Dünya Gıda ve Tarım Örgütü’nün FAO dünyadaki bitki türleri, bunların özellikleri ve yetişme koşulları konusunda oluşturduğu bilgi bankası. Sisteme dünya çapında, iki bine yakın bitkiye ilişkin bilgi kayıtlıdır.
Siyasal ve sosyal eşitlikçilik ilkesi. Uluslararası ilişkilerde, güçlü devletin, medeni bir yaşam için gerekli olan minimum yaşam standartlarına tüm devletlerin sahip olması için gerekli koşulları hazırlaması gerektiğini savunan görüş.
Türkiye ile Yunanistan arasında Ege Denizi konusunda var olan bölgesel anlaşmazlık. Uluslararası suların nereleri kapsadığı, kara sularının 6 yada 12 mil sayılıp sayılmayacağı, Ege üzerindeki hava koridorları, Ege’deki adaların silahlandırılması ve Ege Denizi üzerindeki adacıkların hukuki statüsü gibi konularda yoğunlaşan bir dizi sorun.
Sadece devletin sahip olup, diğer sosyal kurumların sahip olmadığı en üst karar alma ve uygulama yetkisi, iktidarı. Egemenlik, iç ve dış egemenlik olmak üzere ikiye ayrılır. İç egemenlik, ulusal sınırlar içinde yalnız devletin yetkisi ve güç sahibi oluşunu, dış egemenlik ise uluslararası düzende de devletin yalnızca kendi taahhütleri çerçevesinde sınırlanabilen mutlak bağımsızlığını içerir. Egemenlik, otuz yıl savaşları sonunda politik bir gerçek olarak kabul edilmiş ve Modern ulus devletlerde en önemli politika, organizasyon birimleri olmuştur.
Egemenlik, devletin sınırsız özgürlüklere sahip olması demek değildir. Devlet idaresi uluslararası hukuk kurallarına ve devletin üye bulunduğu birçok uluslararası organizasyonların kuralları ile düzenlenir. Egemenlik eşit şartlarda bazı haklara sahip devlet eşitliğini de anlatır. Ayrıca devlet, bağlı bulunduğu devlet sisteminin ortaya koyduğu kurallarla da sınırlıdır.
Egemenlik terimini ilk kez. J. Bodin kullanmıştır. T. Bodin'e göre Egemenlik: kişiler, vatandaşlar ve uyruklar üzerinde kanunların kısıtlamadığı en yüksek iktidardır.
Bazı faaliyetlerin sadece siyasal egemenliğe sahip bir devlet tarafından yapılabileceğini öngören uluslararası bir hukuk kuralı.
Uluslar arası petrol pazarı modellerinden biri. Genellikle Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünü(OPEC) niteler. Başka yorumlar ise, Suudi Arabistan’ı ve OPEC diğer büyük üretici ülkelerini kasteder. Bu modele göre, piyasaya hakim olan en büyük firma OPEC dünya petrol fiyatları üzerinde kontrole sahiptir. Ama aynı firma, rakiplerinin üretimleri üzerinde herhangi bir etkiye sahip değildir.
Diğer devlet ile ilişki kurma konusunda eğitim alanındaki değiş tokuş programlarını, eğitim kuruluşları arasındaki işbirliğini vb. eğitsel konuları kullanmaya dayalı diplomasi.
Bir ülkenin, yabancı devletteki temsilciliği. 1961 tarihli Viyana Sözleşmesi’ne göre, elçilik binalarının mutlak dokunulmazlığı vardır. Diplomasi temsilcilerinin izni olmadan, yabancı devlet görevlileri elçilik binasına giremez, binada araştırma yapamazlar. Devletler, elçilik binalarının dokunulmazlığına kendileri saygı gösterdikleri gibi, dışarıdan gelebilecek her türlü saldırıya karşı bunları korumakla yükümlüdürler. Elçilik binaları ile birlikte bahçe ve yan birimleri de, elçilik sahibi ülkenin toprağı gibi muamele görür. Ancak elçilik binaları, adi suçlular için bir sığınma yeri olarak kullanılamaz. Sadece siyasal suçlulara, yaşamları için tehlike söz konusu ise sığınma hakkı tanınabilmektedir.
