Afrika kıtası dünya petrol ihtiyacının yaklaşık olarak %15’ini karşılamakta ve toprakları dünyada tarıma elverişli toprakların yaklaşık 1/3’ünü oluşturmaktadır.(2) Tüm bunların doğal bir neticesi olarak Afrika kıtası başta Çin Halk Cumhuriyeti olmak üzere ABD, AB, Rusya, Japonya ve Hindistan gibi birçok ülkenin ilgilendiği bölge konumundadır.(3)

Türkiye’nin bölgeye yakınlaşmasının nedenlerini ekonomik özelliklerde ve siyasi konjonktürde aramak mümkündür.  Türkiye, başta inşaat sektörü olmak üzere birçok alan için büyük bir pazar oluşturan Afrika ile ekonomik ilişkilerini arttırmak istemektedir. Nitekim tüm Afrika ülkeleriyle ticaret hacmi 2005’te 9 milyar civarındayken bu rakam 2009’da 15,876 milyar ABD dolarına ulaşmıştır. Bunun içinde SAGA (Sahra Altı Afrika Ülkeleri) ülkelerinin payı da benzer biçimde artış gösterir. Öyle ki 2000 yılında 742 milyon dolar olan ticaret hacmi 2005 yılında 3 milyar, 2008 yılında ise 5,7 milyar ABD dolarına ulaşmıştır. Ancak son küresel ekonomik krizden olumsuz etkilenerek 2009 yılında 4,88 milyar dolar seviyesinde kalmıştır.(4)

Ticari olarak birçok avantajı barındıran Afrika, aynı zamanda bazı konularda uluslararası platformda destek bulabileceği ülkeler grubu anlamına gelmektedir. Bunun bir örneği Afrika ülkelerinin büyük bir kısmından destek aldığı BM Güvenlik Konseyi üyelik seçimlerinde görülmüştür. Afrika ülkelerinin Türkiye’den beklentisi ise İslami Konferans Örgütü, UNDP gibi uluslararası platformlarda Afrika’yı ilgilendiren konularda daha aktif olması ve kıtanın ihtiyaçlarının dikkate alan bir tutum izlemesidir.(5)

Türkiye-Afrika İlişkilerinin Tarihsel Arka Planı

Türklerin Afrika kıtasında ilişkilerinin başlangıcını 9. yüzyıla kadar götürmek mümkündür. İlişkiler, 19.yüzyıldan itibaren etkisini arttıran Avrupalıların sömürgeleştirme hareketi ile soğumuş, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1923 tarihinden itibaren de gerek coğrafi uzaklık, gerek Türkiye’nin dış politikasında önceliği batıya vermesi nedeniyle daha ziyade ekonomik temelli sürdürülecek şekilde sınırlı seviyede kalmıştır. Türkiye ilk diplomatik temsilciliğini 1956 yılında Lagos’ta açmıştır. Türkiye yeni bağımsız ülkeleri tanımışsa da Cezayir bağımsızlığına karşı BM Genel Kurulu’ndaki çekimser oyu ve İsrail ile münasebetleri bölgeyle ilişkilerini olumsuz etkilemiştir.(6)

Ancak 1998 yılında Afrika Eylem Planı’nın ortaya atılmasıyla, ilişkilerde yeni bir dönem başlamıştır. Afrika ülkeleriyle siyasi, askeri, kültürel ve ekonomik ilişkilerini hızlandırmak amacıyla Eylem Planı’nı ortaya atan Türkiye, Afrika devletleriyle ilişkilerini bir bütün olarak geliştirmeyi; ticaret, ortak ekonomik projeler, teknik ve bilimsel işbirliği konusunda anlaşmalar yapmayı hedeflemiştir.(7) Söz konusu hedefler, 2003 yılı başında, Türkiye Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından “Afrika Ülkeleriyle Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi”nin hazırlanması ve Afrika ülkelerinde yeni Ticaret Müşavirlikleri’nin açılmasıyla pekiştirilmiştir.(8)

