A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Tahkim, hakemlik-Arbiration

Uluslararası uyuşmazlıkların barışçı ve hukuka uygun bir biçimde çözümüne yönelik yöntemlerden birisi. Tahkim, 1907 La Haye Sözleşmesi ile yasalaşmıştır. Buna göre uluslararası hakemliğin amacı, devletler arasındaki uyuşmazlıkların, tarafların seçeceği yargıçlar tarafından hukuki yöntemlerle çözülmesidir. 1929 yılında Milletler Cemiyeti tarafından kabul edilen Hakimlik Genel Senedi, 1952’de BM tarafından belli değişikliklerle birlikte aynen benimsenmiştir. Tahkimde en önemli koşul, tarafların kendi arzuları ile başvurmuş olmalarıdır. Taraflar arasında yapılan bir sözleşme ile kurulan ve yönetimi ile işleyiş kuralları belirlenen hakemlik işlevi, tek sayıda olmak koşuluyla birçok şahıstan oluşabilir. Tahkimde hakemin verdiği karar bağlayıcıdır ve bir üst otoriteye başvurma seçeneği yoktur.

Takımada devleti-Archipelagic state

Birbirine yakın küçük adacıklar üzerine kurulmuş devlet.

Taktik Silahlar (tactical weapons)

Günümüzde modern silahlar, genellikle stratejik ve taktik silahlar olarak iki ana grupta toplanmaktadır. Diğer bir sınıflandırma da nükleer silahlar ve konvansiyonel-klasik-silahlar şeklindedir.

Taktik silahlar, savaşın bütünü değil, bir cepheyi, bir harekat alanını ilgilendiren, dar bir bölgede etkili ve küçük bir birlik tarafından kullanılan kısa menzilli silahlardır. Hemen hemen bütün konvansiyonel silahlar aynı zamanda taktik silah türleridir (top, tank, tanksavar silahları, bütün piyade silahları, kısa menzilli füzeler ve benzeri silahlar gibi).

Nükleer silahlardan da taktik önemde olanları bulunmakta ve bunların en son tiplerine "küçük nükleer silah" anlamına gelen "Mininuces" adı verilmektedir. Ayrıca, taktik nükleer silahlardan gücü 1ila 20 kilodan arasında değişmekte olup, yüzeyden-yüzeye (karadan-karaya) küçük ve kısa menzilli füzelerde başlık halinde atılabilen, nükleer mayın halinde bulunabilenler de vardır. Bugün için Avrupa'daki NATO kuvvetlerindeki taktik silah sayısının 7-8000 kadar olduğu uzmanlarca açıklanmaktadır.

Tampon devlet-Buffer state

Coğrafi konumu bakımından birkaç güçlü devletin arasında bulunan küçük ve güçsüz devlet. Büyük güç merkezleri arasında bu tür bir devletin varlığı, iki fonksiyon görebilir. Bu türden bir devlet ya güçlü devletlerin doğrudan karşı karşıya gelmelerini önleyerek küçük gerginliklerin çatışmaya dönüşmesini engeller ya da güçlü bir devlet, çevresindeki güçsüz devletleri, kendi ülkesinin güvenliği için tampon bölgeler olarak görür ve kendisine dışarıdan yönelecek bir saldırıyı bu tampon ülkelerin topraklarında karşılamayı planlar. Avrupa ve Sovyetler Birliği, Soğuk Savaş döneminde Doğu Avrupa ülkelerini bu şekilde görmüşlerdi.

Tanımlanmış yatıştırıcılık-Defined appeasement

İki devlet arasındaki gerilimi, söz konusu anlaşmazlığa konu olan temel unsur yada unsurları belirleyip ortadan kaldırarak azaltma yöntemi.

Tarafsızlık (neutrality)

Bir devletin başka iki devlet veya devletler arasındaki savaşın fiilen ve hukuken dışında kalması ve savaşan devletlerin de bunu böyle kabul etmesi. Tarafsızlık doktrini hiç değilse barış zamanında her türlü askeri ittifaka katılmayı reddeden öğretidir. Özellikle batı ve komünist blokları karşı karşıya getiren anlaşmazlıklarda bir hakemlik veya çekimserlik siyasetine sahip olanların görüşü böyle idi.

Tarafsızlık çeşitli şekillerde olabilir. 18 yy.'da alışılmış olan tam veya mutlak tarafsızlık yanında noksan, sınırlı veya gözetici denen tarafsızlık ortaya çıkmıştır. Sınırlı tarafsızlıkta savaşa katılma yok; ama taraflardanbirine yardım vardır. Bir diğer tarafsızlık da silahı olanıdır. Bu ya ticaret gemilerini korumak için refakatine savaş gemisi vermek ya da tarafsızlığa saygı gösterilmesini güven altına almak için kuvvetli bir orduyu silah altında tutmak şeklinde olur. Daimi tarafsızlık ise bir devletin diğer devletlere bağımsızlığını ve ülke bütünlüğünü güven altına alınmasına karşılık-meşru müdafaa durumu hariç-savaş hakkında ve askeri ittifaklara girme hakkında vazgeçmesi demektir.