Elçinin gönderilmesinde önce elçi gönderen devletin başkanından itimatname/güven mektubu alınması ardından bu mektubun atanmadan önce karşı tarafa elçinin kimliği ve biyografisiyle birlikte iletilmesi gerekir. Karşı tarafın inceleme ve onay süreci beklendikten sonra olumlu cevap üzerine atama gerçekleştirilir.
Devletin birbirleri ile olan ilişkilerini sağlamak ve sürdürmek amacıyla temsilci gönderme ve kabul etmelerine bu ad verilir. Bütün bağımsız egemen devletler bu haktan yararlanırlar. Papalık da elçilik hakkına sahip olan uluslararası birimlerdendir. Bu hakka sahip olmayan uluslararası birimler ise bağımsızlığı kısıtlı devletler, uluslararası duruma sokulmuş ülkeler ve uluslararası örgütlerdir.
Yabancı ülkede bulunan bir devlet elçiliğinin içindekileri rehin alarak işgal etme.
Bir devletin dış temsilciliğindeki üst düzey görevli. Elçiliğin siyasal, ekonomik, ticari birimlerinin yöneticisidir. Seviyesi, başkonsolos(general consul) ile aynı, bakanın altında, birinci sekreterin ise üzerindedir.
Afrika’daki elmas üreticisi ülkelerin bazı dönemlerde bir araya gelerek oluşturdukları ortak çıkarlara dayalı diplomasi uygulaması.
Asıl anlaşmanın dışında, söz konusu anlaşmanın uygulanması ile ilgili diğer ayrıntıların ele alındığıküçük anlaşma.
Uluslar arası hukukun, doğal ve pozitif hukukların birleşiminden oluştuğunu savunan teori. Buna göre, uluslar arası hukuk;
a-doğal hukuktan gelmektedir çünkü, belli hak ve yükümlülükler kalıtımsaldır,
b-pozitif hukuktan da gelmektedir çünkü uluslar arası hukuka uyma yükümlülüğü esasına göredir.
Canlılar ile çevre arasındaki karşılıklı etkileşimi inceleyen ve özellikle sanayi ülkeleri merkezli olmak üzere, son 30-40 yılın uluslar arası politikalarında oldukça önemli bir gündem maddesi haline gelen fen bilimi. Siyasal alanda Yeşiller Partisi adıyla çok sayıda örgütlenmenin yolunu açan ekolojik kaygılar, uluslar arası ekonomik ilişkilerde doğayı koruyacak standartların geliştirilmesini sağlamıştır. 1972 yılında Stockholm’de başlayan BM’nin başını çektiği çevre konferansları, doğaya zararlı bir takım kimyasal maddelerin yasaklanması konusunda ön ayak olmuştur.
İki yada daha fazla ülke arasında kurulan ileri düzeydeki ekonomik entegrasyon düzeyi. Avrupa Birliği’nin bütünleşme parametrelerinden biridir. 1970 yılı başlarından itibaren Avrupada ekonomik ve parasal birlik kurulması yönünde önemli adımlar atılarak bir Avrupa Para Sistemi’nin temelleri oluşturuldu. Avrupa tek pazarının ancak ekonomik ve parasal birlik ile mümkün olacağı anlaşıldığından Delors Komitesi adıyla bir komite kurularak gerekli çalışmaların hızlandırılması kararlaştırılmış ve 1987 yılında yürürlüğe giren Avrupa Tek Senedi, ekonomik ve parasal bütünleşme yolunda büyük ivme kazandırmıştır. 1989’da komite tarafından yayınlanan raporda üç aşamalı bir plan yürürlüğe sokuldu:
1. aşama; mevcut ekonomik yapı içinde ekonomik ve parasal politikaların daha sıkı koordinasyonu, merkez bankaların döviz politikalarında yakın işbirliği,
2. aşama; ekonomik ve parasal birliğin yapısı, temel organları ve Avrupa merkez bankaları sisteminin oluşturulması,
3. aşama; Avrupa çapında tek paraya geçilmesi. Eylül 1989 tarihinde Cap dAntibes Fransada toplanan Avruğa maliye bankalarınca, ilk aşama yürürlüğe sokulmuş, 1992 yılında imzalanan Maastricht Anlaşması ile ekonomik ve parasal birlik konusunda bir takvim belirlenmiş ve yeni bir üç aşamalı plan ortaya konmuştur. İlk aşamaİ 1994’e kadar sürmüş ve Avrupa para birimlerinin birbirine yakınlaştırılması sağlanmıştır. 1997’ye kadar süren ikinci aşamada, Avrupa Para Enstitüsü’nün kurulması sağlanmıştır. En geç 1999 yılına başlaması kararlaştırılan üçüncü aşamada ise Avrupa ortak parasının kullanılmaya başlanması sağlanmıştır. Şu an tamamen tek para birimi euro ile parasal birlik sağlanmışken, ekonomik bütünleşme konusunda da sona yaklaşılmıştır.
BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi tarafından kurulan çeşitli çalışma komisyonlarıdır. Dünyanın değişik bölgelerindeki sosyal ve ekonomik sorunlarla ilgili incelemeler yaparak, çözümü konusunda Konseye bilgi verir ve raporlar hazırlar. Şu ana kadar dünyanın değişik bölgeleri için kurulmuş olan komisyonları; Afrika Ekonomik Komisyonu, Latin Amerika Ekonomik Komisyonu, Asya ve Pasifik Ekonomik ve Sosyal Komisyonu. Söz konusu alt komisyonların merkezleri bölge ülkelerinden birinde yer almakta ve değişik alt birimlerden oluşmaktadır.
Birleşmiş Milletler’in çalışma organlarından biri. Genel Kurulca kısım kısım seçilen yirmi yedi üyeden oluşur ve her üye ülke üç yıl görev yapar. Konsey, ekonomik, sosyal, kültürel, eğitim, kamu sağlığı ve benzeri alanlarda faaliyet gösterir ve raporlar hazırlar. İlgi alanına giren bu konular hakkında, gerek Genel Kurula ve gerekse hükümet ve kuruluşlara tavsiyelerde bulunur. Bu konularla ilgili sözleşme tasarıları hazırlar, milletlerarası konferans düzenler ve gündem oluşturur. BM ihtisas kuruluşlarının faaliyetlerini koordine etmek de Konseyin görevidir.
Bir ülkede ekonomik göstergelerin kötüleşmesine dayalı olarak ortaya çıkan bunalım hali. Bir ülkede ekonomik krizin en önemli göstergeleri; piyasadaki durgunluk, işsizlik oranının yükselmesi, aşırı enflasyon, ödemeler dengesinin büyük açık vermesi ve yüksek borçtur. Ekonomik krizlerin 1929 ABD, 1973 Petrol bunalımı ve 1997’de Asya krizi olduğu gibi bulaşıcı ve geniş çaplı olması siyasal çalkantıları beraberinde getirebilmektedir.
Bir ülke ekonomisinin, kendine yeterli ve halkın yaşam seviyesini üst düzeyde tutabilecek duruma gelmesi. Kalkınmışlık kriterleri arasında, o ekonominin mal ve hizmet üretim kapasitesinin yükselmesi, milli gelirin artması, altyapının azalması, kişi başına düşen milli gelirin yüksekliği, şehirleşmenin hızlanması, gelir dağılımının iyileştirilmesi, enflasyonun düşük olması gibi koşullar bulunmaktadır.
Toplumsal gelişmeyi sağlayan tek gücün ekonomik etkenler olduğunu ileri süren, siyasal kurumların, düşüncelerin ve kuramların bu gelişmede payı olduğunu inkar eden materyalist anlayış.