Afrika’ya açılım politikası 2005 yılını güçlenerek devam etmiştir.  Bu yılın “Afrika Yılı” ilan edilmesi çerçevesinde ilişkiler karşılıklı üst düzey ziyaretler, yeni ekonomik ve ticari antlaşmalar ve karşılıklı ticari heyet ziyaretleri aracılığıyla geliştirilmeye çalışılmıştır.(9)  21 Eylül 2005 tarihli 60.  BM Genel Kurulu’nda dönemin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Afrika kıtası ile olan ilişkilerin ve işbirliğinin ilerletilmesine büyük önem verildiğini belirtmiştir.(10) Nitekim 2005 yılı ilişkilerin birçok boyutta ilerleme kaydetmesine sahne olmuştur.  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 2005’te Etiyopya ve Güney Afrika’yı ziyaret ederek ekvator çizgisinin altına inen ilk Türk Başbakanı olmuştur.  Ayrıca Nisan 2005 tarihinde Afrika Birliği’nde gözlemci ülke statüsünü kazanmıştır.

2005’te hızlanan ilişkiler 2008’de pekişerek devam etmiştir. Ocak 2008’de Addis Ababa’daki Afrika Birliği Zirvesi’nde, Türkiye, Birliğin stratejik ortaklarından biri olarak ilan edilmiştir.(11) Aynı yılın Ağustos ayında 49 Afrika ülkesiyle birlikte aralarında BM, Afrika Kalkınma Bankası ve Arap Ligi’nin de bulunduğu 11 uluslararası ve bölgesel örgüt temsilcisinin (12)  katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirilen Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi ise 1998’den beri  sürdürülmeye çalışılan Afrika’ya Açılım Eylem Planı’nın somut sonuçlarını almada önemli bir adım olmuştur. “Türkiye-Afrika İşbirliği İstanbul Deklarasyonu: Ortak Bir Gelecek İçin İşbirliği ve Dayanışma” ve “Türkiye-Afrika Ortaklığı İçin İşbirliği Çerçevesi” başlıklı belgelerin oybirliğiyle kabul edildiği zirve sonucunda hükümetler arası işbirliğinde ticaret ve yatırım; tarım, kırsal kalkınma, su kaynakları yönetimi,  Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ’ler); sağlık; barış ve güvenlik; enerji, ulaşım ve telekomünikasyon; kültür ve eğitim; medya ve iletişim ve çevre gibi konular öncelikli alanlar olarak belirlenmiştir.  Ayrıca uygulama ve izleme mekanizması gereğince, beş yılda bir Türkiye-Afrika Zirvesi, Eylem Planı’nın uygulanış sürecini değerlendirmek ve bir sonraki zirveye hazırlık yapmak amacıyla, zirveler arasında kalan dönemin her üçüncü yılında Bakan düzeyinde bir Gözden Geçirme Konferansı ve zirveler arasında kalan dönemde iki kez Kıdemli Memurlar Toplantısı tertiplenmesine karar verilmiştir.(13) Ayrıca zirvede TOBB ve Afrika Birliği Ticaret-Sanayi-Ziraat ve Meslek Odaları Birliği  (UACCIAP) arasındaki işbirliğini kurumsallaştıran Türkiye- Afrika Odası’nın  (TAC) kurulması da kararlaştırılmıştır.(14)

Ancak,  Türkiye’nin Afrika açılım politikasının Afrikalılar için henüz net olmayışı zirvede kendini belli etmiştir.(15) Ayrıca zirveye katılım çoğunlukla düşük seviye temsilcilerle olmuş, altısı Cumhurbaşkanı, beşi Cumhurbaşkanı Yardımcısı, yedisi Başbakan, biri Başbakan Yardımcısı dışında diğer devletler 14’ü Dışişleri Bakanı ve 12’si muhtelif Bakan düzeyinde zirveye katılmışlardır.(16)

