A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Ganbot Diplomasisi (gunboat diplomacy)

İngilizce'de kuvvetli topları olan eski bir gemi tipine ganbot denir. Özellikle ABD'nin 20. yy.'lın en başlarında, Orta Amerika ülkelerine siyas baskı yapmak için savaş gemisi ve deniz piyadesi göndermek suretiyle uyguladığı politikayı tanımlayan bir deyim.

Gaullisme

Fransa'nın milli kahramanlarından ve meşhur devlet başkanlarından de Gaulle'un siyasi felsefesini ve bunun uygulamasını tanımlayan ve Fransız siyasi hayatında çok geçen bir deyimdir. Kendisinin ölümünden sonra da çok taraftarı olan ve iktidarda bulunan bir siyasi akım ve cephe olmuştur. Özetle; hürriyetçi fakat otoriter, devlet taraflısı, sosyal adalete önem verir fakat anti komünist, dış politikada da batı dünyasına bağlı fakat doğu bloku ile yakın ilişkiler sürdüren, Fransa'nın kendi atom silahlarına sahip olması, NATO'ya çok bağlı olmaması, Avrupa Birliğine taraftar ancak İngiltere'nin Avrupa işlerinden uzak tutulması, tarafsız ve yeni bağımsızlığına kavuşmuş Üçüncü Dünya Ülkelerine Fransa'nın yakınlık göstermesi şeklinde tanımlanan özellikleri bulunan bir akımdır.

Gelişmiş ülkeler-Develop countries

Uluslar arası siyaset literatüründe, sanayileşmiş Batılı ülkeler için kullanılan kavram. Gelişmişlik ya da geri kalmışlık konusunun sınırları tam olarak net biçimde çizilmemiş olsa da, gelişmişliğin temel kriterleri arasında kişi başına düşen milli gelirin yüksek bir yaşam standardını saylayacak düzeyde olması, ülkenin sanayinin gelişmiş olması, yüksek teknolojiye sahip olması ve ileri teknoloji gerektiren ürünler üretmesi, ekonomisinin güçlü olması gibi unsurlar ön plana çıkmaktadır.

Gelişmekte olan ülkeler-Developing countries

1960’lı yıllardan itibaren geri kalmış ülkeler için kullanılmıştır. BM kıstaslarına göre, gelişmekte olan ülkelerde kişi başına milli gelir 200 doların altındadır. Ekonomik olarak tarım sektörü ağırlık taşırken, ileri teknoloji gerektiren sanayi sektörü zayıftır. Sosyal hayatın imkanları, insanların yaşam düzeyi, kişi başına doktor sayısı, kişi başına tüketilen kağıt, kültürel etkinlikler vb. unsurların yanı sıra; kalkınmakta olan ülkelerin, gelişmiş ülkelere olan bağımlılıkları ve dış borçlarının yüksekliği uluslar arası siyasetin ilgi alanlarından biridir.

Geliştirilmiş işbirliği anlaşması-Enhanced relationship agreement

Sadece tek bir alanla sınırlı kalmayan; siyasal, ekonomik, askeri ve kültürel tüm alanlarda işbirliğini öngören anlaşma.

Genişleme-Enlargement

AB genişlemesi. Avrupa Birliği’nin yeni ülkeleri üye olarak kabul etmesi. Terim olarak ilk defa 1969 yılında Lahey Kongresinde kullanılmıştır. Ardından ilk genişleme İngiltere, İrlanda ve Danimarka’nın katılımıyla 1973 yılında olmuştur. İkinci genişleme, Ocak 1981 tarihinde Yunanistan’ın katılımıyla, üçüncüsü 1986 yılında Portekiz ve İspanya’nın katılımıyla gerçekleşmiştir. Soğuk Savaş sonrası hız kazanan Avrupa Genişlemesi’nde dördüncü genişleme, 1995 yılında Avusturya, Finlandiya ve İsveç’in üyeliği ile gerçekleşmiştir. Birliğin, beşinci ve en  büyük genişlemesi 2004 yılında Macaristan, Slovenya, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Estonya, Kıbrıs ve Malta’nın girişiyle gerçekleşmiştir. 2007 yılındaki altıncı genişleme ile Bulgaristan, Romanya, Litvanya, Slovakya ve Letonyanın üyeliği sağlanacaktır.

Gerilla Savaşı (guerilla warfare)

Geleneksel savaş yöntemleri ile dize getirilemeyecek bir düşmana karşı uygulanan vur-kaç taktiğine dayalı bir tür çete savaşı. Özellikle, son dönemde silah teknolojisinin hızla gelişmesi karşısında bazı silahlara sahip olamayanların cephelerde başarı sağlanması imkansızlaşmıştı. Bu aşamada gerilla savaşının stratejisi, savaşta barışa varmaya yeterli düzeye gelinceye kadar düşmanı etkisiz hale getirmeye dayanır. Geleneksel olarak gerilla savaşı, yabancı bir işgale ya da bir ülkenin yönetiminin belli bir gruba karşı haksız olduğu öne sürülen uygulamalarına tepki görüntüsü taşır. Gerilla hareketleri, bağımsız olarak ortaya çıkabilecekleri gibi düzenli askeri harekatları da destekleyebilirler. Genellikle gerilla savaşı için politik bir amacın olması gerekir. Gerilla savaşında başarı için propaganda ve halk desteği şarttır. Gerillalar tedhişçi taktiklere başvurduklarında insanların bağlılığı sarsılabilir. Eğer devlet ya da işgal güçleri benzer biçimde karşılık verirse halk her iki taraftan da korkar. Hangi taraf güçlü ise ve denetimi elde tutuyorsa onunla işbirliğine girebilir. Geçmişte, Vietkong'un Vietnam'daki Amerika Birleşik Devletleri destekli güçlere, Afgan gerillalarının Afganistan'daki Sovyetler Birliği destekli güçlere karşı yürüttükleri mücadele, bu savaş türünün örneklerindendir.

Gizli Diplomasi (secret diplomacy)

Diplomasi anlayış ve uygulanmasında XVII. ve XIX. yüzyılların Avrupa diplomasisinde en belirgin özelliklerinden birisi de gizlilikti. Genellikle Avrupalı monarkların bizzat veya özel temsilcileri aracılığı ile sürdürdükleri diplomasi faaliyeti gizli bir şekilde oluştuğu gibi, bu gizlilik çoğu zaman belirli bir sonuca ulaşıldığında da sürerdi. Bir başka deyişle, saray diplomasisi olarak da adlandırılan bu tür diplomasi, her aşaması ile dışa kapalı bir biçimde yürütülürdü. Böylece, bir bölge halkı bazen bir başka devletin egemenliğine geçtiğini sonradan öğrenebilirdi. Bu tür diplomasiye karşı en önemli tepki, idealist ABD Başkanı Wodrow Wilson'dan gelmişti. Wilson I. Dünya Savaşı sonlarında yayınladığı ünlü "On dört nokta"nın Birincisinde, açık görüşmeler yolu ile ulaşılacak açık sözleşmelerden sözediyordu. Gerçekte de, XX. yüzyılda demokrasinin gelişmesi, halk kitlelerinin yönetim ile ilgili sorunlara giderek daha büyük oranlarda katılmaları ile diplomasi daha "açık" niteliğe bürünmüştür.

Gizli elçi-Emissary envoy

Bir ülke tarfıından, başka bir devlete gizli maksatla, belli bir konuyu araştırmak yada başka türlü tepkileri ölçmek üzere gönderilmiş olan özel diplomat. Genellikle kriz anlarında yada siyasal çalkantı dönemlerinde görevlendirilen gizli elçiler, kesinlikle casuslarla karıştırılmamalıdır. Gizli elçinin görevi, yabancı ülkenin bir takım sırlarını ele geçirmek değildir.

Gizli kanal diplomasisi-Back channel diplomacy

Düşman taraflar arasında gayr-ı resmi sıfata sahip kişiler ya da üçünşü tarfalar kullanılarak gizli iletişim kanalları aracılığıyla yürütülen diplomasi biçimi.

Global Strateji (global strategy)

Bütün dünya üzerinde etkisi olabilecek bir strateji politikası izlemeye milletlerarası kuvvetler dengesinde global strateji denir. Bu tür politikaya bugün için sadece teksüper devlet olan ABD tam anlamı ile izleyebilmektedir. Çin de bu yolda adımlar atmaktadır. Son zamanlarda, ABD-Rusya-Çin üçlüsüne dünya askeri 1 uzun menzilli bonbardıman uçakları, atom denizaltıları, uçak gemileri ve çeşitli ülkelerde askeri üslere malik olması gereklidir.

Gorbaçov Diplomasisi (Gorbachev diplomacy)

Mihail Sergeyeviç Gorbaçov-1985 yılında SBKP Genel Sekreterliğine getirilmiştir. Sovyet iç ve dış politikasında köklü değişiklikler yaratmıştır. Glasnost (açıklık) ve Prestroika (yeniden yapılanma) politikalarıyla belirli bir süreç içerisinde siyasal, toplumsal ve ekonomik bir dönüşüm başlattı. Doğu Avrupa'daki katı komünizmin arkasındaki Sovyet desteğini çekerek bölgedeki reformlara katkıda bulundu. Bunu ikiAlmanya'nın birleşmesi konusunda olumsuz tutumunu değiştirmesi ve 1990'da Berlin Duvarı'nın yıkılması izledi. Silahsızlanma alanında gösterdiği yürekli girişimler Amerika başkanı ile doruk toplantısındaki olumlu tavırları ile dış gezileriyle uluslararası alanda saygınlık kazandı. 1987 Aralığında ABD ile orta menzilli nükleer füzelerin kaldırılmasını öngören INF antlaşmasını imzaladı. 1989'da Avrupa Konseyi toplantısına katılarak bir "Ortak Avrupa Evi" önerisinde bulundu ve SNF (kısa menzilli nükleer füzeler) konusunun görüşülmesini istedi. Gorbaçov'un izlediği politika Sovyet Cumhuriyetlerinde bağımsızlık hareketlerine yol açmış ve başkanlıktan istifasından bir gün sonra Sovyetler Birliği resmen dağılmıştır (26 Aralık 1991).

Göçmenler (immigrants)

Milli ekonomik ve sosyal problemlerin yanısıra milletlerarası ilişkilerde ve diplomaside de rol oynayan göçmenler, başlıca yurt dışına giden (Emigration) ve yurda gelenler (Immigration) olarak iki ana konudur.

Yurt dışına giden göçmenler, genellikle, ülkedeki işsizlik ve nüfus patlaması sonucudur. Ülke ekonomisi üzerindeki baskıyı hafifletirler. Ayrıca gittikleri yerde ülkeler için bir potansiyel olurlar ve gereğinde maddi ve manevi yardım unsurudurlar.

Ülkeye gelen göçmenler ise, ekonomisi zayıf ülkelerde büsbütün bir ekonomik baskı unsuru olurlar. İşsizlik, meskensizlik problemlerine konu teşkil ederler. Çeşitli ekonomik ve sosyal zorlukların kaynağı olabilirler. Bazı ülkeler ise insan gücü sağlamak için göçmen kabul politikası izlerler (ABD, Avusturya, Kanada) giden ve gelengöçmenlerin kalifiye iş ve sanat sahibi olmaları da ülkenin ekonomik hayatı üzerinde etkiler yapar.

Türkiye'deki 1951'de Bulgaristan'dan gelen yüzbinlerce göçmen ülkemiz açısından son yılların en önemli göç olaylarındandır. 1968'de yapılan bir anlaşma ile 1951 göçünde parçalanmış olan ailelerin diğer bazı fertlerinin de Türkiye'ye göç etmesi olanakları sağlanmış, 100 bin kişi kadar gelmiştir. Bu arada, 1963 Kıbrıs bunalımından sonra onbinlerce Rum asıllı vatandaş da Türkiye'den Yunanistan'a göçmüştür. Bulgaristan ile olan göç anlaşması uygulaması 1978 sonunda bitmiştir.

İkinci Dünya Savaşı sırasında çatışmaların gelişmesine göre çeşitli kitlevi göçler olmuştur. Savaş sonrasında 1948'de Filistin'de İsrail'in kuruluşu ile yüzbinlerce kişi bu topraklardan Arap ülkelerine iltica veya göç etmişlerdir. İsrail'in kuruluşu ile çeşitli ülkelerde bulunan yüzbinlerce Yahudi de buraya göçmüş ve göçmektedirler. Yine 1948'de Pakistan-Hindistan ayrılmasından sonra milyonlarca kişi her iki yöne doğuru göç etmişlerdir. İkinci Dünya Savaşı sonunda Doğu Prusya ve civarındaki bir kısım topraklarındaki Almanya'dan batı yönündekibölgelere 14 milyon kadar kişi göç etmiş bulunmaktadır.

Göç hareketleri tehlike ve zorluklar karşısında veya baskı neticesi olabileceği gibi, iki ülke arasında karşılıklı nüfus değişimi (Exchange de Population) şeklinde anlaşmalar olabilir.

Gönderme Araçları (delivery systems)

Uluslararası strateji literatüründe, nükleer bombaları hedefe göndermek için kullanılan çeşitli araçlara verilen ad. Nükleer bombaların hedefe gönderilmesinde kullanılan en eski araç uçaklardır. Günümüzde ağır bombardıman uçakları eskisinden çok daha büyük miktarlarda nükleer bomba taşıyabilmekte ve saatte yaklaşık 1000 km hızla kıtalararası gidip gelebilmektedir. Gönderme araçlarının ikinci grubu ise yerden veya denizaltından fırlatılan tek veya çok başlıklı, füzelerden oluşmaktadır. 1981 yılında yürürlüğe sokulan Amerika Birleşik Devletleri Uzay Mekiği programında kullanılan gönderme araçları, öncekilere oranla çok daha gelişkindir. Birden çok uçuşta kullanılmaları olanaklıdır. Bu nedenle uzay mekikleri ile gerçekleştirilen uçuşların maliyeti düşmektedir.

Görüşmeler (negotiations)

Uluslararası ilişkilerin temel öğelerinden birisi. Devletler arasında görüşmeler bazen yalnızca görüş ve bilgi alışverişinde bulunma, bazen de belirli bir sonucun barışçı yollardan çözümünü sağlama amacına yönelik olabilir. Ayrıca görüşmeler, karşı tarafı masa başında oyalayarak zaman kazanmak veya kendi görüşleri doğrultusunda propaganda yapmak amaçlarına yönelik olarak da kullanılabilir.

Devletler arasındaki iki ya da çok yanlı görüşmelerde ilk karşılaşılan sorun, görüşmenin nerede yapılacağıdır. Görüşme düşman iki ülke arasında yapılıyorsa, genellikle tarafsız bir ülke topraklarında gerçekleşir. Dost ülkeler arasındaki ilişkiler ise, karşılıklı olarak iki ülke topraklarında gerçekleşmektedir. Görüşmeler kullanılacak dil, basına açık ya da kapalı olması vb. sorunlar görüşmeler öncesinde çözülmesi gereken sorunlardır. Diplomasi pratiği, tarafların uzlaşabilir konuları ele almalarını öngörmektedir. Böyle durumlarda taraflar bazen çıkar birliği içerisinde bazen de karşılıklı tavizler vererek sorunları çözebilir. Tarafların birbirleri ile bağdaştırılması güç olan tezleri ele almaları çoğu zaman bir sonuç doğurmasa da soruna çözüm getirecek konuların yaratılması konusunda bazı adımlar atılmasını sağlayabilmektedir. Görüşmeler bazen de kısır döngü halinde tıkanabilmektedir.

Göz boyama diplomasisi-Designer diplomacy

Devlet adamlarının hiç gerekmediği halde, bir şeyler yapıyormuş izlenimi vermek amacıyla çıktıkları dış gezileri belirtmek için kullanılan bir terim.

Gözlemci Statüsü (observer's status)

Bir takım konuları yerine getiren devletin ve öteki ulusların birimlerin, gözlemci statüyle uluslararası örgütlerin çalışmalarına oy hakkı olmadan katılmalarını ifade eder. Örgütlere göre gözlemcilerin bazen söz hakkı bulunduğu gözlenmektedir. Gözlemci statüsünden yararlanan birimler şunlardır. i)Henüz örgüt üye devletlerince devlet olarak tanınmamış devlet iddiasındaki topluluklar, ii)Uluslararası örgütler, iii)Kimi ulusal bağımsızlık hareketleri.

Güç Dengesi-Balance of Power

Bir ülkenin askeri, ekonomik, siyasi ve bilimsel olarak diğerlerinin aleyhine her şeyin kontrolünü ele geçirmesine izin vermiyerek, ülkeler arasındaki dengeyi muhafaza etmeyi öngören siyasal nazariye ve bu nazariyenin uygulanması. Başka bir ifdeyle, üç ya da daha fazla devletin yer aldığı her uluslararası sistemde, güçlenen tarafın başka bir güç ya da güçler koalisyonu tarafından dengelenmesidir. Güçler dengesi kurmaya dönük en tanınmış yapılanma Bağlantısızlar Hareketidir. Tek kutuplu 1990 sonrası güç dengelerinde ise ABD karşısında Çin-Rusya yakınlaşması en tipik güç dengesi oluşturma gayretidir.

Devletlerin ulusal güvenlik sorunlarıyla değişen ittifaklar çerçevesinde nasıl uğraştığını tanımlayan bir bakış açısı. Özellikle XVIII. ve XIX. yüzyılların Avrupasında geçerli olan bir sistem. Bu sistemde kutup ya da bloklar bulnmamaktadır. Güçleri birbirine yakın en az beş ya da altı devletin bir ortamda bulunması gerekir. Sistem, revizyonist devletlerin, statükocu güçlerin güvenliğini tehdit etmeye başladığında gündeme gelir. Bu sistemde yenilen devletlerin ortadan kaldırılması yerine onun sisteme tekrar atılması amaçlanır. Devletler arasında gücün dengelenmesi ya ağır tarafın hafifletilmesi ya da hafif tarafa ağırlık verilmesiyle olur. Bunun için kullanılan bazı yöntemler; böl ve yönet, silahlanma ve ittifaklar ve koalisyonların kurulmasıdır. Devletin yaşamını sürdürmesi statükonun devamı için şarttır. Dengenin her bir devleti eşit güçte olabileceği gibi, bir taraf diğerlerinden üstün olabilir. Ayrıca bir devletin Büyük Britanya'nın 19. yy.'da yaptığı gibi bilinçli bir güç dengesi politikası izleyebilir. 17. ve 18. yüzyıllarda güç dengesi politikası izleyen devletlerin amacı, kendi hareket serbestilerini en üst düzeyde tutmaktı. Amaç, devletlerin bağımsızlık ve hükümranlıklarını korumaktı. Devletler serbestçe bir ittifaktan diğerine geçebiliyordu.

Kutsal ittifak statükonun korunmasına, devletin ortadan kaldırılmasına bir örnektir Napolyon'un Fransa'yı mağlup edildikten sonra Fransa'ya paylaşmak yerine Napolyon öncesi duruma getirilmesi tercih edilmiştir. I. ve II. Dünya Savaşlarında ise bu sistemi temelinden sarsan ve çökmesine neden olan Almanya'dır.

Güç gösterisi-Demonstration

Uluslararası ilişkilerde bunalıma doğru giden gerginlik halinde, kuvvete baş vurma eğilimini yansıtan bir tür caydırıcılık eylemi. Askeri kuvvet yığınakları yapmak, büyük manevralar düzenlemek, yüksek komutanların yoğun teftiş gezilerinde bulunmaları, silahlı kuvvetlerin alarma geçirilmesi, olağan dışı uçak hareketleri ve donanmanın denize açılması gibi çeşitli tutumlar biçiminde görülür. Güç gösterisi, istenen sonuçları sağlamak bakımından olumlu olabileceği gibi, bazı durumlarda aksi sonuçlar verip, gerginliği büsbütün arttırabilir ve karşılıklı tırmanmaya yol açabilir.

Güç Kuramı (power theory)

Başka devletlerin davranışını kontrol edebilmek iktidarını ve kapasitesini ifade eder. Uluslararası ilişkilerde gücün başlıca rolü, öteki devletlerin tutum ve davranışlarını etkilemektir. Güç uluslararası ilişkilerde belirli bir amaca ulaşmada kullanılan bir araçtır. Bir devletin gücü çeşitli öğelerden oluşur. Bu öğeler sürekli değişim halindedirler. Bir devletin gücünü oluşturan öğeler arasında şunları sayabiliriz: a)nüfus ve işgücü, b)doğal kaynaklar, c)coğrafi konum, ç)gelişme düzeyi, d)askeri güç, e)hükümetin niteliği, f)diplomasinin kalitesi, g)Ulusal moral, vs. ülkenin coğrafi konumu kadar, biçimi, topoğrafyası, iklimi vb. gibi noktalar da devletin gücünü etkilerler.

Güç yaklaşımı (power approach)

Uluslararası Politika'yı açıklamakta kullanılan en eski yaklaşımlardan biridir. Teorilerinde güç yaklaşımını kullanan ilk kişi Hans J. Morgenthau'dur. Morgethau'ya göre Uluslararası politika, tüm politikalar gibi bir güç ve iktidar mücadelesidir. Ayrıca Morgenthau ulusal çıkarı güç öğesine göre tanımlamaktadır. Buna göre, devletlerin ulusal çıkarlarını gerçekleştirebilmek için güce gereksinimleri vardır. Devletler Margenthau'ya göre, 3 tür politika izleyebilirler: 1)Prestij politikası, 2)Statüko politikası, 3)Yayılma politikası. Bu ayrımda birincisi devletin sahip olduğu gücü göstermek içinyaptığı girişimleri ve diğer ikisi ise sahip olduğu gücü sürdürmek ve artırmak için yaptığı girişimleri ifade eder. Morgenthau'un bu görüşleri, tüm uluslararası politikanın salt "güç" kavramı ile anlatılmasının eksik olacağı ve çok genel nitelikte olduğu için eleştirilere uğramıştır ancak güç yaklaşımı uluslararası politika alanında temel yaklaşım biçimlerinden biri olmuş ve birçok yeni yaklaşımın geliştirilmesinde çıkış noktası oluşturmuştur.

Gündem 21-Agenda 21

1992 yılındaki Rio de Janeiro BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda benimsenen ve 21. yüzyıldaki çevresel ve kalkınma hedeflerini belirleyen program. Kararın en bariz özelliği, sürdürülebilir bir kalkınma ile çevre sorunları arasında yakın bir ilişki kurması ve bu ikisinin birbirini destekleyecek bir planlanması idi.

Güneydoğu Asya Devletleri Topluluğu/Association of South-East Asian Nations

8 Ağustos 1967 tarihinde Endonezya, Brunei, Filipinler, Singapur, Tayland ve Malezya arasında kurulan bölgesel topluluk. Merkezi Cakarta da olan kuruluş, soğuk savaş koşulları içinde 1990 lara kadar tamamen siyasal ağırlık taşırken, bu tarihten itibaren ekonomik konulara ağırlık vermeye başlamıştır.

Gümrük tarifesi-Custom tariff

Bir ülkeye, yabancı ülkelerden gelen mallardan hangi sınıflama üzerinden ve hangi oranda vergi alınacağını gösteren liste.

Gümrük birliği-Custom union

  1. İki yada daha fazla ülkenin, gümrük mevzuatlarını ortaklaşa düzenlemek ve birbirleri ile ticaretlerinde gümrük vergisini karşılıklı sıfırlamak için yaptıkları ekonomik birlik. Gümrük birliğinin üç temel koşulu vardır:

a- Üye ülkeler arasında gümrüklerin ortadan kaldırılması,

b- Birlik dışındaki ülkelerle yapılan ticarette ortak tarife uygulanması,

c- Dışarıyla yapılan ticaretten elde edilen gümrük vergilerinin üye ülkeler arasında bölüştürülmesi.

Gümrük birliğine üye olan ülkelerin serbest dış ticaret politikası izlemesi neredeyse olanaksızdır. Gümrük birliği ve serbest ticaret alanı arasındaki fark, gümrük birliğinde daha ileri ve daha yüksek düzeyde ekonomik bütünleşmenin arzu edilmesidir. Bu amaçla, gümrük birliği, (serbest ticaret alanı içn olduğu gibi) malların devletler arasında serbestçe dolaştığı bir düzenlemden iberet değildir; fakat aynı zamanda, devletlerin üçüncü ülkelerle olan ticaret konusunda ortak bir ticari politika uyguladıkları bir düzenlemedir.

  1. Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 13 Aralık 1995 tarihinde imzalanan gümrük birliği anlaşması. Anlaşmayla, sanayi ürünleri ile işlenmiş tarım ürünleri ve çelikte karşılıklı vergiler kaldırılmış ve malların serbest dolaşımı sağlanmıştır. Üçüncü ülkelerle ticaretini de AB prosedürüne göre yapmaya başlayan Türkiye, 1996 yılından itibaren topluluğun ortak gümrük tarifelerini kabul etmiştir.

Gümrük alanı-Custom territory

İki yada daha fazla ülke arasında, siyasi sınırlardan farklı olarak belirlenmiş olan ve dış alışverişlere ilişkin gümrük işlemelerinin tamamlanmış sayıldığı alan. Gümrük hattının siyasi sınırlardan farklı olarak çizilmesinin nedeni, ülkelerin izlediği dış ticaret politikası nedeniyle kurulan serbest bölgeler ya da ortak pazarlar dır. Bir ülkenin siyasi sınırları içinde serbest bölgeler, limanlar ve depolar gibi gümrükten arındırılmış gümrük dışı bölgeler olabileceği gibi, birkaç ülkenin aralarında anlaşarak kurdukları ve kendi siyası sınırlarını bağlamayan gümrük birliği de söz konusu olabilir.

Güven artırıcı önlemler-Confidence building measures

Devletler arasında askeri tatbikatların bildirilmesi, karşılıklı olarak gözlemcilerin çağrılması, aradaki bilgi alışverişinin geliştirilmesi, karşı taraf nezdinde gözlemler yapılması gibi siyasal adımlardan oluşan uzlaşı gösterileri.

Güvenlik Kuşağı-Cordon sanitaire

Bir ülkenin veya bölgenin güvenliğini sağlamak üzere bir çeşit ara bölge meydana getilmesi. Söz konusu politikanın en yaygın uygulanma biçimi, bu ara bölgenin tarafsızlaştırılması şeklinde görülmektedir. Düşman iki ülke arasında bulunan ve bunları birbirinden ayıran ülkelere de bu isim verilir.

Güven Mektubu (letter of credence)

Bir diplomatik temsilcinin görev yapacağı ülkenin devlet başkanına, diplomatın ülkesinin devlet başkanı tarafından gönderilen resmi döküman. Bu mektupta diplomatın ülkesinin devlet başkanı, diplomatın kendisini temsil yeteneğine olan güvenini belirtir ve kendi hükümeti adına girişeceği faaliyetlerde kendisine gerekli kolaylığın gösterilmesini rica eder. Bu mektubun diplomat tarafından sözkonusu ülkenin devlet başkanına sunulması ile diplomatın o ülkedeki resmi görevi de başlamış olur.