25 Mart 1979 tarihinde Mısır-İsrail-ABD arasında imzalanan barış anlaşmaları. İki kısımdan oluşan anlaşmaların ilkinde Filistin sorunu ele alınmakta, ikincisinde ise Mısır ve İsrail arasındaki barışın esasları belirlenmekteydi. Birinci anlaşmayla, İsrail, Mısır ve Ürdün’ün kendi aralarında yapacakları görüşmelerle, Batı Şeria’da ve Gazze’de Filistinlilere özerk bir yönetim kurmaları, ikinci anlaşma ile İsrail’in Mısıra ait Sina Yarımadası’ndan geri çekilerek tüm Mısır topraklarını boşaltmaFsı öngörülüyordu. Anlaşma, Arap cephesinde büyük bir çatlağa yol açarken, Mısır’ın Arap Birliği’nden dışlanmasını da beraberinde getirdi.
ABD başkanlarından Jimmy Carter tarafından 1980 yılında açıklanan ve Fars Körfezi’ne dışardan yapılacak herhangi bir müdahalenin ABD ve Batı çıkarlarına bir saldırı sayılacağı ve gerekli cevabın verileceği yönündeki tehdide dayanan Amerikan stratejisi. 1979 yılında yaşanan İran Devrimi ve Afganistan’ın Sovyetlerce işgali gibi iki önemli olay ardından, Amerikan’ın bölge çıkarlarını koruma kaygılarıyla oluşturulmuştur.
Latince'de "bir anlaşmanın uygulanabilir ve bağlayıcı hale geldiği koşul" demektir. Ayrıca bir devlet başka bir devlete tek taraflı, bir anlaşma ile yardım edeceğini açıkladığında devletler arasındaki ilişkilerde (sözgelimi dışardan bir saldırı ya da bir ayaklanma durumunda) böyle bir taahhütü hatırlatmaya gerek kalmadan anlaşmada belirlenen durum ortaya çıktığı anda otomatik olarak uygulanabilen bir doktrini ifade eder. Mesela Nato Andlaşması'nın 5. maddesi imzacı devletlerden herbirini her hangi bir dış saldırı olduğunda, diğerlerine askeri olarak yardım etmesini zorunlu kılmaktadır.
Bir devlet hesabına, başka bir devletin askeri, siyasi, ekonomik, teknik ve b aşka alanlardaki gizli bilgilerini yasal olmayan yollardan aktarma. Her ülkenin iç hukukunda bu alanda hükümler mevcuttur ve ağır cezai yaptırımlar getirilmiştir. Ancak diplomatik statüsü bulunan yabancıların böyle eylemeler yaptığının tespit edilmesi halinde cezalandırma yerine sınır dışı etme söz konusudur. O diplomat -persona non grata- istenmeyen kişi ilan edilerek, bundan sonra görev yapması imkansız hale getirilir. Bugün gelişmiş teknoloji sayesinde klasik yöntemlerden çok daha etkin araçlarla casusluk yapıldığı da bilinmektedir.
Milletlerarası ilişkilerde casusluk, diğer bir devlet hesabına olarak, bir devletin askeri, siyasi, ekonomik, teknik ve başka alanlarda gizli olarak bilgilerinin toplanması ve diğer devlete aktarılmasıdır.
Hemen her ülkenin iç hukukunda bu alanda hükümler mevcuttur ve ceza kanunlarına girmiştir. Yabancı veya kendi uyruğunda olması durum değiştirmez. Ancak diplomatik statüsü olarak yabancıların böyle eylemler halinde yakalanmaları genellikle sınırdışı edilmeleri sonucunu verir ve o diplomat "İstenmeyen Kişi" (Persona Non Grata) ilan olunur.
Bugün casusluk eylemi kişilere bağlı olmaktan çıkmıştır. Teknik araçların çok gelişmesi bu durumu yaratmıştır, bu gün de devam etmekle beraber, artık gizli dinleme ve fotoğraf araçları çok yüksekten uçan casus uçaklarındaki veya gemilerdeki elektronik cihazlar, uzayda casus uydular gibi araçlardan çok etkili roller oynamaktadırlar.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra casusluk olayları çok artmış ve teknik bir nitelik kazanmıştır. Bu konuda bir çok önemli örnekler verilebilir. Atom bombasına ait sırların bazı bilim adamlarınca Rusya'ya verilmesi, ABD'nin casus uçakları olan U-2'lerden birinin Rusya, üzerinde düşürülüp pilotunun yakalanması sonucu 1960 Mayıs'ında Paris'de yapılacak Doğu-Batı Zirve Konferansı'ndan vazgeçilmesi, İngiltere'de Savunma Bakanı'nın Ruslarla ilgisi olan kiralık kadın şebekesiyle ilişki kurması ile ortaya çıkan Profumo Skandalı, Pueblo isimli bir ABD casus gemisinin Çin Denizi'nde yakalanması, Londra'daki Sovyet büyükelçiliğinin yüzden fazla diplomatın casusluk yaptıkları gerekçesiyle 1971'de topluca İngiltere'den sınırdışı edilmeleri, Batı Almanya Başbakanı Brandt'ın başdanışmanının Doğu Alman casus olmasının anlaşılmasıyla Başbakanın istifası ve hükümetin düşmesi gibi durumlar, NATO'da görevli sekreterlerin Doğu Almanya'ya kaçışları, son yılların önemli casusluk olaylarıyla ilgilidir.