Türkiye-Afrika İlişkilerinin Bugünü

1990’ların sonlarında gündeme gelen, 2000’li yıllarda da pekişerek devam eden ilişkilerin somut sonuçlarını artan üst düzey ziyaretlerde, yeni diplomatik temsilciliklerin açılmasında, TİKA faaliyetlerinde gözlemlemek mümkündür. Türkiye’nin dış yardımlarını organize eden Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı’na bağlı olan TİKA,  Afrika ülkeleriyle ekonomik, ticari, sosyal ve kültürel işbirliği için önemlidir. TİKA’nın proje ve faaliyetlerini genişleterek, Türkiye bölgede uzun dönemli sosyal ve ekonomik kalkınma altyapısıyla birlikte, kriz anında acil insani yardım imkânını arttırmak ve sorunların çözümünde aktif rol oynama hedefi gütmektedir. Bu doğrultuda 2003’te Ajans’ın faaliyet alanı genişletilmiş,  Senegal, Sudan ve Etiyopya’da 3 yeni ofis açmış, bugüne kadar 37 Afrika ülkesinde projeler gerçekleştirmiş ve son üç yıldaki resmi kalkınma yardımları 650 milyon dolara ulaşmıştır. Ayrıca Ağustos 2008’de Afrika’nın tarımsal kalkınmasını geliştirmek amacıyla ortaya atılan ve 2008-2010 yılları arasında uygulanması kararlaştırılan Afrika Kalkınma Programı, Burkina Faso, Cibuti, Etiyopya, Gine, Gine Bissau, Mali, Senegal, Komor Adaları, Madagaskar, Tanzanya, Kenya, Ruanda ve Uganda’ya kadar genişletilmiştir.(17) TİKA’nın yanı sıra İslam Konferansı Örgütü’nün gerçekleştirdiği sosyal projelere Türkiye tarafından sağlanan katkılar önemli gelişmelerdir.(18)

Öte taraftan ilişkilerin güçlendirilmesi için kıtadaki mevcut temsilciliklerin sayısının artırılmasına karar verilmiş, aralarında Abican, Darüsselam, Kampala, Bamako’nun da bulunduğu birçok başkentte büyükelçilik açılmış ve Afrika’daki temsilcilik sayısı 20’ye ulaşmıştır. Bu sayı, büyükelçilik açılması kararı alınmış ancak henüz ataması yapılmamış bulunan Gine,  Moritanya, Nijer, Çad, Burkina Faso, Zambiya ve Mozambik’teki büyükelçiliklerin açılmasıyla 27’ye ulaşacaktır. Bölgedeki toplam temsilciliğin ise 30’a çıkartılması hedeflenmektedir. Buna karşılık Etiyopya, Senegal, Somali ve Gambiya Ankara’da büyükelçilik açmış, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Kenya ise bu doğrultuda plan yapmaktadır.(19) Öte taraftan taraflar arası üst düzey ziyaretler yoğunlaşmış, Cumhurbaşkanın Abdullah Gül, Şubat 2009’da Kenya ve Tanzanya’yı; Mart 2010’da Kamerun ve Kongo’yu, son olarak da Temmuz 2010’da Nijerya’yı ziyaret etmiştir.(20)

Artan diplomatik faaliyet ve temsilciliklerin yanı sıra, Türkiye Afrika’da barış ve istikrarın sağlanması konusunda da aktif rol oynamaktadır. Bunun en önemli örnekleri 21 Mart 2010 tarihinde “Darfur’un Yeniden İnşası ve Kalkınması için Uluslararası Donörler Konferansı” ile Birleşmiş Milletlerin 21-23 Mayıs 2010 tarihinde düzenlediği Somali Konferansı’dır. İslam Konferansı Teşkilatı tarafından Kahire’de düzenlenen Darfur’un Yeniden İnşası ve Kalkınması için Uluslararası Donörler Konferansı’nda Mısır ile birlikte eşbaşkanlık üstlenilmiş ve Darfur’a 2010-2015 yılları için 65-70 milyon dolar civarında ağırlıklı olarak sağlık, tarım ve eğitim alanlarını kapsayan bir yardımda bulunulacağı açıklanmıştır. İkinci olarak Türkiye, Birleşmiş Milletler’in 21-23 Mayıs 2010 tarihinde düzenlediği Somali Konferansı’na ev sahipliği yapmıştır. Böylelikle Türkiye, gerek yaşadıkları iç çatışmalar gerekse sahne oldukları uluslararası krizlerle dünya gündeminde yerini alan bu iki ülkenin geleceği ile ilgili önemli uluslararası konferanslarda yer almış, aynı zamanda Afrika’da görev yapan sekiz BM Misyonu’ndan altısına personel ve mali katkı yaparak,  bölgedeki aktif rolünü güçlendirmiştir.(21)