Tarafsızlık bazı hakları (toprak bütünlüğünün ihlal edilmesi, ticari ilişkilerde serbestlik) ve buna karşılık bazı yükümlülükleri (dolaylı dolaysız her tür çatışmaya katılmaktan kaçınma, savaş halinde bulunanlara karşı tam anlamıyla eşit davranma vs.) kapsar.

Tarım politikası-Agricultural policy

Bir ülkenin tarım kesimine yönelik uygulamaları. Sübvansiyon ve müdahaleler uluslararası ticarete zarar verecek boyutlara ulaştığı an ülkelerarası ilişkileri zedeleyecek bir unsura dönüşür.

Tartışma-Discussion

Diplomasinin normal aksiyonlarından biri. Uluslar arası siyasetteki aktörlerin çarpışan menfaatlerine çözüm bulmayı yada işbirliği yapılabilecek konuları değerlendirmeyi hedef olan karşılıklı iletişim.

Tartışmanın ortak paydası-Common ground for discussion

Devletler arası bir müzakerede tartışmaya temel teşkil edecek ortak zemin, pazarlıkların üzerine bina edileceği esaslar.

Tasarruf yetkisi anlaşması-Dispositive treaty

Uluslar arası hukukta, bir devletin egemen olduğu topraklar üzerindeki hak ve yükümlülüklerini doğrudan doğruya etkileyen yada bunları tartışma konusu yapan anlaşma.

Terörizm (terrorism)

İhtilalci bir mücadele sistemidir. Bu sistemin yarattığı havaya "terör", sistemin tarafları veya uygulayıcısına da "terörist" denir. Terörizm; yasadışı stratejik ve siyasal amaçlarını gerçekleştirmek için bir grubun veya devletin, hedeflenen kitleyi yıldırıp, korkutarak, planlı ve bilinçli biçimde şiddet kullanması ya da kullanma tehdidinde bulunmasıdır. Terörizmin kuralı yoktur, amaçları korku yoluyla istekleri dayatmaktır. Terörizm bir savaştır ama bu savaşın alanı belli değildir. Genelde teröristlerin seçtiği alanda taraflar karşı karşıya gelir. Eylemleriyle, kitle iletişim araçlarını kullanarak sorunlara dikkat çekmeye çalışırlar ve bunun için de en kanlı yolları seçmeye özen gösterirler.

Tescil-Enregistremant

Uluslar arası anlaşmaların belirli  bir kuruluş veya organa tevdi ile kaydettirilmesi işlemi. Anlaşmaların tescili, dünya politikasında ve uluslar arası ilişkilerde açık diplomasi denilen barışçı ve güven verici tutumların yerleşmesini sağlamak üzere öngörülen hukuki bir tedbirdir. Böylece gizli anlaşmalardan ve kuşku yaratıcı durumlardan kaçınılmasının sağlanacağı düşünülmüştür. BM Anayasasının 102. maddesinde, anlaşma yapan devletlerin başvurması ile sekreteryanın tescil işlemini yaparak bütün anlaşmaları yayınlaması esası kabul edilmiştir.

Topyekün savaş-All out war

Üstünlüğün yada yenilginin sadece savaş meydanında ordular arasında yapılan mücadele ile değil, daha genel anlamda bir mücadele ile ortaya çıktığı savaş. Bir savaşı topyekün savaş olarak kabul edebilmek için;

  1. Ülke halkının tümünün savata rol alması,
  2. Karşı taraf halkının direnme gücünü azaltma çabalarıının yoğun olması,
  3. Hedefler üzerinde büyük tahribatlar yapacak silahların kullanılması,
  4. Birçok ülkenin rol alması ve global bir nitelik taşıması,
  5. Geleneksel savaş kurallarının dikkate alınmaması gibi unsurların bir arada olası gerekir.

Ticari Kontrol Listesi-Commerce Control List

Amerikan Ticaret Bakanlığı’na bağlı Endüstri ve Güvenlik Bürosu tarafından ihracatı kontrol altında bulunan maddeleri gösteren liste. Özellikle kimyasal maddelerle ilgili kısıtlamalarda sık sık kullanılır.

Ticari sivil toplum örgütü-CONGO

Commercial NGO terimlerinin kısaltmasıyla oluturulan kavram, uluslararası iş çevreleri tarafından ihalelere katılabilmek, ihale kazanabilmek ve daha az vergi ödemek amacıyla kurulmuş olan sivil toplum örgütlerini belirtir.

Tırmanma (escalation)

Savaşan bir tarafın kendince gerekli görerek veya hasım tarafça girişilmiş arttırma hareketine karşılık olarak askeri imkanlarını hesaplı bir biçimde arttırması. Öte yandan tırmanmanın, cepheye daha fazla asker sevkedilmesi, savaşta yer alan ülke sayısının artması, giderek daha büyük alanlara yayılması biçiminde ortaya çıkması da mümkündür. Günümüz stratejistleritırmanma olgusunu askeri çatışmalarda mümkün olduğunca önlenmeye çalışılan bir süreç olarak görürken aynı zamanda bu sürecin topyekün bir savaşın ortaya çıkışını engelleyici bir fonksiyonu bulunduğuna da işaret etmektedir. Alt düzeydeki bir yoğunlukta başlayan mücadelede çeşitli tırmanma aşamalarında uzlaşmaya varılabilir.