Türk Ceza Kanunu'nun 131/1 ve 416/3 maddeleri ile Askeri Ceza Kanunu'nun 56/1. maddesinde bu konu hükme bağlanmıştır. Özetle, devletin emniyeti ve beynelmilel siyasi menfaatleri icabından olarak gizli kalması lazım gelen malumatı, siyasi ve askeri casusluk maksadıyle başka devlete aktaranlar. Türkiye ile harp halindeki bir devletin menfaati için istihsal edenler ve milli savunmaya hiyanet cürmünü işleyenler veya bu yolda bir talebi veya arzı kabul edenler hakkında duruma göre çeşitli hükümler öngörmüştür.
Ayrıca 1975'de çıkan 1803 sayılı Af Kanunu yabancı ülkelerde tutuklu Türklere karşılık bazı mahkum casusların takas edilmesini öngören bir hükümde taşımaktadır.
Düşman bir devletten gelebilecek nükleer bir saldırıyı engellemek amacıyla anında ve güçlü bir misilleme yapma tehdidi etkili biçimde kullanmaya dayanan askeri strateji. Caydırma, nükleer silahların ortaya çıkışından bu yana bu silahların kullanılmasıyla siyasi bir başarı elde edilemeyeceğinin anlaşılmasından ötürü nükleer güce sahip devletlerin ve ittifak sistemlerinin temel stratejisi haline gelmiştir. Bu stratejide nükleer silah ile karşılık verilebileceği ihtimali gündemde tutularak, düşman belirli bir davranıştan alıkonulur. Bu stratejinin uygulanabilmesi için, devletlerin herhangi bir saldırıya karşı yüksek düzeyde kesin tahrip yeteneğine sahip olması gerekir. Başarılı olabilmek için gerekli diğer bir öğe ise potansiyel saldırganın kuşku içinde bulunmasıdır. Sonuç olarak caydırma stratejisinin iki temel şartı, beklenmedik bir saldırının ardından misilleme yapma yeteneğinin karşı tarafa inandırcı bir şekilde gösterilmesi ve karşı tarafın misilleme kararlılığının bir ihtimal olarak göz önüne alınmasıdır.
Değişik yabancı ülkelere yoğun seyahate dayalı olarak yürütülen diplomasi faaliyeti.
İki Almanya’nın 1989 yılında birleşmesi halinde meydana gelebilecek olası gelişmeleri görüşmek üzere bir araya gelen altı ülkenin yaptığı toplantı. Almanyanın birleşmesi bir anlamda İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan Soğuk Savaş döneminin bitmesi anlamına geldiği için gerek Batı Bloğu ve gerekse Doğu Bloğu için oldukça ciddi bir gelişme olarak değerlendirilmişti. Bunun üzerine, ABD, Sovyetler Birliği, Fransa ve İngiltere’nin girişimleri ile Doğu ve Batı Almanyaların da katıldığı bir konferans düzenlandi. İlki 1989, ikincisi 1990 yılında yapılan iki toplantıda, Almanyaların birleşmesi ardından bu ülkedeki askeri üsler başta olmak üzere birçok stratejik unsurun ne olacağı tartışılmış ve yumuşak bir geçişin gerçekleşmesi sağlanmıştır.
Bir devlete atanmış diplomasi temsilcilerinin hepsi birden corps diplomatique diye adlandırılan bir topluluk meydana getirmektedirler. Bu topluluk diplomasi temsilcileri ile elçilik kurulu üyelerini ilgilendiren sorunların, bulundukları devletin hükümetine karşı ortak bir tutumla davranarak halledilmesine yardım eder.
Uluslararası petrol pazarı modellerinden biri. Bu modelde, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü(OPEC), üye olmayan rakip ülkelerin bir önceki yıl yapmış oldukları üretim miktarına dayalı olarak kendi üretim miktarını belirler. Buna bağlı olararak OPEC üyesi olmayan ülkeler de, maksimum kar edecek şekilde üretim miktarını kararlaştıracaktır.