Türkiye’nin Afrika Açılımı’nda Avantajlar, Zorluklar ve Öneriler

Türkiye’nin 1998’den itibaren geliştirdiği ve giderek ivme kazandırdığı Afrika’ya açılım politikasında birtakım avantaj ve dezavantajlara sahip olduğundan bahsetmek mümkündür. Nitekim uzun süre bölgeye ilgisiz kalmakla eleştirilmiş olsa da,  bölge ülkeleriyle kökenleri özellikle Osmanlı İmparatorluğu’na dayanan dini ve kültürel ortaklıklarının olması (22), bölgede hiçbir zaman sömürgeci geçmişinin olmayışı, bölgeye yaptığı yardımların meydana getirdiği olumlu imaj, Türkiye’nin avantajları arasındadır. Öte yandan gerek Çin, gerek Fransa ve ABD olmak üzere uluslararası sistemin güçlü aktörlerinin de bölgeye artan ilgisi bir rekabet ortamı oluşturmaktadır. Türkiye, bu rekabet ortamında başarılı olabilmek için bölge ülkeleri arasındaki ekonomik, siyasi, etnik farklılıkları dikkate alarak, denge politikası içinde bölgeye yaklaşmalı ve ilişkilerde önceliğini bölgenin önemli ülkelerine vermelidir.  Haziran 2008’de beri Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi’nin (IGAD), Uluslararası Ortaklar Forumu’nun üyesi, Mayıs 2005’te Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) ile Haziran 2010’da Doğu Afrika Topluluğu’na (EAC) akredite olan Türkiye (23) bu ilişkilerini pekiştirerek devam ettirmelidir.(24) BM Güvenlik Konseyi’nin üyeliği görevi, Türkiye’nin kıta ile ilişkileri için Konsey’in gündeminde yer alan konuların yüzde 60’tan fazlasını ilgilendirmesi bakımından önemlidir. Tüm bunların yanı sıra ekonomik ve siyasi yakınlaşmanın kültürel yakınlaşma ile doğrudan bağlantısı olduğu gerçeğine paralel olarak, Türkiye bölge ülkelerine yönelik gerek akademik gerek kültürel faaliyetlerini arttırmalı ve tarafların birbirlerini tanımalarının önünü açmalıdır.

Dipnotlar:

(1) “Sahra Altı Afrika’nın Artan Önemi ve Türkiye” http://www.tasamafrika.org/tr/arsiv/makaleler/231-sahra-alt-afrikann-artan-oenemi-ve-tuerkiye.html,  Erişim tarihi: 12.07.2010

(2) Afrika’ya Açılım: Geciken Ama Gerekli Bir Ziyaret http://www.tasam.org/index.php?altid=59&syf=1Erişim Tarihi: 12.07.2010

(3) “Sahra Altı Afrika’nın Artan Önemi ve Türkiye” http://www.tasamafrika.org/tr/arsiv/makaleler/231-sahra-alt-afrikann-artan-oenemi-ve-tuerkiye.html Erişim tarihi: 12.07.2010

(4) Dışişleri Bakanlığı Resmi Sitesi: “Türkiye- Afrika İlişkileri”  http://www.mfa.gov.tr/turkiye-afrika-iliskileri.tr.mfa Erişim tarihi 13.07.2010

(5) “Fırsatlar ve Öncelikler İkileminde Afrika” http://www.usak.org.tr/makale.asp?id=1556 Erişim Tarihi: 12.07.2010