Bir ülkenin izlediği ekonomi siyaseti. Dış ekonomik ilişkiler açısından diplomasinin konusu olan ekonomi siyaseti, mevcut uluslar arası ekonomik kurallarla uyumlu/çelişik olduğu oranda dış politik ilişkilerde ağırlık taşımaktadır. Telif yasalarına uyum, damping, yabancı sermayeyle ilişkiler ve haksız rekabet gibi Dünya Ticaret Örgütü’nün önemle üzerinde durduğu kurallar, bu tür uygulamaları sürdüren ülkelere ciddi yaptırımlar getirdiğinden, günümüzde ekonomi politikalarının oluşturulmasında uluslar arası faktörler oldukça belirleyicidir.
Hedef ülkeye ihracatı kesme, ondan mal alımını durdurma, mal varlıklarını dondurma ve bu ülke ile girişilmiş olan her türlü iktisadi faaliyeti sona erdirme biçiminde kendini gösteren cezalandırma ve zorlama politikası. Uluslar arası ilişkilerde bir zorlama amacı olarak kullanılan başarılı olabilmesi için, hedef ülkenin alternatif Pazar imkanlarının kısıtlı olması gerekir.
Birbirlerini istedikleri yönde etkilemek amacıyla devletlerin kullandıkları dış politika araçlarından birisidir. Ekonomik yaptırımlar iki gruba ayrılabilir:
1)Dış ticarete ilişkin tarife, kota, ambargo, abluka gibi yaptırımlar.
2)Dış yardım gibi finansal yaptırımlar.
Ancak ekonomik yaptırımları bir dış politika aracı olarak kullanan devletin diğer devleti istediği yönde etkilemesi bakımından karşı faktörler önemlidir. Bu faktörler ekonomik yaptırımı uygulayan ülkenin kapasitesi ve bu yaptırımların uygulandığı ülkenin yaptırım uygulayan ülkeye olan bağımlılık derecesi olarak özetlenebilir.
Daha ziyade İkinci Dünya Savaşı öncesi ve hatta yüzyılımızın başı ile ondan önceki yüzyılların siyasi tablosuna uygun ve o devirlereait bir deyimdir. Kelime anlamına uygun olarak bir ülkenin imparatorluk biçimi bir egemenlik kurması için başka ülkelere veya bölgelere doğru yayılma politikasıdır.
Bugün için Doğu ve Batı blokları birbirlerini böyle bir tutum izlemekle suçlanmakta ise de gerçek odur ki kelimenin tam anlamına uyan imparatorluklar yavaş yavaş kaybolmuşlardır ve uzun yıllar emperyalizmin etki alanında buunan pek çok Asya ve Afrika ülkesi, son 20 yılda bağımsızlık almış, milli kişiliğini bulmuştur. Bu nedenledir ki, bugün Birleşmiş Milletlerin üye sayısı 185 (1994) olmuş ve gittikçe de artma eğilimindedir. Bu kadronun yarısından çoğu, emperyalizmden çıkmış yeni bağımsız ülkelerdir.
İsmini Yunanca Ethniki Organosis Kyprion Agoniston(Kıbrıslı Savaşçıların Ulusal Örgütü) kelimelerinin kısaltılmasından alan ve Kıbrıs’ın Yunanistan’la birleşmesi için faaliyet gösteren aşırı sağcı örgüt. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan örgüt, 1955-59 yıllarında İngilizlere karşı mücadelede önemli rol oynamıştır. İngilizlerin çekilmesinden sonra bu kez Türklere karşı şiddet eylemeleri düzenleyen örgüt, 1972’de liderinin ölümüyle önemli darbe yemiştir. Daha sonra EOKA-B adıyla yeniden faaliyet göstermeye çalışmışsa da, eski etkinliğini sağlayamamıştır.
Avrupa’da Ortaçağ düzeninden 1789 Fransız Devrimine kadarki dönem.
ABD'nin Kennedy döneminde gerçekleştirdiği daha sonra NATO'nun benimsediği savunma doktrini. Doktrin ABD'nin tam anlamıyla yaşamsal çıkarlarının sözkonusu olduğu durumlarda güvenliğini nükleer silahlarla koruyacağı, öteki durumlarda ise savunmanın geleneksel silahlarla yapılacağı anlayışına dayanıyordu. Kısacası, karşılaşılan silahlarının niteliğine göre yanıt verilecekti. Çünkü bir saldırıya kitlesel karşılık vermesi ABD'nin hareket serbestisini sınırlandıran bir durum haline gelmesiydi. Ayrıca Sovyetler Birliği'nin kıtalararası balistik füze sistemlerine sahip olmasıyla ABD'nin kendisi artık doğrudan sovyet saldırısına açık bir hale gelmiştir. Bu durumda Avrupa'da muhtemel bir Sovyet saldırısında hemen nükleer güçle yanıt verilmesi halinde Amerikan toprakları da bir nükleer saldırı tehlikesi altında kalıyordu. Bu durumun ortaya çıkmaması için "esnek" bir strateji izlenmesi gerekiyordu.
Esnek karşılık doktrininin en doğal sonucu NATO'nun kara kuvvetlerinde bir artışa ihtiyaç duymasıydı. Çünkü karada Sovyetleri dengelemek gerekiyordu. Yeni strateji sonucunda Avrupalı müttefikler arasında Amerikan nükleer gücünün kontrolü yüzünde istekler çıktı, anlaşmaya varılamaması sonucunda Batılı müttefikler arasındaki konsensüs bozuldu ve Fransa NOTA'nun askeri kanadından çekildi.
Diplomatik protokolde karşılıklı ilişkilerin daha verimli ve sağlıklı yürütülmesi, işlerin sorunsuz halledilmesi için aynı düzeydeki diplomatlarca veya devlet birimlerince temsil edilmeleri. 1815 yılına kadar büyük anlaşmazlıklara yol açan diplomatik protokol eşitsizliğine, Viyana Kongresi ile çeki düzen verilmiş ve diplomatik seviyeler belli bir sıraya sokulmuştur.
İspanya’nın Bask bölgesinin bağımsızlığı için mücadele eden ve bazı dönemlerde Avrupa siyasetini önemli ölçüde etkileyen örgüt, 1950’li yılların başında kurulan örgüt, en ciddi eylemini 1973 yılında İspanya Başbakanı Luis Carrero Blanco’yu öldürerek gerçekleştirdi. 1978’de Bask bölgesi özerklik kazandıysa da, ETA eylemlerini sürdürdü. Siyasal alanda yollardır temsilciliğini yapan Herri Batasuna Partisinin faaliyerleri de mahkeme kararı ile 2002 yılında tamamen yasaklandı.
Özel bir kültürü paylaşan aynı ırka mensup topluluk. Uluslar arası ilişkilerde bir grubun etnik grup olarak kabul edilmesi için gerekli koşullar:
a-Grubu tanımlayan bir isim,
b-Grup üyelerinin ortak bir soydan geldiklerine inanılması,
c-Grup üyelerinin ortak tarihsel bir geçmişe sahip olduğunun kabullenilmesi,
d-Grubun, giyiminden dile, sanattan geleneğe kadar her konuda ortak bir kültüre sahip bulunması,
e-Grubun, üzerinde yaşasın yada yaşamasın belli bir toprak parçasına bağlılık duyması,
f-Grup içindeki insanların, kendilerinin farklı oldukları bilincine sahip olmaları.
Etnik merkezcilik, ırk bencilliği. Kendi ırkını, ulusunu, toplumunu başkalarınınkinden üstün sayma ve onları aşağı görerek kendininkine bağımlı kılmayı isteme tutumu. Irk bencilliğinin uluslar arası ilişkilerdeki yansıması, tarih boyunca insan topluluklarının birbirlerine hayat hakkı tanımamalarının temel sebeplerinden biri şeklinde olmuştur. Daha çok beyaz Batılıların siyahlar ve diğer ırk mensupları üzerinde hukuksal ve siyasal hakimiyetleri şeklinde görülmüştür. 21 Aralık 1965 yılında BM tarafından kabul edilen sözleşme ile her türlü etnik ayrımcılık kınanmış ve bununla mücadele edilmesi istenmiştir.
Bir kimsenin, bir grubun toplumsal ve siyasal güçlerini bir ortamda kullandıkları, ve olguların, olayların akışını, alınan kararları etkilemelerini sağlayan yetkileri, saygınlıkları ve gücü.