A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Abluka (blockade)

Savaş halinde olan devletlerden birinin, diğerinin kıyılarındanbiri bölümüne veya tümüne giriş ve çıkışı engellemeyi amaçlayan savaş önlemlerinden birisidir. Devletlerin birbirlerine karşı geniş çapta ekonomik bağımlılıkları olmasından dolayı abluka modern savaş aracı olarak etkili bir silah vazifesi görür. Genel olarak abluka yazılı olan veya olmayan uluslararası hukuk kuralları ile düzenlenir. Abluka öncesinde tarafsız devletlere notayla bildirimde bulunmak ve her devlete eşit muamelede bulunmak zorunludur. Abluka ihlallerinde cezai müeyyide olarak gemiye el konabilir fakat zarar verilemez.Uygulama yönünden ablukaları çeşitli sınıflara ayırmak mümkündür. 18 ve 19. yy.'da yaygın olan kağıt ablukasında sadece ablukanın ilanıyla yetinilmiştir, hukuki bir işlevi yoktur. Çoğunlukla savaş zamanında başvurulana abluka (BM'nin 1990'da Irak'a karşı uyguladığı gibi) savaş olmaksızın da sözkonusu olabilir. (1962 yılında ABD'nin Küba'ya uyguladığı gibi). Ayrıca abluka Irak'a uygulandığı gibi denizden olabileceği gibi, 1948 yılında Berlin'e uygulanan abluka gibi karadan ve havadan olabilir. Ayrıca abluka Amerikan İç Savaşı esnasında Kuzey'in Güney'in limanlarını ablukaya alması sonucu savaşı sona erdiren önemli bir etken olmuştur. Sonuç olarak abluka uluslararası arenada etkinliğini ve işlevselliğini korumaktadır.

AB iletişim ağı-Coreu

Avrupa Birliği üyesi ülkeler ile AB Komisyonu arasındaki iletişim ağı. Çoğunlukla dış politika alanındaki iş birliğinde kullanılır. Acil durumlarda kararların hızlı alınmasını kolaylaştırıcı bir unsurdur.

Açık Belge Teorisi-Clear Act Theory

1964 yılında Fransız Danıştayı tarafından oluşturulan uluslararası hukuk teorisi. Buna göre, ulusal mahkemeler Avrupa hukukuyla ilgili bir sorunu, herhangi bir yorumlama sorusu doğmadığı takdirde otomatik olarak Adalet Divanına göndermek zorunda değildir. Teoriye taraf olanlar, ulusal mahkemelerin üstünlüğünü ve yetkisini savunurlarken, karşı görüşte olanlar ise, yorumun merkezileştirilmesini ve Adalet Divanının üstünlüğünü savunmaktadırlar.

Açık Deniz (High seas)

Hiç bir devletin egemenliği altında olmayan uluslararası deniz alanları. Bir devletin karasuları ya da içsuları olmayan bu alanlardan bütün devletler uluslararası hukukun izin verdiği ölçüde yararlanırlar. Uluslararası kamu alanı olarak kabul edilen açık denizdeki özgürlük sejimi, seyrüsefer, yapay adalar inşa etme, bilimsel araştırmalar yapma balık avlama, deniz altı kablo ve boruları döşeme ile uçuş serbestliğini kapsar. Devletlerin tekelci yetkilerinin olmadığı bu uluslararası denizlerde düzen, bayrak yasası ve devletler arasında kamuya ilişkin imzalanan sözleşmeler ile sağlanır.

Açık Diplomasi (Open diplomacy)

Gizli diplomasiye tepki olarak ortaya atılan diplomasi anlayışı. Bu anlayışa göre, diplomatik görüşmelerle ilgili tarafların yüklenecekleri hak ve sorumlulukların kamuoyunun bilgi ve denetimine sunulması gerekir. Gizli diplomasiye en büyük tepki ABD başkanı olan W. Wilson'dan gelmiştir. Savaş sonucunda yayınladığı "Ondört Nokta"nın birincisinde "açık görüşmeler sonunda varılacak açık sözleşmeler" ilkesini iler sürmüştür. Bu diplomasi anlayışının gelişmesini etkileyen iki ana etkendensözedilebilir. İlk olarak, genel anlamda katılımcı demokrasinin sınırlarının gelişmesi hem kitlelerin meclislerini, hükümetlerini denetleme ve yönlendirme olanağını nisbeten artırmış, hem de kamuoyunu çeşitli baskı gruplarına ait örgütler yolu ile yöneticileri etkileme mesaj iletme kanallarının açılması, açık diplomasiyi belirli bir ölçüde de olsa zorunlu kılmıştır. İkinci olarak da özellikle konferans diplomasisi, parlamenter diplomasi gibi gizli biçimde yürütülmesi pek de kolay olmayan diplomasi türlerinin yaygınlaşması açık diplomasiyi kaçınılmaz hale getirmiştir.

Bu tür diplomasinin asıl amacı, iki veya daha fazla devletin aralarında gizlice anlaşarak, bir başka devletin temel hak ve yetkilerine yönelik bir eyleme hazırlanmalarını engellemeye çalışmaktır.

Fakat iki dünya savaşı arasındaki dönemde ayıp sayılmış olan kapalı ya da gizli diplomasi yöntemine son savaştan bu yana yoğun bir biçimde dönülmüş bulunuyor.

Açık Kapı Politikası (open door policy)

ABD'nin, Çin'in toprak ve yönetim bütünlüğünün sağlanması, Çin'le ticari ilişkileri olan ülkeler arasında eşit ayrıcalıkların korunması için ilan ettiği ilkeler bildirgesi (1899-1900). Bu amaçla bu devletin kendi toprakları üzerinde diğer devletlere serbestçe ticaret yapma özgürlüğü tanınması. Bu politika ABD'nin yaygın olarak benimsenmiş ve uzun bir süre ABD dış politikasının temeli olmuştur. Bildirge ABD Dışişleri Bakanı John Hay tarafından Büyük Britanya, Almanya, Fransa, İtalya, Japonya ve Rusya'ya gönderilen sirküler bir mektup şeklinde hazırlanmıştır. Bildirge şu maddeleri içeriyordu: 1)Her ülke, antlaşmayla dış ticarete açılan herhangi bir limanı serbestçe kullanacak ya da kendi nüfuz bölgesindeki başka kazanılmış haklardan serbestçe yararlanacak, 2)Ticaret üzerinden alınan vergiler yalnızca Çin Hükümeti toplayabilecek, 3)Nüfuz bölgesine sahip ülkeler liman ücreti ve demiryolu resmi ödenekten muaf tutulmayacak. Açık kapı politikası Japonya'nın II. Dünya Savaşı'nda yenilgiye uğraması ve Çin İç Savaşı'nda komünistlerin kazandığı zaferde (1949) anlamını yitirerek son bulmuştur.

Ad absurdeo

Uluslararası anlaşmaların  yorumlanmasında kullanılan yöntemlerden biri. Buna göre bir anlaşmanın yorumunun anlamsız ve saçma olmaması gerekir.

Adem-i merkeziyetçilik-Decentralization

Yönetim sorumluluğunu dağıtmak, bir merkezden yönetmek yerine, yetkiyi yerel yönetim örgütlerine bırakmak.

Ad hoc

Devamlı olmayan, geçici. Belli bir amaca matuf, belli bir konuyla sınırlı.

Afrika Birliği-African Union

Temmuz 2002 tarihinde kurulan ve 53 Afrika ülkesini bir araya getiren bölgesel örgüt. Kendilerine Avrupa Birliği Entegrasyonunu örnek alan Afrika ülkeleri arasında ekonomik ve siyasal alanda ileri düzeyde bir entegrasyon oluşturmayı amaçlayan örgütün genel merkezi Etiyopya’dadır. Ortak Afrika parlamentosu, Afrika para birimi ve Afrika merkez bankasının sembolize ettiği tam bütünleşme nihai hedeftir.

Afrika Karaib Pasifik Ülkeleri Grubu-African Caribben Pacific Satates Group

Afrika, Karaib ve Pasifik bölgesindeki geri kalmış ülkeler arasında sürekli işbirliği oluşturmak üzere 6 Haziran 1975 tarihinde kurulan birliktir. Amacı, üye devletler arasında ekonomik, ticari, kültürel bağları geliştirmek ve kalkınmayı sağlamaktır.

Aggression

Uluslararası ilişkilerde yasal dayanağı bulunmayan her türlü militarist saldırı, taarruz.

Agarianism

Tarım reformu savunuculuğu. Zaman zaman değişik ülkelerde gündeme gelen ve küçük çiftçilere toprak tahsisi başta olmak üzere bir dizi iyileştirme çalışmasını savunan siyasal hareket.

Agreman vermek-Agreation

Gönderilen elçiyi kabul etmek. Her devletin, ülkesinde görev yapacak kişileri kabul edip etmeme hakkı vardır. Agreman, bu sürecin işlemesidir. Elçilikler aracılığı ile işleyen süreçte, atama yapmak isteyen ülke, söz konusu diplomatik görevlinin hayatı hakkında bilgilerin de bulunduğu atama mektubunu karşı ülkeye verir. Diğer ülkenin cevabı bir aydan daha uzun süre olmamak üzere bildirilir. Eğer karşı ülke bu atamayı kabul etmemiş ise, bunun gerekçelerini bildirmek zorunda değildir.

AGRIBANK/STAT

Dünya Gıda ve Tarım Örgütünün/FAO, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki tarım sektörü çalışanlarına önemli bilgileri sağlamak üzere geliştirdiği bilgilendirme sistemi

AGRIS

Dünya Gıda ve Tarım Örgütünün/FAO tarımla ilgili literatür konusunda oluşturduğu Uluslararası Enformasan Sistemi. 1975 yılından beri yürürlükte olan AGRIS, üç milyona yakın kaynak referansı bir araya toplamıştır.

Airborne

1.Uçakla taşınan kara kuvvetleri.

2.Piyade askerlerin hava yoluyla nakli

Airborne troops

Hava yoluyla nakledilen birlikler

Airbus sanayii-Airbus industry

Hava otobüsü anlamına gelen Airbus, 1970’li yılların başından itibaren Amerikan Boeign uçaklarına karşı Avrupa tarafından geliştirilen yolcu uçağıdır. Çalışma; Almanya, Fransa, İngiltere ve İspanyanın ortak çabaları ile başlamıştır. Bugün sivil havacılık pazarının yaklaşık yüzde otuzunu elinde tutmaktadır.

Aix la Chapelle Protokolü-Aix la Chapelle Protocol

Diplomatik protokolleri düzenlemek üzere, Avrupa ülkeleri tarafından 1881 yılında imzalanan protokol. 1815 tarihli Viyana Anlaşmasının tamamlayıcısı ve devamıdır. Bu protokol ile diplomasi temsilcileri, dört sınıf olarak belirlenmiştir; Büyükelçi, ortaelçi, yerleşik elçi ve maslahatgüzar. Söz konusu diplomatik protokoller nihai şekli 1961 tarihli Viyana Konferansı ile verilmiştir.