(6) Mehmet Özkan,” Turkey Discovers Africa, Implications and Prospects”, SETA Foundation For Political, Economic ans Social Research, Eylül 2008, No: 22, s 2-3

(7) Türkiye–Afrika ilişkilerihttp://www.tasam.org/documents/ucuncuoturum.pdf s285, Erişim Tarihi 12.07.2010

(8) Dışişleri Bakanlığı Resmi Sitesi: “Türkiye- Afrika İlişkileri”  http://www.mfa.gov.tr/turkiye-afrika-iliskileri.tr.mfa Erişim tarihi 13.07.2010

(9) Dışişleri Bakanlığı Resmi Sitesi: “Türkiye- Afrika İlişkileri”  http://www.mfa.gov.tr/turkiye-afrika-iliskileri.tr.mfa Erişim tarihi 13.07.2010

(10) Türkiye–Afrika İlişkilerihttp://www.tasam.org/documents/ucuncuoturum.pdf s285, Erişim Tarihi 12.07.2010

(11) Dışişleri Bakanlığı Resmi Sitesi: “Türkiye- Afrika İlişkileri”  http://www.mfa.gov.tr/turkiye-afrika-iliskileri.tr.mfa Erişim tarihi 13.07.2010

(12) http://www.lemaghrebdz.com/lire.php?id=12601

(13) “Türkiye-Afrika Ortaklığı için İşbirliği Çerçevesi”http://africa.mfa.gov.tr/framework-of-cooperation-for-africa-_-turkey-partnership.tr.mfa Erişim tarihi: 13.07.2010

(14) Mehmet Özkan,” Turkey Discovers Africa, Implications and Prospects”, SETA Foundation For Political, Economic and Social Research, Eylül 2008, No: 22, s5

(15)  A.g. m. s.5

(16) Dışişleri Bakanlığı Resmi Sitesi: “Türkiye-Afrika İlişkileri”  http://www.mfa.gov.tr/turkiye-afrika-iliskileri.tr.mfa Erişim tarihi 13.07.2010

(17) “TİKA Afrika Tarımsal Kalkınma Programı Tanıtım Toplantısı”http://www.tika.gov.tr/TR/Icerik_Detay.ASP?Icerik=1034 erişim tarihi: 14.07.2010

(18) Hasan Öztürk, Afrika Vizyon Belgesi, Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi, No: 16, s 25

(19) Dışişleri Bakanlığı Resmi Sitesi: “Türkiye- Afrika İlişkileri”  http://www.mfa.gov.tr/turkiye-afrika-iliskileri.tr.mfa Erişim tarihi 13.07.2010

(20) http://french.peopledaily.com.cn/International/6919528.html Erişim tarihi 13.07.2010

(21) Dışişleri Bakanlığı Resmi Sitesi: “Türkiye- Afrika İlişkileri”  http://www.mfa.gov.tr/turkiye-afrika-iliskileri.tr.mfa Erişim tarihi 13.07.2010

(22) The Economist’de yayınlanan bir yazıya göre, Türkiye Batı tipi demokrasisi ve serbest piyasa ekonomisi ile Afrika’nın Müslüman devletleri için bir model teşkil etmektedir. http://www.gab-ibn.com/IMG/pdf/Tr9-_Ottoman_Dreaming_The_Turks_Have_New_Ambitions_For_Trade_And_Influence_In_Africa.pdf

(23) Dışişleri Bakanlığı Resmi Sitesi: “Türkiye- Afrika İlişkileri”  http://www.mfa.gov.tr/turkiye-afrika-iliskileri.tr.mfa Erişim tarihi 13.07.2010

(24) Mehmet Özkan,” Turkey Discovers Africa, Implications and Prospects”, SETA Foundation For Political, Economic ans Social Research, Eylül 2008, No: 22, s7

Yazar: Özgecan ŞAHİN

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Suriye Krizi Sonucu Türkiye Rusya İlişkileri

Darbe sonrası halk oylamasıyla devlet başkanı seçilen Hafız Esed ülkeyi otoriter bir rejimle yönetmiştir. Hafız …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir