A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Haber Alma (intelligence)

Bir devletin, diğer devletlerin gücüne, etkinliklerine ve olası hareket yönlerine ilişkin bilgi toplaması. Haber alma ile güdülen amaç, siyasal yöneticilere karar almalarında yardımcı olmak üzere değerlendirilebilecek bilgilerden oluşan rapor hazırlamaktır. Haber alma üç aşamalı bir süreci içerir. Bilinmesi gerekli olanlar kararlaştırılır. Daha sonra bilgi toplanır ve sonunda bu bilgiler değerlendirilip çözümlenir. Toplanan bilgiler diğer devletlerin silahlı kuvvetlerinin hazırlık derecesi, yeni silahları, önemli askeri merkezleri, stratejik ve teknik hareket planları vb. askeri-stratejik nitelikte olabileceği gibi özellikle ile de ilgili olabilir. Haber almanın çeşitli yöntemleri vardır. Yaratılan izlenimin aksine, bilgi toplamanın çoğu gazeteler, radyo ve televizyon yayınları ve hükümet raporları gibi kamuya açık kaynaklardan elde edilir. Ayrıca diplomatlar da bilgi toparlarlar. Bunlardan başka uydular, gizli gönderimlerin çözülmesi ve yabancı ülkelerde bulunan ajanların aracılığı ile de bilgi toplanmaktadır.

Hak ihlali-Abuse of right

Uluslararası normlarca kabul edilmiş insani yada siyasi hakların ihlali.

Hakkaniyet ve nisfet-Ex aequa et bono

Uluslar arası mahkemelerin olağan yetkileri ile olağanüstü yetkileri arasında ayrımı esas alan hukuk ilkesi. Buna göre, uluslar arası mahkemelerin pozitif hukuku uygulayarak bir anlaşmazlığı çözmeleri, bu mahkemelerin olağan yetkileri; pozitif hukukun dışına taşarak hakkaniyet ve nisfet ile çözmeleri ise olağanüstü yetkileri olarak kabul edilmektedir. Uluslar arası Adalet Divanı uygulamasının, şayet tarafları arasında bu konuda bir uzlaşma varsa kullanılabileceğini belirtmektedir.

Haklı Savaş (justified war)

Bu kavram savaşların niteliği ile ilgilidir. Bu tür savaşı Ortaçağ Avrupasında bir hükümdarın silahlı kuvvetlerini egemenlik bölgesi dışında meşru nedenlerle kullanabilmesi anlamını taşımaktadır. O dönemde Hristiyanlığı geliştirmeye yönelik savaşlar "Haklı", diğerleri ise haksız olarak görülüyordu. Kavram XIX. yüzyılda değişik anlamlar kazanmıştır. Çağımızda sömürge ülke halklarının bağımsızlıklarını sağlama amacına yönelik olarak giriştikleri ulusal kurtuluş mücadeleleri "haklı savaş" olarak görülmektedir. Bu görüşün karşısında yer alanlar ise bir haklı/haksız ayırımındaki güçlüğe dikkat çekerek şiddetin her türlüsüne karşı çıkmaktadırlar.

Halı diplomasisi-Carpet diplomacy

Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright tarafından 2000 yılında gündeme getirilen ve İran halılarına uygulanan ambargonun hafifletilmesi sayesinde Tahran yönetimiyle aradaki buzları eritmeyi amaçlayan diplomasi girişimi.

Hava haberleşmesi-Air communications

Manyetik dalgalar kullanılarak sağlanan iletişim.

Hava Kara Savaş Doktrini-Air Land Battle Doctrine

NATO stratejistleri tarafından 1970’li yıllarda tasarlanan ve olası bir üçüncü dünya savaşında uygulanacak olan strateji. Taktik hava güçlerinin yer birlikleri ile entegre biçimde kullanılmasını öngören savaş doktrinidir. Planın özü; savaşın devam ettiği alanın ötesindeki ülke topraklarında bulunan bütün tedarik yollarının, komuta merkezlerinin yok edilerek, arka bölgelerin savaşla ilgisinin kesilmesi esasına dayanmaktaydı. Aynı doktrin 1980’li yıllarda Amerikan ordu doktrini olarakta uygulanmıştır.

Hava koridoru-Air corridor

Uluslararası hava ulaşımı için her uçağın nerelerden geçebileceği konusunda, anlaşmalarla belirlenmiş hava yolu. Bu koridor dışında uçan yabancı uçaklara, o hava sahasının sahibi olan ülkenin hava kuvvetleri müdahale etme yetkisine sahiptir.

Hava köprüsü-Air bridge

Bazı siyasal veya stratejik nedenlerle normal yollar ve araçlarla ulaşım sağlanamayan yerlere, çok sayıda uçakla devamlı şekilde havadan bağlantı kurulması ve her türlü ikmalin böylece sağlanması.

Hava operasyonu-Air campaign

Savaş uçakları ve helikopterler kullanılarak yapılan saldırı.

Hava sahası-Airspace

Bir ülkenin yeryüzü sınırlarının uzaya doğru uzanan kesiti. Uluslararası hukuka göre, bu boşluk ilgili ülkenin egemenliği altındadır.

Hava saldırısı-Air raid

Düşman ülke tesislerinin yok edilmesi amacıyla havadan yapılan bombardıman. 1923 tarihli Lahey Anlaşması, hava saldırılarında vurulabilecek tesisler konusunda askeri ve sivil hedefleri birbirinden ayırmaktadır. Ancak söz konusu anlaşma, İkinci Dünya Savaşı’nda ihlal edilince, 1949 yılında imzalanan Cenevre Anlaşması ile sivil hedeflerin vurulması kesinlikle yasaklanmıştır.

Havacılık-Uzay Araştırma ve Geliştirme Danışma Grubu-Advisory Group for Aerospace Resoarch and Development

NATO nun teknik kuruluşlardan biri. Üye ülkelerin savunma ihtiyaç ve çalışmalarını koordine etmek için bilimsel ve teknik danışma ile uzmanlar arasında işbirliği sağlar.

Hava üssü-Air base

Savaş uçaklarının inip kalkması için tasarlanmış tesis.

Hibe (donation)

Karşılıksız dış yardım. Uluslararası örgütler, kuruluşlar ya da devletler tarafından bir ülkeye yapılan hibe yardımda hiç bir koşul aramaz. Bu yardım türü mali olabileceği gibi, program ve projelere ilişkin olarak teknik malzeme biçiminde de olabilir. Hibe yardımda bulanan ülkenin bu yardımı alan ülkelerdeki amacı kendisine siyasi avantajlar kazandırmak, uluslararası alandaki gücünü arttırmak ve desteklediği sektörleri kendi lehine kullanabilmektir.

Hidrojen Bombası (hydrogen bomb)

Füzyon ya da termonükleer bomba da denilen bir nükleer bomba türü. Atomların füzyonunu hafif çekirdeklerin birleşerek, daha ağır bir çekirdek oluşturması sırasında ortaya çıkan bir miktar enerjinin denetim altına alınması anlamına gelmektedir. Bu bombalarda açığa çıkan enerji, atom bombalarına oranla daha fazladır. Hidrojen bombasının ilk denemesini, Amerika Birleşik Devletleri 31 Ekim 1952'de Sovyetler Birliği ise 12 Ağustos 1959'da gerçekleştirmişlerdir. Sonradan İngiltere, Fransa ve Çin Halk Cumhuriyeti de füzyon bombaları yapmışlardır.

Bununla beraber gerek diplomatik teşebbüsler, gerekse taraflar arasında varılan anlaşmalar bakımından sözkonusu olan nispi "açıklığı" fazla da abartmamak gerekir. Gerçekten günümüzde açıklıktan uzak bir diplomatik faaliyetten söz etmek mümkündür. Kaldı ki, teorik düzeyde de diplomatik faaliyetlerin açık veya kapalı olmasının fayda ve sakıncaları tartışma konusudur. Bazılarına göre kapalı diplomasi, zarar alıcıların kapalı kapılar ardından geniş kitlelerin aleyhine bazı kurallar alabilmelerini mümkün kılan ve demokrasinin özüne aykırı bir nitelik taşımaktadır. Bazılarına göre, ise gerektiğinde uygulandığı takdirde kritik sorunların ele alınışında, genellikle hisleri ile hareket eden ve kolayca yönlendirilebilen geniş halk kitlelerinin etkisini azaltarak, sorunun çözümü için gerekli teknik bilgi ve deneyime sahip uzmanlara daha fazla inisiyatif tanıması dolayısı ile gerekli bir diplomasi biçimidir.

Hinterland

Geride topraklar, gerideki ülke anlamına gelen Almanca kökenli bir terim. Bu ulaşım kaynağına, limana, özellikle ekonomik anlamda, bağımlı durumda bulunan toprak parçaları birer hinterland oluştururlar.

Hiyerarşik Sistem (system of hierarchy)

Bu sistem hipotetik nitelikteki uluslararası sistem türlerinden bir tanesi. Tarihte gerçekleşen en güzel örneğini, Roma İmparatorluğu döneminin oluşturduğu söylenebilir. Günümüzde uluslararası politika literatüründe daha çok bazı alt sistemleri çözümlemek açısından önem taşıyan bu teorik modelde, sistem içerisinde bir devlet ile diğerleri arasındaki güç dağılımı simetrik olmayan bir nitelik göstermekte ve de bu sistemde ülke başat bir konumda bulunmaktadır.

Hollanda Marazı-Dutch Disease

Halanda hastalığı. Bir ülkenin doğal kaynak ihracında görülen bir patlamanın, o ülkenin para biriminin güçlenmesine sebep olması ve böylece kaynağa dayalı olmayan sanayilerin karlılığını baltalaması durumu. Kavramın kaynağı, Hollandanın 1960’larda Kuzey Denizinde doğalgaz çıkarmaya başlaması ardından ortaya çıkan sanayisizleşme etkisinden gelmektedir.

Hristiyan Demokratlar-Christian Democrats

Batı siyaset literatüründe, sağ eğilimli gruplardan biridir. Hristiyanlık öğretileri ile demokrasi ilkelerini birleştirmişlerdir. İlk olarak, İtalya ve Almanyada, liberal ve muhafazakar eğilimlerin uzlaşması üzerine ortaya çıkmıştır.

Hudutlar-Borders

Bir devletin, egemenlik yetkilerini kullandığı toprak parçasını diğer ülkelerin egemenlik alanlarından ayıran çizgiler. Sınırlar sadece kara parçaları ile ilgili olmayıp, iç sular, kara suları, hava sahası ve yer altı gibi coğrafi birimleri de kapsar. Sınırların saptanmasında başlıca iki yöntem söz konusudur.

a-İki devlet arasında eskiden beri var olan bir sınırın belirlenmesi.

b-Yapay ya da doğal unsurları kullanarak yeni bir sınır oluşturulması. Bu yöntemde dağlar, nehirler gibi coğrafi faktörler kullanılabileceği gibi, etnik, dini ya da kültürel unsurlara göre bir çizim yapılabilir.

Sınırların yeryüzü üzerinde uygulanabilmesi için sınır karma komisyonları oluşturulur. Bu komisyonların yetkileri kesin olmamakla birlikte, aldığı kararlar, konu ile ilgili devletlere sunulur ve onaylanması beklenir. Sınırlarda uluslararası tanınmışlık aranır.

Hükmün yokluğu-Absence of text

Çeşitli kanunların sonuna eklenen ihtiyati bir hükümdür. Söz konusu metindeki hükümlerin açıkça belirtilmeyen diğer benzer durumlarada uğgulanacağı belirtilir. Ancak uluslararası anlaşmalarda böyle bir şart konulamaz.