Anlaşma-Agreement

İmzacı tarafından üzerinde ittifak ettikleri konularda, söz konusu taraflara, anlaşmanın mahiyetine göre, siyasi, hukuki, askeri ya da ekonomik bir takım yükümlülükler getiren sözleşmedir. Ulusal parlamentoların onayından sonra kesinlik kazanır ve yürürlüğe girer. Diğer anlaşma türleri olan uzlaşmadan/accord biraz daha bağlayıcı, anlaşmadan/treaty ise gevşektir.

Anlaşma uzlaşma-Accord

Diplomasi dilinde hukuki bağlayıcılığı görece düşük olan bir bağdaşma biçimidir. Treaty olarak adlandırılan ve imzacı devletler arasındaki bağlayıcılığı yönünden aşağı statüdedir.

Aktif Halk (Active population)

Sistemi düzeltmek, değiştirmek için çaba harcayan ve siyasal sistemle yakından ilgilenip ona faal olarak katılan halk grubu Aktif kişiler ya düzenden yana olurlar ve onun bütün güçleriyle destekler, ya da düzene karşı çıkarlar ve düzeni değiştirmeye, gerekirse yıkmaya çalışırlar. Bu halk grubu dış politika konularında bilgi sahibidir ve sosyal-eğitimsel yapıda üst düzeyde bulunurlar. Aktif halk grubu tüm halkın %9-11 gibi küçük bir kısmını teşkil eder.

Aktivist okul/ekol-Activist school

Uluslararası hukuk normların aslında gelişmiş batılı ülkelerin çıkarlarını yansıttığını savunan üçüncü dünyacı teorisyenlerin oluşturduğu grup.

Allowance

Devletin yasama organınca, bütçe yoluyla yürütme organına verdiği harcama miktarı.

Alfabetik düzen-Alphabetical order

Diplomatik törenlerde öncelik ya da oturum başkanlığı makamı gibi önemli koltukların sahibinin belirlenmesinde kullanılan bir yöntem. BM, AB ve İKÖ gibi uluslararası kuruluşlarda, birçok idari düzenleme, delege koltuklarının tayini ve evrak düzenlemeleri ve hatta giriş kapısının önündeki bayrakların dizilişinde İngiliz alfabesindeki sıralama esas alınırken; Dünya Posta Birliği gibi Fransızcanın resmi dil olarak kullanıldığı kurumlarda ise, her türlü tasnif ve idari düzenlemede Fransız alfabesi esas alınır.

Alternat uygulaması-Alternat

Uluslararası bir anlaşmaya imza atan ülkelerin ve yetkililerin isim sıralamasında kullanılan yöntem. Buna göre, resmi kopyalardan her birine, o nüsha hangi ülkeye ait ise, o ülke yetkilisinin isim ve imzası diğer imzacıların en üstünde olacak şekilde sıralanır.

Alternative delegate

Alternatif temsilci, asıl temsilcinin yerine vekâlet eden delege.

Amalgamate

İki ya da daha fazla kurumun birbirine katılması.

Atanmış elçi-Ambassador designate

Büyükelçi olarak tayin edildiği halde, henüz görev yeminini etmemiş -dolayısıyla vazifesine başlamamış- olan elçi.

Ambassador extraordinary and plenipotentiary

Kendi devlet başkanı adına, diğer devlet başkanı nezdinde akredite olan ve kendi devlet başkanının kişisel temsilcisi durumunda bulunan diplomatik görevli.

Anlaşmaları değiştirme-Amendment of treaties

Uluslararası ilişkilerde kimi anlaşmalar ya da bu anlaşmaların bazı maddeleri, zaman içinde kullanışsız hale gelebileceği gibi, anlamını kaybederek günün ihtiyaçlarını karşılayamayabilir. Rebus sie standibus/zamanın değişimi ile hükmün değişmesi ilkesi gereği tüm tarafların rızası ve katılımı ile anlaşmalar değiştirilebilir. Ancak bu değişikliklerin haddinden fazla olması durumunda, diplomaside genel uygulama, eski anlaşmanın tamamen iptal edilerek, koşullara uygun yeni bir anlaşma yapılmasıdır.

Amerikan liderliği modeli teorisi-American leadership model theory

Uluslararası sistemdeki aktörlerin işbirliği ve sorumluluklarını yerine getirme gibi her türlü eylemlerinin, ABD’nin liderliği ve inisiyatifine bağlı olduğu yönündeki görüş.

Amerikan satış fiyatı-American selling price

ABD de kullanılan gümrük koruma tekniğidir. Buna göre, gümrük fiyatı olarak FOB/Free on Board fiyatı değil, benzer ürünün ABD deki fiyatı esas alınır. Bu işlem özellikle kimyevi maddelerde uygulanır.

Amerikan Süper 301 Maddesi-American Super 301 clause

Amerikan Ticaret Yasasında bulunan bir maddedir. Buna göre, ABD, korumacılık yapan ticari ortaklarını yüzde yüz gümrük vergisi koyarak cezalandırabilmektedir.

Amerikancılık-Americanism

Amerikaya ya da onun kurumlarına bağlılık, hayranlık ve onlar gibi olma arzusu.

Amnesia/socially

Toplumsal hafıza kaybı. Bir toplumun yaşamış olduğu acı tecrübeleri unutması.

Amfibik Harekat (amphibic operation)

Stratejide, deniz ve kara müşterek harekatına denir ve daha ziyade denizden karaya asker ve zırhlı araçlar çıkarılmasını kapsar. Bu alanda özel olarak hazırlanmış deniz piyadesi birlikleri ile denizden yüzen tank ve zırhlı araçlar yapılmıştır.

Kıbrıs olaylarının 1963'ten beri ciddi bunalımlar göstermesi karşısında silahlı kuvvetlerimiz amfibik harekata girişme kapasitesi elde etmişlerdir. Nitekim 1974 Temmuz'unda girişilen Barış Harekatımız çok başarılı olmuştur.

Amfibi saldırı-Amphibious attack

Kara, deniz ve hava kuvvetlerinin ortak taarruzu.

Amfibi birlik-Amphibious troops

Hem karada hem de denizde savaşabilen birlik.

Anakronizm, tarih hatası-Anachronism

Bir olayın ya da şahsın gerçek zamanından başka bir zamanda olmuş ya da yaşanmış gibi gösterilmesi.

Anarşizm (anarchism)

Anarşizm, kural tanımamazlık. Bir ülkede veya milletlerarası alanda çeşitli amaçlarla ve türlü yollarla kargaşalık ve huzursuzluk yaratılması çabalarına ve olaylarına anarşizm denir. Anarşizm, mevcut düzeni sarsmak ve yıkmak, ekonomik, politik ve sosyal karışıklar çıkarmak gibi amaçlara yöneliktir. Menfi propaganda faaliyetleri şekliyle olanlara karşı kanuni ve fiili tedbirler alırlar.

XIX. yüzyılda ortaya çıkmış olan ve her türlü kural ya da otoriteye karşı olan siyasal ve toplumsal akım. Birey ve toplumun kurtuluşunun ancak, olumsuzlukların kaynağı olan devletin ortadan kaldırılmasıyla mümkün olacağını savunur.

Andean Paktı-Andean Pact

Güney Amerika ülkelerinden Kolombiya, Peru, Venezüella, Ekvador ve Bolivya arasında imzalanmış bölgesel ekonomik pakt. Mayıs 1988 tarihinde kurulan paktın amacı, üye ülkeler arasında ekonomik entegrasyonu gerçekleştirmektir.

Anglikanlık-Anglicanizm

1547 yılından beri İngiltere’nin resmi dini. Protestanlığın genel ilkelerini benimsemekle birlikte, Katolikliğin ibadet şeklini esas almıştır.

Anglo American

  1. Angloamerikan, İngiliz ve Amerikan yönetimlerine ait, olanlara özgü.
  2. Bu iki ülke kültür ve siyasetinin ortak özelliklerine dayanan.
  3. ABD ye özgü

Anglophone

Anglophone, İngilizce konuşan milletler. İngiltere, ABD, Kanada ve Avustralya halkları.

Anglo Sakson-Anglo Saxon

Anglo-Amerikan kavramıyla benzer anlamdadır. Uluslararası ilişkilerde Anglo-Saksonluk, İngiliz-Amerikan ortak anlayış ve politikalarını ifade eder. İngiliz ve Amerikan topluluğunu belirtir. Diplomaside, bu iki ülkenin kendilerine özgü milli çıkarları olsa da, çoğu olayda, bir nevi akrabalık, kader birliği ve manevi yakınlık hissi politik yakınlaşmada etkili olmaktadır.

Animus Belli

"Savaş amacı" anlamına gelen latince terimdir.

Animus occupandi ilkesi

Bir devletin herhangi bir toprak parçası üzerinde hak iddiasına ilişkin yasal hüküm. Buna göre böyle bir iddiada olan devletin, o toprak parçası içinde egemenlik güçlerini uygulama niyetinde olduğunu söz ve davranışları ile göstermesi gereklidir.

Ankara Anlaşması-Ankara Agreement

Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında imzalanan ve iki taraf arasındaki ortaklık ilişkisini başlatan anlaşma. 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanan anlaşma ile Türkiye’nin tam üyeliğini getirecek bir takvim konmuş ve üç dönem belirlenmiştir;

a-Hazırlık Dönemi: 5 yıl,

b-Geçiş Dönemi: 22 yıl,

c-Son Dönem: Birlikte tam üyelik dönemi.

Annan Planı-Annan Plan

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıslı Türk ve Rum taraflara 11 Kasım 2002 tarihinde sunduğu kapsamlı barış planı. Şubat 2003’te revize edilerek yayınlanan plan, Kıbrıslı Türk ve Rum tarafları, tek bir devlet çatısı altında ama eşit yetkilere sahip iki ayrı parça devlet olarak birleşmeyi öngörmektedir. Birleşik Kıbrıs Devletinin temel nitelikleri ve kurumlarını ayrıntılı biçimde ortaya koyan plan, Kıbrıs Sorununun Kapsamlı Çözümü adlı temel bir anlaşma ile bağlı 5 ana bölüm altında 47 alt ekten oluşmaktadır. Toprak paylaşım, mülkiyet ve göçmenler konusundaki  anlaşmazlıklar sebebiyle Kıbrıs barışı için görüşme zemini olması konusundaki tartışmalar, Türkiye ve Avrupa Birliği zeminine sıçramış ve oldukça uzun bir pazarlık sürecini başlatmıştır. Planın ana bölümleri:

Ek A: Kuruluş Anlaşması,

Ek B: Sonuçlandırılma Sürecine Eşlik Edece ve Yardımcı Olacak Düzenlemeler,

Ek C: Kıbrıs, Yunanistan, Türkiye ve Birleşik Krallık/İngiltere Arasında Kurulacak Yeni Düzen ile İlgili Anlaşma,

Ek D: Karar için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine Sunulacak Hususlar,

Ek E: Kıbrıs’ın Avrupa Birliğine Katılımı Konusunda Avrupa Birliğinden Talepler.

Annuit coeptis

ABD büyük mührünün arkasında bulunan ve Tanrı yardımcımızdır anlamına gelen simge.

Anomik grup-Anomic group

Herhangi bir konuda duyulan kaygılar üzerine, kendiliğinden oluşan çıkar grubu. Herhangi bir ön çatışma ve örgütlenme söz konusu değildir.

Antarktika Antlaşması-Antarctic Treaty

1959 yılında imzalanan ve Haziran 1961 tarihinde yürürlüğe giren çok taraflı antlaşma. Söz konusu antlaşma ile hiçbir ülkenin Antarktika’da bilimsel araştırmalar dışında herhangi bir askeri faaliyet ya da egemenlik iddiasında bulunamayacağı hükmü getirilmiştir.

Antebellum

Savaştan evvel, çatışma öncesi.

Anti balistik füze-Anti balistic missile

Nükleer başlık taşıyabilen balistik füzeleri havada iken vurarak hedefe varmadan yok eden füze. Orta ve uzun menzili olabileceği gibi, denizaltından ya da havadan atılan türleri de vardır.

Anti balistik füze sistemi-Anti balistic missile system

Saldırı halindeki bir uçağın ya da füzenin hedefe varmadan yok edilerek hedefin korunmasını sağlayan sistem. İlk defa 1960’ların başında Sovyetler Birliği tarafından Moskova’yı korumak için kurulmuştur.

Nükleer silahlara karşı geliştirilen, düşman balistik füzesini yok etmeye ya da etkisiz hale getirmeye çalışan savunma sistemi. Saldırı halindeki bir uçak ya da füzenin hedefine varmadan yok edilerek hedefin korunması amacıyla kullanılan sistem, yok edilmek istenen saldırı araç ya da füzesinin hangi aşamada yok edilmek istenişine göre çeşitlilik gösterir. Balistik füzelerin ortaya çıkmasıyla kent, sanayi merkezleri ve füze depoları büyük ölçüde tehlike oluşturuyordu. ABD ve Sovyetler Birliği bu tehlikeyi bertaraf etmek için ABM savunma sisteminin kurulmasını tasarladılar. Aynı zamanda bu sistem çok iyi işleyen bir erken uyarı sisteminin varlığını gerektirmekteydi. Kurulması ve devam ettirilmesi çok yüksek maliyetlere mal olan bu sistem, 26 Mayıs 1972'de ABD ve SSCB arasındaki Salt-I antlaşmaları çerçevesinde büyük ölçüde sınırlandırıldı. 1975 yılından bu yana ABD'de hiç bir ABM Savunma Sistemi çalışmamaktadır. SSCB'de ise Moskova çevresinde "Galoş" tipi 64 füze savardan oluşan sistem bulunmaktaydı.

Anti damping yasası-Anti dumping code

Dünya Ticaret Örgütü tarafından benimsenmiş olan ve dampingli malların ticaretine engeller getiren yasal düzenleme.

Anti damping prosedürü-Anti dumping procedure

Avrupa Birliği içindeki şirket ya da şahısların üçüncü ülke kaynaklı dampingli ve sübvansiyonlu mal ithalatı yaptığının saptanması halinde başvurulan işlemler. Buna göre, önceden komisyon nezdinde dava açılır ve bir rapor hazırlanır. Bu rapor çerçevesinde, Avrupa Komisyonu harekete geçerek Birliğin ticari yasalarını uygular.

Antiemperyalizm, emperyalizm karşıtlığı-Anti imperialism

Bir devletin kendi sınırlarının dışındaki halklar üzerinde onların rızası olmaksızın siyasal, ekonomik ya da kültürel olarak hâkimiyet kurma politikalarına karşı gelme.

Antiliberalizm,liberalizm karşıtlığı-Anti liberalism

Ekonomik ve politik anlamda liberalizme düşman olma. Ekonomik açıdan serbest piyasa ekonomisi anlayışını, siyasal olarak da, liberal siyaset görüşünü reddetme. Ekonomik olarak himayecilik ve devletçiliği savunurken, siyasal olarak da, özgürlüklerin kısıtlandığı kapalı rejimi savunur.

Anti militarizm-Anti militarism

  1. Uluslararası ilişkilerde askeri güç kullanımına karşı olma.
  2. Yönetimde tamamen sivilleşmeyi savunma.

Anti-Semitizm (anti-Semitism)

Yahudi ırkına karşı duyulan düşmanlık. İlk çağlarda Musevilerin putperestliğe karşı çıkışının nedeninin ülkelerine bağlı olmamaları biçiminde yanlış anlaşılması sonucu, anti-semitizmin temelini din farklılıkları oluşturuyordu. Fakat 19. yy.'da milliyetçilik akımının Avrupa'yı etkisi altına alması sonucu anti-semitizmin dayanağı dinsel nitelikten ırkı üstünlüğe kayarak kitlelerden büyük destek görmüştür. Anti-semitizm bazı devletlerin devlet politikası haline gelmiş. Örneğin Orta Çağ'da Rusya'da Çarlık dönemi boyunca devlet politikasının bir parçası olarak süre gelmiştir. Yahudilerin özellikle Almanya ve Avusturya gibi ülkelerde çok iyi koşullarda yaşamaları, milliyetçilik akımının etkisiyle Yahudileri birinci hedef haline getirmiştir. 1933'te Almanya'da Adolf Hitler'in iktidara gelmesiyle anti-semitizm çığrından çıkarak tüm dünyaya yayılmıştır. II. Dünya Savaşı boyunca Almanlar tarafından altı milyon yahudi öldürülmüştür. İslam ülkelerinde anti-semitizm ehli kitap sayılan Yahudiler'in zımmilik statüsüne tabi tutulması sonucu bir sorun oluşturmamıştır.

ANZUS

Avustralya, Yeni Zelanda ve ABD arasında 1952 yılında kurulan üç taraflı güvenlik anlaşması.

Aparthayd (apartheid)

Güney Afrika Cumhuriyeti'nde 1994 yılına kadar yürürlükte kalan ve beyaz olmayan ırklar arasında yasal olarak bir ayrımı öngören politika. Apartheid rejimi Avrupalı azınlığın ülkenin yönetimini kontrol etmesi için düzenlenmiştir. Böylece ülke nüfusunun sadece %15'ini oluşturan beyazlar ülkenin siyasal liderliğini ellerinde tutuyorlar ve ülke ekonomisini de istedikleri şekilde yönlendiriyorlardı. Apartheid düzeni 1950 tarihi Nüfus Kayıt Yasası'na dayanıyordu. Bu yasaya göre Güney Afrika vatandaşlarıBantu (bütün zenciler), Renkliler (melezler) ve Beyazlar şeklinde üçe ayrılıyorlardı. Bu ayrıma daha sonra Asyalılar (Hindistan ve Pakistan kökenliler) de eklendi.

Apartheid rejimi ile beyaz yönetim, beyaz olmayanların siyasi haklarını meslek seçme, ibadet ve evlenme özgürlüklerini kısıtlıyordu. Zenciler devletçe belirlenen özel bölgelerde yaşamaya zorlanıyordu. Bunun üzerine 1963'ten itibaren zenciler yönetime karşı pasif direnişe başladılar. Bu hareketin liderliğini Afrika Ulusal Kongresi yaptı. Bu arada Apartheid uluslararası alanda da tepki görüyordu. 1961'de Güney Afrika Cumhuriyeti İngiliz uluslar Topluluğu'ndan çıkartıldı. Birleşmiş Milletler'in çağrısı üzerine bu ülkeye yönelik çeşitli ambargolar uygulanmaya başlandı.

1980'lere gelindiğinde ülkede bir yumuşama havası hakim olmaya başladı. 1986'da bazı yasaların iptali ile Apartheid biraz daha esnek duruma getirildi. Apartheid'a karşı mücadele eden Afrika Ulusal Konseyi'nin lideri Nelson Mandela'nın 27 yıllık bir hapisten sonra Şubat 1990'da serbest bırakılması ile Apartheid'in yıkılmasına yönelik çabalar hız kazandı. 1990 ve 1991 yılında da Klerk hükümeti aralarında 1950 Nüfus Kayıt Yasası'nın da bulunduğu pek çok ayrımcı yasayı yürürlükten kaldırdı. 1992 ve 1993 yılında hükümet ile Afrika Ulusal Kongresi arasında yapılan görüşmeler sonucunda 27 Nisan 1994'te ülkede ilk kez bütün ırklardan kişilerin tek oya sahip olacağı eşit ve adil seçimlerin yapılması kararlaştırıldı. 27 Nisan 1994'te yapılanseçimlerde Afrika Ulusal Konseyi büyük bir başarı elde etti ve Nelson Mandela Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı oldu.Aynı tarihte yürürlüğe giren yeni anayasa ve haklar anayasası ile Apartheid rejimi tarihe karışmış oldu.

Apolitical

  1. Siyasetten uzak, siyaset ile ilgisiz, apolitik.
  2. Siyasal etki ve nüfuzu olmayan.

Appeasement

Yatıştırma politikası uygulama. Bir saldırının oluşması ya da bir saldırı tehdidinin ortaya çıkması halinde, saldırgan devlete karşı uygulanan pasif politika. Yatıştırma politikası, soruna çözüm bulunmasını kolaylaştırabileceği gibi, saldırgan tarafı cesaretlendiren bir sonuca da yol açabilir.

Applicable international instruments

Uygulanması mümkün uluslararası belgeler. Tatbik edilebilir, uluslararası diplomatik dokümanlar.

Aday ülke-Applicant country

Herhangi bir uluslararası ya da bölgesel örgüte üye olmak için başvurulmuş olan ülke.

Apply for membership

Üyelik başvurusu yapma, herhangi bir uluslararası örgüte üyelik talebinde bulunma.

Appreciate

Bir ülke tarafından alınan herhangi bir kararın karşı tarafça anlayışla karşılanması.

Approve

Kanun maddesini kabul etmek, meclisten geçirmek.

AQUASTAT

Dünya Gıda ve Tarım Örgütünün/FAO dünyadaki su durumuna ilişkin bilgileri bir araya getirdiği küresel enformasyon sistemi.

Arabuluculuk (mediation)

Uluslararası bir anlaşmazlıkta, taraflar arasındaki anlaşmazlığa çözüm aramak veya kesin görüş ayrılıklarını azaltmak amacıyla üçüncü bir tarafın yardımına başvurulmasına dayanan bir uzlaştırma yöntemi. Arabulucu, önce tarafları buluşturup görüşmelerini sağlar. Görüşmelere kendisi de katılır. Ancak, arabulucunun önerileri taraflarca kabul edilmeyebilir, bu durumda arabuluculuk durumu da sona ermiş olur.

Arap İşbirliği Konseyi-Arab Cooperation Council

1980'li yılların başından itibaren Ürdün, Irak, Mısır ve Kuzey Yemen arasındaki ikili işbirliği anlaşmaları ile başlayan ve 1989 yıllında bölgesel bir örgüte dönüşen siyası yapılanma. Amacı, üye ülkeler arasında bütün alanlarda işbirliğini güçlendirmek ve bölgesel bir blok oluşturmaktı. Tüm yeni üyelere açık olduğunu duyuran Konsey, 1991 yılındaki Körfez Savaşından sonra dağıldı.

Arap Avrupa Diyalogu-Arab European Dialogue

1973 Savaşı ardından yaşanan petrol krizi ile birlikte, Arap ülkelerine biraz daha yakınlaşma ihtiyacı hisseden Avrupa ülkeleri ile Arap ülkeleri arasında 1974 tarihinde başlayan işbirliği süreci. Kapsamlı toplantıların ilki 1982 yılında başlayarak, iki yılda bir tekrarlandı. 1993 ten itibaren toplantıların mahiyeti ekonomik ve güvenlik alanlarına yoğunlaştır.

Arap milliyetçiliği-Arab nationalism

İlk defa 1847 yılında Lübnan’da Arap edebiyatını canlandırmayı amaçlayan kültürel bir hareket olarak ortaya çıkan, XIX. Yüzyılın sonlarında siyasal örgütlenmeye giderek, I. Dünya Savaşı ve sonrasında bağımsız Arap devletlerinin kurulmasında rol oynayan milliyetçi düşünce. Arap milliyetçiliğinin ikinci evresi. 1943 yılında Suriye’de kurulan Sosyalist Baas Partisinden sonra başlamıştır.

Aristokrasi-Aristocracy

Yönetimde soyluların egemen olduğu, devlet yönetiminde sosyal statü bakımından seçkinler grubunun söz sahibi olduğu siyasal sistem.

Asya Krizi-Asian Crisis

1997 yılı Temmuz ayında Tayland da başlayan ve ilerleyen haftalarda Güney Kore, Malezya, Endonezya ve son olarak da 1998 Ağustos ayında Rusya’yı vurarak büyük iflaslara yol açan zincirleme kriz. Ekonomik boyutları muazzam olan kriz ardından birçok ülkede sosyal çalkantılar ve iktidar değişiklikleri meydana gelirken, Uluslararası Para Fonunun/IMF kalkınma programlarına yönelik ağır eleştiriler gelmiştir.

Asimilasyon-Assimilation

Güçlü bir toplum ya da kültürün, daha zayıf toplum ve kültürleri kendi içinde dönüştürerek eritmesi, kendine eklemesi.

Asimetrik federalizm-Asymmetrical federalism

Eyaletler arasında güç ve iktidar yetkisinin eşit olmayan bir şekilde bölüşüldüğü federasyon biçimi. Bu bazı eyaletlerin daha geniş sorumluluk üstlenmesi biçiminde olabileceği gibi, bazılarının özerklikten daha fazla yararlandırılması biçiminde uygulanır.

Atlantik Paktı-Atlantic Alliance

4 Nisan 1949 tarihinde Washington da imzalanan ve NATO'yu kuran Kuzey Atlantik Anlaşmasının/North Atlantic Treaty diğer ismidir.

Atlantik Yasası-Atlantic Charter

1941 yılı ağustos ayında İngiliz Başbakanı Winston Churchill ile ABD Başkanı Franklin Roosevelt arasında imzalanan ve ileride BM Yasasının da temelini oluşturacak olan ortak bildiri. Bu ortak beyannamede, özgürlük ve demokrasinin korunması, devletlerin zora başvurarak toprak genişletme çabalarının kınanması ve insanlığın korkulardan uzak yaşaması vurgulanıyordu. Beyannamenin bir diğer anlamı da o sırada henüz II. Dünya Savaşına girmemiş olan ABD'nin, açık biçimde müttefikleri desteklediğinin ilanı olmasıydı.

Ataşe-Attache

Ülke dışındaki elçiliklerde, kendi uzmanlık alanına göre raporlar hazırlayıp temsilcilik yapan, diplomatik misyona bağlı teknik uzman. Ataşeler siyasi, askeri, ekonomik, basın, tarım ya da kültürel alanlardaki uzmanlardan oluşabilir. Ataşelerin görevleri arasında, kendi alanı ile ilgili olarak ülkesini temsil etme, bilgi toplama ve ilişkileri geliştirme gibi konular bulunmaktadır. Ataşelerin bir kısmı dışişlerine bağlı olarak görev yaparlarken, diğer bir kısmı da farklı hükümet organlarının diplomatik misyonlarının uzantısı konumundadırlar.

Bir ülkenin yabancı ülkelerdeki diplomatik misyonlarında belirli bir uzmanlık alanı ile ilgili olarak temsil ve bilgi toplama fonksiyonunu gören diplomatik görevli. Siyasal memur statüsündeki bu görevli, bulunduğu yabancı devletin durumunu ve davranışlarını kendi yetki alanında kalmak koşuluyla izler ve hükümetine bildirir. Bazılarına göre onun bilgi toplama hareketi casusluk olarak kabul edilir. Ataşeler çeşitli hizmet alanlarında görev yaparlar. Örneğin askeri ataşeler (ataşe militer) bağlı oldukları ulusal ordunun komutanlığının temsilcisi sıfatıyla hem elçiliğin askeri danışmanıdır, hem de kendi ülkeleri için haber toplarlar. Basın ataşeleri basın, film, radyo ve televizyon gibi alanlarda uzmanlaşmış danışmanlardır. Ticaret ataşeleri, bulundukları yabancı ülkelerle kendi ülkeleri arasındaki ticaret ilişkilerini izleyen, ticaret anlaşmalarının hazırlanmasında rol alan ve kendi ülkelerinin ekonomik çıkarlarının korunması doğrultusunda danışma görevi yapan görevlilerdir. Kültür ataşeleri ise bulundukları yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kültürünü tanıtmaya ve iki ülke arasındaki kültür bağlarını geliştirmeye çalışırlar.

Ateşkes (cease fire-truce)

İki ya da daha çok taraf arasındaki çarpışmalara son vermek için yapılan antlaşma. Ateşkes antlaşmasının koşulları, kapsadığı alan ve süresi, genellikle antlaşmayı yapan taraflarca belirlenir. Ateşkes antlaşması ölülerin toplanması gibi özel amaçlarla, bölgesel ya da geçici olarak yapılabilir. Buna bölgesel ateşkes ya da mütareke denir. Bu antlaşmayla savaş durumu sona ermez. Bu tür antlaşmaların en önemli fonksiyonu, çatışan taraflara aralarındaki sorunu görüşmeler yoluyla çözme konusunda yeni bir fırsat oluşturmasıdır. Son zamanlardaki eğilim, ateşkes antlaşmasının kapsamını genişleterek biçim ve içerik açısından bir ön barış antlaşmasına dönüşmesini sağlamak yönündedir.

Ateşkes antlaşmasına ilişkin genel kurallar 1907 Lahey Barış Konferansı'nda saptanmış ve Lahey Kara Savaşı Yönetmeliği'nde yer almıştır. Bu yönetmeliğin koşullarına göre, bir ateşkes antlaşmasının yeterince açık olmaması, savaşın yeniden başlamasına sebep olabilir. Kasıtlı ilerlemeler, bir birliğin hattı dışındaki noktalara el koyması ve birliklerin istenmeyen ya da zayıf bir noktadan geri çekilmeleri, ateşkes antlaşmasının bozulmasını doğuran davranışlar arasındadır.

Atom Bombası (atomic bomb)

Plütonyum 239 ya da uranyum 235 izotopları gibi ağır element çekirdeklerinin bölünmesiyle açığa çıkan enerjiden kaynaklanan büyük patlayıcı güce sahip nükleer salih. Bu bölünme, çok hızlı bir zincirleme tepkime içinde bölünebilir çekirdeklerin nötronlarla bombardımanıyla başlatılır. Bir atom bombasının gücü, kimyasal patlayıcılarla yapılmış aynı boyuttaki bir bombayla karşılaştırılamayacak kadar büyüktür. Patlama sırasında, şok dalgaları ve rüzgar basıncıyla yarattığı etkinin yanı sıra ısı, ışık ve öldürücü ışınlar radyasyon yayar.

İlk atom bombaları, II. Dünya Savaşı sırasında ABD'de Manhettan Projesi adıyla bilinen bir program çerçevesinde ve iki farklı türde üretildi. Plütonyumlu atombombası 16 Temmuz 1945'te New Mexico eyaletindeki Alamogordo'da denendi. Uranyumlu ilk atombombası ise, 6 Ağustos 1945'te Japonya'nın Hiroşima kentine atıldı ve kentin büyük bölümünün yerle bir olmasına, 200 binden çok kişinin ölümüne neden oldular. Bu çapta bir yıkıma yol açan ikinci bir plütonyum bombası da, 9 Ağustos'ta Nağazaki'ye atıldı. 1950'lerin ilk yıllarında termonükleer bombanın geliştirilmesiyle, atom bombaları ve silahları stratejik silahlar olmaktan çıkıp taktik silahlar sınıflardan sayılmaya başlandı.

Audiovizuyel politika-Audiovisual Policy

Avrupa Birliğinin 1986 da kabul ettiği Avrupa çapında audiovizuyel ortam kurma çalışmaları. Buna göre üye ülkeler arasında, programların serbest dolaşımını sınırlayan hukuki ve teknik engellerin kaldırılması, üretilen programlara Avrupa içeriği verilmesi ve telif haklarının yaygınlaştırılması ve bu yönde bir sanayi alt yapısı kurulması öngörülmüştür.

Avrosantrizm Diplomasisi (eurocentric diplomacy)

Uluslararası ilişkilerdeki yaklaşım biçimlerinden birisidir ve Avrupa'yı önem ve öncelik bakımından en ön planda ve bütün işlerin ve olayların merkezi olarak görmek ve bunu kabullenmektedir. ABD'nin İkinci Dünya Savaşı öncesi yıllardaki kabuğuna çekilme politikası nedeniyle ve Sovyetler Birliğinin içerdekomünizmi yerleştirip pekiştirmek için meşgul bulunuşu sonucu Avrupa daima en önemli diplomasi odağı olarak göze çarpmıştır. Savaş sonrası yıllarda ABD ve Sovyetler'in iki süper devlet oluşları dünya politikasını iki kutuplu hale getirmiş, zamanla Çin'in ve Üçüncü Dünya denilen gelişmekte olan ülkelerin gruplaşmaları ile çok kutuplu (multipolar) bir durumda söz edilmeye başlanmıştır. Bu arada Avrupa kendi birliğini kurma yolunda bazı önemli adımlar atmış ve AET (Ortak Pazar veya Avrupa Ekonomik Topluluğu) çerçevesinde önce 6 sonra 9 ülke ekonomik birliğe yönelmiş ve diplomatik alanda ortak ve uyumlu bir dış politika amaçlanmakta ve sürdürülmektedir. Böylece bir çok önemlidünya sorunlarında ve olaylarında bunlar birarada hareket ile avronsantrizm diplomasisini güçlendirmekte ve iki süper güç arasında önemli bir pozisyon sağlamaktadır. Avrupa ülkelerinin ekonomik ve teknik gelişmeleri ile ortak diplomasileri bu durumunu sürdürmesinin başlıca etkenleri olacaktır. Türkiye'nin de avrosantrik gelişmeleri iyi izlemesi ve bir rol alması, üzerinde önemle durulan bir husustur.

Avrupa Uyumu-Concert of Europe

1815 ile 1914 yılları arasında Avrupa çapında hakim olan siyasal uyum politikası. Napolyon’u mağlup eden devletlerin, Napolyon öncesi Avrupa’nın yeniden inşası ve her türlü ayaklanmayı bastırma ve statükoyu koruma amacına yönelik imzaladıkları Viyana Kongresinin kararları doğrultusunda giriştikleri sıkı işbirliği ortamı. Sistem daha çok, büyük devletlerin toprak sorunlarında birbirine danışmaları biçiminde sürmüştür. Belirli bir örgütsel yapısı olmayan sistem, Birinci Dünya Savaşının patlak vermesi ile sona erdi.

Avrupa Güvenlik İşbirliği Konferansı AGİK-Conference on Security and Cooperation in Europe

İlk defa 1954 yılında gündeme getirilen; ancak, ciddi çalışmalarına 1971 yılında başlayarak, 1994 yılına kadar sürdüren 20 aşkın konferans dizisi. Tüm Avrupa ülkeleri, Kanada ve ABD’den oluşan 37 ülkenin katıldığı hükümetler arası konferansın başlıca iki amacı vardı: Avrupa da bloklar arası gerilim nedeniyle tehlikede bulunan istikrarı sağlamak ve Avrupa ülkelerinin demokratik, insan haklarına saygılı yönetimlere kavuşmaları. 1975 yılında Nihai Senet imzalanmış ve Helsinki İzleme Komitesi kurularak alınan kararların ciddi biçimde uygulanması amaçlanmıştır. Konferansların en önemli kazanımı, bloklar arası gerilimi yumuşatan bir platform olmasıydı. 1990 yılında imzalanan Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması AKKA, ile bu yönde ciddi adımlar atan AGİK, yine 1990 da kabul ettiği Yeni Bir Avrupa İçin Paris Şartı ile kurumlaşma kararı almış ve 1994 yılında Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı adını almıştır.

Avrupa Silahsızlanma Konferansı-Conference on the Disarmement of Europe

Avrupa'da askeri anlamda yumuşamaya doğru önemli adımların atıldığı konferanstır. Stockholm’de 1984-1986 yılları arasında 12 defa toplanmıştır. Çoğu kez Stockholm Konferansı olarak da anılır. Avrupa’da karşılıklı güven, emniyet, silahsızlanma konuları görüşülmüş ve sonunda Stockholm Anlaşması imzalanmıştır. Bu yönüyle, Doğu-Batı ile bütün Avrupa’da konvansiyonel askeri güçleri konu eden ilk anlaşmadır. Anlaşmayla ülkelerin bir-birlerine büyük askeri hareketlerini haber vermeleri esası konmuştur.

Anayasa-Constitution

Bir devletin temel siyasi ve idari organizasyonu ile vatandaşların temel hak ve ödevlerini belirleyen temel kanun. Bu yönüyle anayasa bir ülkede tüm kanunların temel dayanağıdır. Anayasa, bir ülkenin egemenlik unsurlarından biri olduğu için, çiğnenmesi her ülkede ağır suçtur.

Akdeniz’in Korunması Sözleşmesi-Convention for the Protection from Marine Pollution of the Mediterranean

Adına Barcelona Sözleşmesi de denir. 1976 yılında Arnavutluk dışında Akdeniz’e kıyısı olan 18 ülke tarafından imzalanmış ve Şubat 1978 de yürürlüğe girmiştir. Daha sonra üç protokol ile tamamlanmıştır. AB'nin de taraf olduğu bu protokol ve sözleşmeler, BM Çevre Koruma Programına dahildir.

Avrupa Konseyi-Council of Europe

1949 yılında imzalanan Londra Anlaşması ile kurulmuş devletler arası örgüt. Amacı, insan haklarını, bireyin temel özgürlüklerini ve hukukun üstünlüğünü kabul eden üyeleri arasında siyasi, hukuki, kültürel ve sosyal alanlarda işbirliğini geliştirmek ve inandığı bu ilkeleri koruyup geliştirmektir. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu otuz üyesi vardır. Örgütün organları: Bakanlar Komitesi, Parlamenterler Asamblesi ve Sekreterliktir. Bakanlar Komitesi, üye ülkelerin dışişleri bakanlarından oluşurken, Parlamenterler Asamblesi, ülkelerin nüfusuna göre düzenlenmiş kontenjan adedi kadar parlamenterden oluşur. Parlamenterler, ülkelerini değil kendilerini temsil ederler. Çok sayıda alt birimden oluşan Konseyin en önemli birimlerinden biri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesidir. Konseyin merkezi Fransa’nın Strasbourg kentindedir. Konseyin AB ile doğrudan hiçbir yapısal bağlantısı yoktur. AB'nin karar organı olan Avrupa Birliği Konseyi /Council of European Union/ ile karıştırılmamalıdır.

Avrupa Birliği Konseyi-Council of European Union

Avrupa Birliğinin karar organıdır. Merkezi Brüksel dedir ve AB üyesi ülkelerin bakanlarından oluşur. Konsey, toplantı gündemini oluşturan konudaki bakanların düzenli toplantılarından oluşur. Örneğin ekonomi ile ilgili konularda AB üyesi ülke ekonomi bakanları, tarımla ilgili konularda AB üyesi ülke tarım bakanları bir araya gelerek Konseyi oluştururlar. AB mevzuatını hazırlar ve yas yapma konusunda Avrupa Parlamentosu ile eşgüdüm halinde çalışır.

Avrupa Adalet Divanı-Court of Justice/EU

Avrupa Birliği sınırları içindeki anlaşmaları, yasa ve kararları inceleyen, birlik kurumlarının üye ülkelerle, birbirleri ile ya da özel kişi ve kurumlarla ihtilaflarına bakan çok uluslu mahkeme. Divan 16 yargıçtan oluşur ve 6 yıllık bir süre için AB Bakanlar Konseyince atanır. Yargıçlar kararları basit çoğunluk ile alırlar. Kararları bağlayıcıdır ve temyiz imkanı bulunmamaktadır. Davalar bu mahkemenin önüne gelmeden önce ilk Aşama Mahkemesinde görülür.

Avrupa Konseyi Kültür İşbirliği Konseyi-Cultural Cooperation Council of Council of Europe

Avrupa Konseyinin eğitim ve kültür politikalarını geliştirmek ve uygulamasını izlemek üzere kurulmuş olan birimi.

Atlantik İlişkileri Bildirisi-Declaration on Atlantic Relations

19 Haziran 1974 tarihinde kabul edilen ve değişen dünya koşulları göz önünde bulundurularak, NATO içindeki ilişkilerin yeniden düzenlenmesini öngören bildirge. On dört maddeden oluşan belge, Soğuk Savaş dengelerinin korunmasını ima etmekle birlikte, Doğu-Batı ilişkilerinde gerekli olan pozitif tutumun benimsendiği dile getirilmiştir.

Askerden arındırılmış bölge-Demilitarized zone

Bir savaş sırasında, tarafların aralarında uzlaşarak karşılıklı askerlerini çekip boşalttıkları yerler. Söz konusu durum, savaş içinde veya savaş sonrasında olabileceği gibi, savaş olmaksızın bazı bunalım bölgelerinde de başvurulabilir.

Avrupa Birliği Anlaşma Projesi-Draft Treaty for European Union

14 Şubat 1984 tarihinde Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen ve Avrupa’daki entegrasyon sürecinin ekonomik alanın yanı sıra siyasal temele de dayanması için çalışmalar yapılmasını öngören proje. İtalyan parlamenter Altiero Spinelli 1907-1986 öncülüğünde hazırlanan proje, Avrupa Topluluğunun Avrupa Birliğine dönüştürülmesi yolunda önemli bir dönüm noktası olmuştur. 1980 yılında kurduğu -Corocodile Kulübü – ile bu yönde çalışmaları başlatan Spinelli, 1982 yılında AP'ye Avrupa Birliğine gitmek için daha önceki anlaşmanın reformunun gerektiğini bildirmiş, 1983te ön proje sunmuş ve 1984 yılında AP tarafından kabul edilmesini sağlamıştır. Ama söz konusu proje zaman içinde sönük kaldıysa da 1989'dan sonra başka isimler ve inisiyatifler altında AB sürecinin bu günlerine gelmesinde ciddi katkısı olmuştur.

Ambargo-Embargo

Uluslar arası ilişkilerde, siyasal, stratejik ya da ekonomik amaçlarla bir kısım malların, bazı ülkelerce diğerlerine ihracının, satışının ya da naklinin devlet gücü kullanarak yasaklanması. Ambargo, genelleştirilerek her türlü ihtiyaç maddesini kapsadığı zaman ablukaya dönüşür. Ambargoda, bir ülkeyi ekonomik ya da siyasi açıdan zor duruma düşürmek için o ülke ile ekonomik ilişkisi bulunan ülke ya da ülkenin buraya mal ve hizmet satımlarının engellemek üzere önlemler alması söz konusudur. Uluslar arası ilişkilerde bir yaptırım aracı olarak kullanılan ambargo, özellikle savaş durumlarında önem kazanmaktadır. Ambargonun amacına ulaşabilmesi için, hedef ülkenin gereksinme duyduğu malı alabileceği alternatif pazarlara sahip olmaması gerekir.

Ekonomik politikanın yaptırım araçlarından bir tanesi. Bir ülkeyi ekonomik açıdan zor duruma düşürmek için ticaret gemilerinin ve diğer malların giriş çıkışının, ithalat ve ihracatın yasaklanması. Ambargo etkili olabilmesi için sadece denizden değil, havadan ve hatta karadan da uygulanmalıdır. Ambargo sivil ve uluslararası olmak üzere iki türlüdür. Sivil ambargo, bir devletin kendi gemilerini yabancı devletlerin yağmasından korumak ya da malların belli bir ülkeye ulaşmasını engellemek amacıyla kendi limanlarında alıkoymasıdır. Uluslararası ambargo ise yabancı devlet gemilerinin ve mallarının alıkonulmasıdır. Ambargo amaç yönünden siyasal içerikli yahut misilleme türünde olabilir. Siyasal amaçlı ambargo savaş ya da ayaklanma içinde olan devletlere silah ve savaş malzemesi ihracını engellemek amacıyla uygulanır. İspanyol İç Savaşı sırasında ABD'nin tarafsızlığını belirtmek amacıyla uyguladığı 1937 yılındaki ambargo bu türe bir örnektir. Misilleme türünde ambargo; devletler hukukuna ilişkin yükümlülüklerini çiğnediği düşünülen bir devlete karşı kullanılır. İngiltere ve Fransa'ya konulan 1807 ABD ambargosu bu niteliktedir. Ayrıca ABD'nin en gözde devlet olan SSCB'ye uygulamış olduğu kısıtlama da "de facto ambargo" olarak tanımlanır.

Antant-Entente

İki ya da daha fazla ülke arasında belirli bir süre için yapılan ve çok fazla karşılıklı yükümlülükler getirmeyen zayıf bağdaşma. Anlaşma, siyasi anlaşma. Devletler arasında bir veya birkaç anlaşmanın imzalanması ile oluşan ittifaklara verilen ad. Antant kelimesi tarih boyunca bazı devletlerarası anlaşma ve birleşmelerin özel adı olarak kullanılmıştır. 1959'da dört Afrika devleti (Fildişi Sahili, Dehemey, Nijer ve Yukarı Volta) tarafından kurulan Antant Kurulu 1904'te Fransa-İngiltere yakınlaşmasını simgeleyen Entente Cordiale, 1920 ve 1921'de Romanya, Yugoslavya ve Çekoslavakya, arasında imzalanan iki taraflı anlaşmalar sonucu doğan"Küçük Antant", 1898-1905 yılları arasında Fransa, İngiltere ve Rusya'nın aralarında imzaladıkları anlaşmalarla oluşturdukları "Üçlü Antant" tarihte en bilinen antant örnekleridir.

Avrasya-Eurasia

Avrupa ve Asya. Batıda Atlas Okyanusundan başlayıp, doğuda Çin Denizi ve Pasifik Okyanusuna kadar devam eden Avrupa ve Asya ana kara kütleleri. Dünya nüfusunun yarıdan fazlasını, enerji kaynaklarının yüzde 75'ini dünya GSMH'sının yüzde 60'ını barındıran bölge, siyasal, ekonomik, kültürel ve stratejik açıdan uluslar arası siyasetin en önemli alanlarından biridir.

Avrasya güçleri-Eurasian powers

Avrasya kara kütlesi üzerinde yer alan Almanya, Çin, Hindistan, Rusya, Türkiye gibi siyasal ve ekonomik açıdan etki sahibi ülkeler.

Avrasya Geçiş Koridoru-Eurasian Transit Corridor

Londra’dan başlayarak Güney Çin Denizi ve Japonya’ya kadar uzanan alanda güvenli bir ticaret güzergâhı oluşturulması öngörülen ve İkinci İpek Yolu olarak adlandırılan proje. Proje anlaşması 1993 yılından Avrupa Birliği ile bölge ülkeleri arasında imzalanmıştır.

Avrupa-Arap diyalogu-Euro-Arab dialogue

Arap Birliği ülkeleri ile Avrupa Birliği ülkeleri arasında ekonomik temelli olarak başlayan; ama sonra siyasal alanda ve özellikle barış süreci konusunu da kapsayacak şekilde gelişen diyalog. Bu işbirliği ilk defa 1973 petrol ambargosu ardından, dönemin Avrupa Topluluğu üyelerinin Orta Doğudaki durumla ilgili olarak aldıkları karar üzerine başlamıştır. 1974te kurulan Avrupa-Arap Genel Komisyonu, düzenli toplantılarına 1976 yılından sonra başlamıştır.

Avrupa komünizmi-Euro communism

1970li yıllarda bazı Avrupa komünist partileri içinde Sovyet komünizmi çizgisinden bağımsızlaşma ile ortaya çıkan Avrupa tarzı komünizm. Başlıca özelliği, tüm komünist partilerin tek bir öğreti ve merkeze uyum göstermesini öngören Sovyet görüşünü reddetmesidir. Bunun yerine, her partinin kendi ülkesinin yapısına, kültürüne ve gereksinimlerine göre yönünü çizmesini öngörür; Batılı anlamda çoğulcu demokrasi kavramını kabul eder ve sosyalizmin serbest seçim yoluyla kurulmasını ister.

Avrupa merkezci diplomasi-Eurocentric diplomacy

Uluslar arası ilişkilerde Avrupa’yı ön plana alıp tüm işlerini Avrupa merkezli olarak düzenlemeyi öngören diplomasi.

Avrupalılar Avrupa’sı-Europe of the Europeans

Avrupa’yı Amerikan hegemonyasından kurtarmak ve Amerika yanlısı bir model üzerine kurulmasını önlemek amacıyla 1950'li ve 60'lı yıllarda Fransız lider Charles de Gaulle tarafından savunulan görüş.

Avrupa Ordusu Projesi-European Army Project

İlk defa 1952 tarihli Paris Anlaşmasıyla gündeme gelen ama soğuk savaş koşulları nedeniyle işlerlik kazanmayan Avrupa'nın kendi ordusunu oluşturma projesi. Paris Anlaşmasında özgün bir Avrupa ordusu kurulması çabaları, 1953 yılında Fransa’nın itirazları üzerine gerçekleşmemiş ve Avrupa’nın savunması 1990 yılların başına kadar NATO çerçevesinde sınırlı kalmıştır. Ancak 1992 yılından itibaren Avrupa’nın kendi ordusuna sahip olması gerektiği yönündeki görüşlerin ağırlık kazanması, çabaları yoğunlaştırmış ve 2003 yılına kadar, ordunun ilk nüvesini oluşturacak çalışmaların tamamlanması kararlaştırılmıştır.

Avrupa Bakaloryası-Europen Baccalaureate

Avrupa okullarında lise bitirme diplomasını esas alan sınavdır. Üye ülkelerdeki Avrupa okullarında yapılan bu sınavları aynı esasa bağlamak üzere Avrupa Konseyinin ilk yönetmeliği 1957 de yayınlanmıştır.

Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu-European Coal and Steel Community

1951 yılında imzalanan Paris Anlaşması ile kurulmuş olan ve Avrupa Birliğinin ilk nüvesini teşkil eden yapılanma. Adına Schuman Planı da denmektedir. Amacı, kısa vadede Fransa ve Almanya’yı ekonomik anlamda birbirine yakınlaştırarak İkinci Dünya Savaşına neden olan kömür ve çelik sektörlerinde işbirliği yapmalarını sağlamaktı. Uzun vadede ise ekonomik ve siyasi alanlarda birleşmiş bir Avrupa’nın oluşturulmasıydı. Kurucuları Jean Monnest ve Robert Schuman idi. 1970lerdeki petrol ve çelik krizinden olumsuz etkilenene yapının işlerlik süresi 2002 yılına kadar uzamış ve Avrupa entegrasyonunda önemli rol oynamıştır. 1967 yılında yürütmelerin birleştirilmesi ile üç Avrupa topluluğunun tek bir komisyon, tek bir konsey ve tek bir parlamentoya sahip olmasıyla bağımsızlığını yitirmiş, 1978 yılında Avrupa Parlamentosunun aldığı bir kararla ismi de terk edilerek tüm Avrupa örgütlenmelerinin Avrupa Topluluğu adı altında buluşması kararlaştırılmıştır.

Avrupa Komisyon u-Europen Commission

Avrupa Birliğinin yürütme organıdır. 20 üyeden oluşan komisyonun başlıca dört işlevi vardır: 1-AB'nin yürütme organı olarak politikaları uygulamak ve yönetmek, 2-Mevzuata ilişkin öneriler hazırlamak, c-AB yasalarının eş güdümlü bir şekilde tüm üye ülkelerde uygulanmasını ve korunmasını sağlamak, 4-AB uluslar arası alanda temsil etmek, Komisyon, belli bir inisiyatif hakkına sahip olmasına karşın, AB politikalarına ve önceliklerine ilişkin temel kararları kendi başına alamaz. Bu yükümlülük, üye hükümetlerin bakanlarından oluşan Avrupa Birliği Konseyi ile Avrupa Parlamentosunun sorumluluğundadır. Avrupa kurulmalarının en büyüğü olan Komisyon, yaklaşık on beş bin personel, yirmi üç genel müdürlük ve on beş uzmanlık servisinden oluşur. Komisyon üyesi yirmi kişi, haftada bir kez toplanır. Komisyon toplantılarında, her gündem maddesine ilişkin söz konusu politika alanından sorumlu komisyon üyesi sunuş yapar ve kararlar gerekirse oy çokluğu sistemiyle alınır. Komisyon başkanı, Avrupa devlet başkanlarınca seçilir. Üyeler, birlik üyesi ülkelerce Komisyon Başkanına danışılarak aday gösterilir ve parlamento tarafından onaylanarak göreve başlar.

Avrupa İnsan Hakları Komisyonu-European Commission of Human Rights

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin kurduğu soruşturma ve uzlaştırma kurumu. Görevi, bu sözleşmeye aykırı davranıldığını öne süren birey ve devletlerin dilekçelerini incelemektir. Bireysel başvurularda, dostça çözüm bulmaya çalışır. Bu olmaz ise, sorun Avrupa İnsan Hakları Divanına yollanır ve dava burada görülür. Şayet hakkında şikayet olan devlet, Divanın yargılama yetkisini kabul etmeyen bir ülke ise, o zaman görüşünü bir raporla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine bildirir. Bağımsız yargıçlardan oluşur ve kararlarının bağlayıcılığı yoktur.

Avrupa Toplulukları-European Communities

Dönemin üç temel Avrupa Kurumu olan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu AKÇT Avrupa Ekonomik Topluluğu AET ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu'na EURATOM verilen kapsayıcı isim. 1967 yılında yürütmelerin birleştirilmesi ile bu üç topluluk tek bir komisyon, tek bir konsey ve tek bir parlamentoya sahip olmuştur. 1978 yılında Avrupa Parlamentosunun aldığı bir kararla isim olarak kullanılması terk edilmiş ve Avrupa Topluluğu kurulmuştur.

Avrupa Topluluğu-European Community

1951 tarihli Paris Anlaşması ile kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu 1957 yılındaki Roma Anlaşması ile kurulan Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu adlı üç topluluğun birleştirilmesi ile kurulan örgüt. 1967 yılında yürütmelerin birleştirilmesi ile bu üç topluluk tek bir komisyon, tek bir konsey ve tek bir parlamentoya sahip olmuştur. 1978 yılında Avrupa Parlamentosunun aldığı bir kararla isim olarak da değişmiş ve Avrupa Topluluğu ismi benimsenmiştir. Oluşturulan topluluğun tek bir piyasa şeklinde bütünleşmesi ve görülen-görülmeyen tüm sınırların ortadan kaldırılması için yeni çabalar gerekmiş; bu amaçla hazırlanan Avrupa Tek Senedi, topluluğun sınırları dahilinde bütünlüğü sağlamak üzere 1993 yılını hedef olarak belirlemiştir. Bu hedefler çerçevesinde gerekli alt yapı oluşturulduktan sonra, 1992 yılında imzalanan Maastricht anlaşması ile Avrupa Topluluğuna resmen son verilerek örgütlenmenin adı Avrupa Birliği olmuştur.

Avrupa Kongresi-European Conference

Winston Churchill 1874-1965 tarafından Lahey'de 1948 yılında toplanan ve Avrupa’nın yeniden ayağa kalmasına destek olacak temelleri atan kongre. Bunun ardından Avrupa Hareketi, Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Divanı kurulmuştur.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi-European Convention of Human Rights

4 Kasım 1950 yılında Roma’da imzalanan ve Eylül 1953 tarihinde yürürlüğe giren insan haklarını ve temel özgürlükleri korumaya ilişkin sözleşme. Bireyin medeni ve siyasal haklarını güvence altına almayı amaçlayan anlaşma, kişilerin bireysel başvuru hakkını tanımış olan herhangi bir devle aleyhine Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna başvurma imkanı getirmektedir.

Avrupa Konseyi-European Council

Avrupa Birliğinin en üst karar organı. 10 Aralık 1974 yılında kurulmuştur. Avrupa Birliği devlet ya da hükümet başkanlarından oluşur. Her altı ayda bir, dönem başkanı olan ülkenin başkentinde toplanır. Topluluğun makro politikaları ile gündemdeki önemli hususlarda karar alır. Ortak dış politika ve güvenlik politikalarını belirler. Merkezi Strasbourg'ta bulunan Avrupa Konseyi ile karıştırılmamalıdır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi-European Court of Human Rights

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1959 yılında kurduğu uluslar arası bir yargılama kurumudur. Sözleşmenin uygulanması ve yorumlanması ile ilgili tüm davalara bakar. Yargı görevinin yanı sıra danışma görevi de vardır. Avrupa Konseyine üye ülkelerin birer yargıcından oluşur. Bireyler doğrudan bu mahkemeye başvuramazlar. Başvurular öncelikler Avrupa İnsan Hakları Komisyonu veya ilgili devlet tarafından yapılır. Sadece üye devlet yurttaşları tarafından yapılan bir başvuru, Komisyon tarafından bu mahkemeye götürülebilir.

Strasbourg Avrupa Mahkemesi-European Court of Strasbourg

Avrupa İnsan Hakları Divanına verilen diğer isim. Strasbourg'ta bulunan Avrupa Adalet Divanı ile karıştırılmamalıdır.

Avrupa Kültür Merkezi-European Culture Center

1950 yılında kurulan ve Avrupa Birliğinin kurulması için eğitsel ve kültürel sorunları inceleyen kurum. Merkezi Cenevre’dedir.

Avrupa Kültür Anlaşması-European Culturel Agreement

1954 yılında Avrupa Konseyi üyesi ülkelerce imzalanan ve Avrupa’nın ortak kültürel varlığını kurumayı amaçlayan anlaşma.

Avrupa para yılanı-European currency snake

Uluslar arası para sisteminde yaşanan bunalıma karşı 1972 ile 1979 yılları arasında uygulanan döviz dalgalanma tekniği. 1971 yılında Washington da yapılan anlaşma uyarınca, her paranın değerinin dolara karşı en fazla yüzde 2.23 oynamasına izin veren bir tünel oluşturulması kararlaştırılmıştır. Böylece her Avrupa ülkesindeki merkez bankası, kendi parasının değerini diğer üyelerin paralarına karşı bu sınırlar içinde tutmakla görevlendirilmiştir.

Avrupa Günü-European Day

İki farklı gün Avrupa günü olarak kutlanmaktadır. Bunlardan ilki, Avrupa Konseyi Statüsünün Londra’da imzalandığı gün olan 5 Mayıs 1949 günü; ikincisi de, Avrupa bütünleşmesinin temellerinden biri olan Robert Schuman Bildirinin yayınlandığı 9 Mayıs 1950 günü.

Avrupa Savunma Topluluğu-European Defence Community

27 Mayıs 1952 Paris Anlaşması ile kurulması öngörülen savunma topluluğu projesi. Bunu gerçekleştirmek için Avrupa Topluluğu yönetimi altında bir Avrupa ordusu kurulması düşünülmüştür. Ancak Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle'ün karşı çıkması üzerine 1954 yılına savunma topluluğu projesi hayata geçirilmeden yok olup gitmiştir.

Avrupa Ekonomik Topluluğu-European Economic Community

Avrupa’da ekonomik entegrasyon sürecinin ilk başlangıcı olan ve 1 Ocak 1958 de yürürlüğe giren Roma Anlaşması ile kurulan topluluk. Kuruluş amacı, üye altı ülke Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Lüksemburg, Hollanda arasında bir ortak Pazar kurmaktı. Bunun için gümrük, ekonomik ve parasal birliğin kurulması gerekiyordu. Gümrük birliği 1968 yılında yürürlüğe girdiyse de, 1970'li yıllarda yaşanan ekonomik bunalımlar entegrasyon sürecini geciktirdi. Diğer büyük Avrupa örgütlenmeleri Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu ile 1967 yılından itibaren birleştirilerek adı önce Avrupa Toplulukları daha sonrada tamamen Entegre edilerek Avrupa Topluluğu halini aldı.

Avrupa Bayrağı-European Flag

21 Nisan 1986 tarihinde resmen kabul edilen ve mavi fon üzerinde 12 sarı yıldızdan oluşan bayrak. Tüm Avrupa’yı kapsayacak şekilde bir bayrak fikri 1923 ten beri gündemde bulunmuştur. 1923 tarihinde Comte Richard de Coundenhove tarafından kabul edilen Pan Avrupa bayrağının yanı sıra, 1948 yılında Avrupa Hareketinin kabul ettiği beyaz fon üzerine yeşil E harfinin bulunduğu bayrak belirli münasebetlerle kullanılmıştır. Ancak, bugün de kullanılan mavi bayrak 1986 da tümünün yerini almıştır.

Avrupa Serbest Ticaret Birliği-European Free Trade Association

EFTA. Dönemin Avrupa Ekonomik Topluluğuna rakip olarak İngiltere tarafından, bir grup Batı Avrupa ülkesi ile birlikte 1959 yılında kurulan örgüt. İngiltere, Avusturya, Danimarka, Finlandiya, İsveç, İsviçre, İzlanda, Norveç ve Portekiz den oluşan birliğin bazı üyelerinin Avrupa Ekonomik Topluluğuna üye olmaları nedeniyle, EFTA ile AT arasında imzalanan anlaşmalarla 1977 yılında aşamalı olarak başlayan Avrupa Serbest Ticaret bölgesi, 1984 yılında tamamlanmış ve bugün daha geniş bir Avrupa ortamı oluşturulmuştur. 1991 yılında imzalanan ve 1994 yılında yürürlüğe giren anlaşma ile de, AB ve EFTA arasında serbest dolaşım sağlanarak bu işbirliği derinleştirilmiştir. Merkezi Cenevre’de ve halen 7 üyesi, Avusturya, Finlandiya, İsveç, İsviçre, İzlanda, Norveç ve Liechtenstein olan EFTA'nın en büyük ticari ortağı yine Avrupa Birliğidir.

Avrupa Para Sistemi-European Monetary System

1978 yılında kabul edilen ve 13 Mart 1979 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa para stabilizasyon tekniğidir. Amacı parasal birliği kurmaktı. 1989 yılına kadar tüm Avrupa ülkeleri arasında parasal bir istikrar kurulması başarılı olmuş, on bir defa ayarlama yapılmış ve para kurlarındaki bozulmalar azaltılmıştır. Bu sisteme bağlı her ulusal para için, Avrupa para birimine bağımlı bir temel kur vardır.

Avrupa Parlamentosu-European Parliament

Avrupa’nın supranasyonal yasama organı. Önceleri, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğunun ortak meclisi olan organ, 1958 Roma Anlaşması ardından kurulan başka bir meclis ile birleştirilerek kurulmuş ve Avrupa ülkelerinden gelen temsilcilerce ilk defa 1958 yılında toplanmıştır. Resmi adını 1962 yılında almıştır. Parlamento vekilleri, ilk önceleri üye ülkelerin ulusal parlamentolarından atama yoluyla seçilirken, 1979 yılından itibaren üye ülke vatandaşlarınca doğrudan seçilmektedir. Parlamenterler beş yıllık bir süre için seçilir. Başkanının yanı sıra, on dört başkan yardımcısı, bir divan ve çok sayıda komisyon ve siyasi grup bulunmaktadır. Parlamento toplantıları Strasbourgta, Genel Sekreterlik toplantıları Lüksemburgta komisyon ve siyasi grupların toplantıları ise Brüksel’de yapılır. Yasam görevini AB Konseyi ile paylaşmıştır. Konular, parlamento ve konseyde ikişer defa ele alınır. AB politikaları ile ilgili her konuyu inceleyebilir, yönetmelik saptar, bütçeyi kabul eder ya da değiştirir, katılmak isteyen ülkeleri onaylar. Konsey kararlarını reddetme ve değiştirme hakkına sahiptir.

Avrupa Siyasal Topluluğu Projesi-European Political Community Project

10 Mart 1953 tarihinde ortaya atılan federal anlayışta bir siyasal topluluk projesidir. Avrupa Savunma Topluluğu projesinin reddedilmesi, bu projenin de iptal edilmesine neden olmuştur.

Avrupa siyasi işbirliği-European political coorperation

1970 yılında Davignon Raporuyla ortaya atılan ve Avrupa ülkeleri arasında dış politika alanında işbirliğini öngören proje. 1987 yılındaki Avrupa Tek Senedinden sonra fiilen uygulanmaya başlamıştır. Avrupa bütünleşmesi süreciyle birlikte 1992 yılından itibaren bunun yerine Ortak dış politika ve güvenlik politikaları terimi kullanılmaktadır.

Avrupa Acil Mücadele Gücü-European Rapid Reaction Force

Avrupa ordusunun ilk nüvesini oluşturması planlanan 60 bin kişilik Avrupa ordusu. 1999 yılında yapılan Helsinki Zirvesinde varılan karar uyarınca 2003 yılı başından itibaren operasyonel hale gelen Avrupa Acil Müdahale Gücünün, ABD kontrolü altında kriz yönetimi operasyonlarına katılmasına karar verilmiştir. Aynı kararda, Avrupa gücünün iki ay içinde olası kriz bölgelerine gönderilmesi ve bir yıl süreyle bu bölgede muhafaza edilmesi amaçlanmıştır. AB'nin yakın bir gelecekte bu gücü, savaşan bir orduya dönüştürme iradesinde olduğu dile getirilirken, teknik açıdan oldukça yetersiz olması çalışmaları yavaşlatmaktadır.

Avrupa Bölgeler Konseyi-European Regions Council

Avrupa kuruluşları nezdinde bölgelerin temsil edilmelerini güçlendirmek üzere Fransız siyasetçi Edgar Faureun girişimleriyle kurulmuş olan ve üye kuruluşlar aracılığıyla Avrupa Konseyine ait üye ülkelerin yüz otuz bölgesini bir araya getiren konseydir. Merkezi Strasbourgtadır.

Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası-European Security and Defence Identitiy

Avrupa Birliği’nin entegrasyon sürecinin önemli dönüm noktalarından birini oluşturan ve ileride ortak Avrupa ordusunun kurulmasını beraberinde getirecek olan ortak savunma anlayışı. Soğuk savaş dönemi boyunca savunması NATO tarafından sağlanan Avrupa, 1990lı yıllarla birlikte Batı Avrupa Birliğini aktif hale getirerek kendi savunma kimliğini oluşturmayı denedi. 1992 yılında yapılan Roma Bakanlar Konseyi toplantısında BAB'ın teşkilat yasası uluslar arası gelişmeler dikkate alınarak yeniden tanzim edilmiştir. Ama Avrupa ortak savunma politikası için asıl dönüm noktası 1993'te yürürlüğe giren Maastricht Anlaşması oldu. Anlaşma ile ortak güvenlik politikasının amaçları belirlenmiştir. 1996 Haziranında yapılan NATO Bakanlar Konseyi toplantısında Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliğinin NATO içinde geliştirilmesi kararlaştırılırken, 1997 de imzalanan, 1999 da yürürlüğe giren Amsterdam Anlaşması ile, ortak güvenlik politikasının amaçlarından birinin ortak stratejiler olduğu belirtilerek, ortak dış politika ve güvenlik politikasından sorumlu olarak bir başkan atanmıştır. 1998 de İngiltere ve Fransa liderleri arasında St. Malo kentinde yapılan toplantıda, Amsterdam Anlaşmasında yer alan ortak güvenlik politikasının uygulamaya aktarılması kararı alınmış ve gerekli adımlar sıralanmıştır. 2000 yılında AB Genelkurmayı kurulmuş ve Askeri Komite oluşturulmuştur. Ortak savunma politikasının oluşum sürecinde 2003 yılına kadar 60 bin kişilik çekirdek bir ordu oluşturulması kararlaştırılmıştır. ABD’nin NATO'nun marjinalize olması tehlikesi nedeniyle pek sıcak bakmadığı süreç, halen sürmektedir.