Ayrıca tırmanma terimi Atom Çağı'nın strateji terimleri arasında yer alır ve atom silahlarının gücünün önüne geçilmez bir biçimde hızlanmasını belirtmek için kullanılır.

Tırmanma politikası-Escalation policy

Sınırlı bir çatışmanın giderek yoğunlaşması. Tırmanma, askeri çatışmalarda mümkün olduğunca önlenmeye çalışılan bir süreç olsa da, kimi zaman tırmanma politikaları, topyekün bir savaşın ortaya çıkışını engelleyici fonksiyon görebilmektedir. Düşük yoğunlukta başlayan bir mücadele, çeşitli tırmanma aşamalarında (daha fazla asker yığma, silahların tahrip gücünü arttırma vs.) tarafların uzlaşma ve gerilimi tırmandırmaktan vazgeçme imkanı tanıyacağından, birdenbire üst düzey yoğunlukta baş gösteren bir savaştan daha az zararlı olabilmektedir.

Toprak dışılık-Exterritoriality

Bir ülkedeki yabancı diplomatik temsilcilik binası ile ona ait bahçe ve arazilerin o yabancı ülkeye ait toprak parçası sayılması ve dokunulmazlığa sahip olması. Exterritorrialite rejimine tabi yerlerde, içinde bulunduğu ülke kanunları geçerli değildir; polis ve diğer kamu görevlileri diplomatik temsilcinin izni olmadan bu yerlere giremez. Yabancı ülkelerdeki askeri mezarlıklar da aynı rejimden yararlanır.

Topyekün Savaş (total war)

Çağımızda savaşın ulaştığı aşama. Eski dönemlerde savaş daha çok sonucu savaş meydanlarında belli, mücadeleye girişen orduların başarı veya başarısızlığı ile belirlenen bir görünüme sahipti. Ancak 20. yy. gelişmeleri durumu değiştirdi. Örneğin hava kuvvetlerinin ordulara katılması cephe gerilerinin vurulabilirliğini arttırdı. Topyekün savaşın bazı özellikleri vardır:

a)Ülke halkının tümü savaşa katılır. Yani savaş ile ilgili çabalarda yer alır.

b)Karşı tarafın halkı bunaltılmaya böylece savaşa direnme arzusu ve gücü azaltılmaya çalışılır.

c)Modern silahların kullanılmasıyla hedeflerin küçük ölçekli tahribi sözkonusu olmaktadır.

d)Ülkenin çoğunun mücadele içinde yeralması sonucu savaş global bir nitelik kazanır.

e)Düşman tarafın halkını hedef alan yoğun moral ve ideolojik kampanya açılarak mücadele karşı tarafa yönelik bir haçlı seferi biçimine sokulmaktadır.

f)Klasik savaş kuralları genellikle taraflarca pek dikkate alınmamaktadır.

Günümüzde topyekün savaşın bir anlamı da yerel bir nükleer savaştır. Tarafların kesin bir zafer elde etmek için bütün güç ve kaynaklarını seferber ettikleri büyük savaştır. Tarih boyunca savaşların boyutları siyasal olmaktan çok ekonomik ve toplumsal nitelikte olmuştur. Basit toprak ilhaklarının genelde kiyasıya savaşlara yolaçması bu durumu yansıtır. Tarihte en kanlı çatışmalar ideolojik ayrılıkların yolaçtığı durumlar, iç savaşlar ve din savaşlarında görülmüştür. Büyük köle nüfusları olan Eski Yunan ve Roma'da bile çöküş dönemlerine değin topyekün savaş görülmemiştir. Savaşın belli kurallara uygun yürütüleceğine karşı çıkan Prusyalı askeri strateji uzmanı Carl Van Clausewitz topyekün savaş kavramını bugünkü anlamıyla kullanan ilk yazarlardandır.

20. yy.'daki iki dünya savaşı birçok yönden sınırlı olmakla beraber genelde topyekün veya en azından tarihin entopyekün savaşları sayılır.

Tuna Komisyonu-Danube Commission

19 Ağustos 1948 tarihinde imzalanan Belgrad Sözleşmesi ile kurulan komisyon. Tuna Nehrinden Karadenize kaar serbest gemi taşımacılığını sağlamak ve koşullarını geliştirmek için çalışır. Üyeleri: Avusturya, Bulgaristan, Macaristan, Yugoslavya, Romanya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya.

Türetilmiş müdahale fiyatı-Derived intervention price

Uluslar arası ticarette, paketlenmiş tütün için, işleme masrafları kadar arttırılmış müdahale fiyatıdır.