Avrupa tek pazarı-European single market

Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında, malların, kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımının kısıtlayan her türlü engelin kaldırılarak tek bir iç pazarın kurulması. 1958 yılında AET’nin kurulmasıyla başlayan bu çabalar, olgunlaştırılarak Komisyonun 1985te hazırladığı Beyaz Kitap ile ciddi bir sürece girmiştir. Bu rapor sayesinde, bir iç Pazar oluşturulması için gerekli ortak politikalar saptanmış; standartlaşmadan, sınırların kaldırılmasına kadar birçok konu için 1993 yılı hedef konmuş ve bunda başarı sağlanmıştır.

Avrupa Birliği-European Union

Avrupa devletlerinin bir çatı altında siyasi, ekonomik ve toplumsal olarak bütünleşmelerine paralel olarak egemenliklerinin bir bölümünü bu supronasyonel yapıya devretmeleri ile oluşan entegrasyon. Avrupa Topluluğunun 1991 Aralık ayında Maastrich kendinde yapılan zirvesi ardından alınan kararla, topluluğun yeniden biçimlendirilerek yapılandırılması konusunda ortak karara varılmış ve Avrupa Birliği Anlaşması imzalanmıştır. Böylece 1950 yılların başından itibaren başlayan birlik düşüncesi gerçekleştirilmiş oldu. Üye ülkeler, Almanya, Avustralya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsveç, İtalya, Kıbrıs Cumhuriyeti, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Polonya, Portekiz, Slovakya, Slovenya ve Yunanistan. Avrupa Birliğinin organları ise şunlardır:

a-Temel Kurumlar-Basic Institutions

Avrupa Parlamentosu-European Parliament, Avrupa Birliği Konseyi-Council of the European Unnion, Avrupa Başkanlığı-Presidency, Avrupa Komisyonu European Commission, Avrupa Birliği Adalet Divanı-Court of Justice of the European, Avrupa Sayıştayı-European Court of Auditors, Avrupa Ombudsmanı-European Ombudsman

b-Ekonomik Organları-Financial bodies

Avrupa Merkez Bankası-European Cenral Bank, Avrupa Yatırım Bankası-European Investmen Bank, Avrupa Yatırım Fonu-European Investment Fund.

c-Danışma Organları-Advisory bodies

Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi-European Economic and Social Committee, Bölgeler Komitesi-Committee of the Regions.

d-Kurumlararası Organları-ınterinstitutional bodies

Avrupa Toplulukları Resmi Yayınlar Ofisi-Office for Official Publications of the European Communities, Avrupa Toplulukları Personel Seçim Ofisi-European Communities Personel Selection Office.

e-Avrupa Birliği Merkez Dışı Organları-Decentralised bodies of the European Union

Avrupa Topluluğu Ajansları-Agencies of the European Community, Ortak Kış Politika ve Güvenlik Siyaseti-Common Foreign and Security Policy, Asayiş Konularında Polisiye ve Adliye İşbirliği-Police and Judicial Cooperation in Criminal Matters.

Avrupa Birliği Hukuku-European Union Law

Bütünleşmiş Avrupa’nın yazılı ve yazılı olmayan kaynaklardan oluşan yasal yapısı. Yazılı kaynaklar: a- AB anlaşmaları, b-Türetilmiş hukuk, c-Adalet Divanı kararları, d-Uluslar arası anlaşmalar. Yazılı olmayan kaynaklar: gelenekler ve teamüllerdir.

Avrupa Bilgeleri Komitesi-European Wisemen Committee

1978 yılında kurulan ve amacı, Avrupa birliği yolunda ilerlemeler sağlanması için yönetim yapısında yapılması gereken değişiklikleri ve uyumları düşünmek ve öneriler vermek olan komite.

Avrupalılaştırmak-Europeanise

Gerek siyasal ve gerekse ekonomik olarak Avrupa Birliği tarafından geliştirilmiş olan anlayışı benimsetme, Avrupa’nın oluşturduğu standartlara uyumlu kılma.

Avrupa anayasası-Europes constitution

Avrupa Birliğini yapısal olarak tek bir hukuki varlık haline getiren anayasa. Avrupa Birliği liderlerinin 2000 yılındaki Nice zirvesinde, Avrupa’nın geleceğini şekillendirme çağrısı ardından Fransa eski Cumhurbaşkanı Valery Giscard dEstaing liderliğinde 108 kişilik bir konvansiyon oluşturularak başlayan çalışmalar, yaklaşık 16 aylık bir süreç ardından Haziran 2003 Selanik zirvesinde kabul edildi. Oluşan ilk Avrupa anayasası taslağı; Avrupa Birliğine yeni bir başkanın ve dışişleri banının atanması, Avrupa Komisyonunun küçültülmesi ve Avrupa Parlamentosunun yetkilerinin genişletilmesini öngörüyor. Yeni anayasa taslağı, daha önce Roma, Amsterdam, Maastricht ve Nicede imzalanan tüm anlaşmaları aynı çatı altında toplayarak, bir bakıma onların yerini aldı.

Avrupa Polis Ofisi-Europol

Avrupa Birliğine üye ülkeler arasındaki ortak polis yapılanması. 1995 yılında kabul edilen ve 1998de yürürlüğe giren Europol anlaşmasıyla, üye ülkelerin uluslar arası örgütlü suçlarla, terörizmle ve uyuşturucu kaçakçılığı ile ortak mücadelesi öngörülmüştür.

Ayrımcılık-Discrimination

Bir devletin kendi sınırları içinde yaşayan etnik unsurlara farklı muamelesi. Ayrımcılık, ırk, renk, etnik köken ve dini inançlara göre olabileceği gibi, başka bir devletin uyruklarına yönelik de olabilir. Böyle bir durumda, iki ülke arasında etnik gerilimin doğması kaçınılmazdır. Her türlü ayrımcılık BM tarafından yayınlanan çeşitli evrensel beyannameler ile yasaklanmıştır.

Irk ayrımının yanısıra, bir kısım ülkelerde bazı başka devlet uyruklarına da maksatlı olarak ayrım politikası (discrimination) uygulanır. Genellikle sosyal durum, din ve ırk, köken yönünden bu ayrım göze çarpar. Örneğin, Yunanistan'ın Batı Trakya'daki Türkler'e uyguladığı politika böyledir. Kağıt üzerinde bütün vatandaş haklarına sahip gözükmekle beraber Türkler çeşitli formalitelerle birçok haklarından fiilen yoksundurlar ve ayrıma uğramaktadırlar.

Az gelişmişliğin gelişmesi-Development of underdevelopment

Uluslar arası bağımlılık kuramcılarından Andre Gunder Frank'ın 1929 az gelişmişlik teorisi. Buna göre, az gelişmişlik; uydu konumundaki fakir ülkeler ile, merkez konumdaki gelişmiş ülkeler arasında, kapitalizmin dünya çapında genişlemesiyle başlayan ve bugün de devam eden ekonomik ilişkilerin tarihsel bir ürünüdür.

Sermayenin nüfusa ve mevcut gelir kaynaklarına göre yetersiz olması. Ekonomik kalkınmışlığın göstergesi olan sanayileşmeyi sağlayamamış, ulusal geliri ve dolayısıyla tasarruf düzeyi sanayileşmeyi gerçekleştirecek yatırımların finansmanına yetmeye ülkeler, azgelişmiş ülkeler olarak adlandırılır.İlk kez BM Genel Kurulu'nda kullanılan bu terim, kişi başına düşen reel gelir düzeyi ve üretim kapasitesi ile tanımlanmıştır. Bunların ortak özellikleri, 1)düşük tasarruf ve yatırım hacmi, 2)döviz gelirinin büyük kısmının tarım kesimindensağlanması, 3)Emek yoğun bir üretime dayanma ve bunun çoğunun da tarım kesiminde istihdamı, 4)yetersiz alt-yapı, 5)bozuk gelir dağılımı, 6)düşük okuma-yazma oranı, 7)hızlı nüfus artışı, yetersiz beslenme, yüksek çocuk ölümleri. Hızlı nüfus artışı durumu daha da kötüleştirmektedir.

Bu ülkeler genellikle dünyanın geri kalan kısmından işlenmiş ürünler ithal eder ve onlara sınai veya zirai ilk madde ihraç ederler. Görünmeyen hizmetler (navlun, turizm, sigorta vb.) mübadelesinden kar sağlama imkanları yoktur. Ödünç sermaye alırlar ve faiz, yıllık borç taksiti, temettü ödemek zorunda kalırlar. Bu da onları zengin ülkeler ve borç verenlere bağımlı kılar. Azgelişmiş ülkeleri dünya kapitalist sisteminin gelişme sürecinde ve bu süreç içinde aldıkları roller çerçevesinde inceleyen kuramlar, az gelişmişliği dünya, kapitalist sistemi ile bağımlılık ilişkisine göre tanımlarlar. Kurama göre azgelişmişlik "uydu" ya da "çevre" ya da merkez gelişmiş ülkeler arasında kapitalizmin dünya çapında genişlemesiyle başlayan ve bugün de sürmekte olan ekonomik ilişkilerin tarihsel ürünüdür. Azgelişmenin gelişmesi ise, dünya kapitalizminin gelişme sürecinde, dünya işbölümü ile bütünleşme biçimlerine bağlıdır.

Azınlık Grubu (minority group)

Bir toplumda, nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan gruptan din, dil, etnik köken vb. yönlerden farklı özellikler gösteren topluluk. Yerleşik azınlığın çoğunlukla eşitliğini sağlayıcı kurallar genillikle şu konulardan konulmaktadır; 1)Yaşama hakkı, 2)Özgürlüklerden yararlanma, 3)Medeni ve siyasal haklardan yararlanma. Azınlıkların farklı kimliklerini sürdürmelerine ilişkin kurallar ise genellikle şu konularda kabul edilmektedir. 1)dillerini kullanma ve kendi ibadetlerini serbestçe yapma, 2)Özel kültürlerini sürdürme. Bu haklardan yararlanma, azınlığa mensup kişilerin bireysel düzeyde yararlanmaları ve uyrukluğunu taşıdıkları devlete bağlılık göstermeleri ile gerçekleşir. Halen, herkesçe kabul edilmiş bir azınlıklar rejimi olmadığı gibi, azınlıklar konusu bir azınlıklar rejimi olmadığı gibi, azınlıklar konusu çözümlenmesi çok zor bir uluslararası sorun olarak varlığını sürdürmektedir.