Az gelişmiş ülkeler kategorisinde bulunan Afrika, Latin Amerika ve Asya ülkeleri için kullanılan bir deyimdir. II. Dünya savaşı sonrasında, özellikle soğuk savaş döneminde dünya, sosyalist sistemi benimsemiş Doğu Bloku ve kapitalist sistemi benimsemiş Batı Bloku arasında ikiye bölünmüştü. Üçüncü Dünya Deyimi bu iki kutupluluğu ortaya çıkardığı bir olguyu belirtmiş ve tam anlamıyla bu iki kutuptan birisinde yer almayan devletleri nitelemek için kullanmıştır. Bu deyim, dış politika stratejilerini "bağlantısızlık" yönünde seçen ülkeler için de kullanılır. Ancak dahaçok Varşova Paktı ya da NATO üyesi olmayan az gelişmiş Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerini belirtir. Bu ülkelerin ortak noktaları çoğunun bir sömürge geçirmiş olmaları bağımsızlıklarını bir mücadele sonucu kazanmalarıdır. Bu ülkeler dünya barışı için bloklar arasında bir denge unsuru olduklarını düşünmekteydiler.
Mısır, Suriye, Ürdün ve Irak ile İsrail arasındaki savaş. Arap ülkeleri, 1948 ve 1956 yenilgilerinin intikamını almak ve İsrailin varlığına son vermek amacıyla 1960’lı yılların başından itibaren yoğun bir askeri yığınak gerçekleştirmeye başlamışlardı. Bu arada Filistinli gerillalar ile İsrail arasındaki çatışmalarda giderek yoğunlaşıyordu. Bu gerilim ortamının kendisi için kötü bir sona yol açmaması amacıyla erken saldırıya geçen İsrail, 5 Haziran 1967'de savaş açtı. Ancak altı gün süren savaş, Arap cephesinin yenilgisiyle sonuçlandı. Savaş sonunda, Mısır’ın Sina Yarımadası, Sureyi’nin Golan tepeleri ile Ürdün denetimindeki Doğu Kudüs ve Batı Şeria İsrail işgaline geçti. BM tarafından alınan ve İsrail’in işgal ettiği Arap topraklarından çekilmesini öngören 242 karar ise barışın sağlanması için etkili olmadı ve bir kaç yıl sonra yeni bir savaş daha çıktı.
1979 yılında imzalanan ve Temmuz 1984 yılında yürürlüğe giren uluslararası anlaşma ile, ülkelerin yapacağı faaliyetler belli bir rejime bağlanmıştır. Bu anlaşmaya Ay Anlaşması da denmektedir.
Devletlerin bir ülke parçasının sahibi olmaları iki durumda ortaya çıkmaktadır. i)Bir yeni devlet doğduğu zaman, ii)Varolan bir devlet ülkesine yeni bir ülke parçası kattığı zaman.
1) Devletin doğuşu ile bir ülkeye sahip olması
Bu yeni devletler, sömürgelikten kurtulan eski sömürge devletleri olup onların belirli bir ülkeye sahip olmalarının hukuksal dayanağı, self-determinasyon ilkesi olarak kabul edilmektedir. Buna karşılık, bugün de gerek eskiden günümüze kadar varlıklarını sürdüren eski devletlerin gerekse varolan bir devletten ayrılma yoluyla bağımsızlığını kazanan yeni devletlerin sahip oldukları ülkelerin hukuksal dayanağı konusunda bir görüş birliği yoktur.
2) Varolan bir devletin ülke kazanması
Devletlerin ülke kazanması olayını iki değişik duruma göre değerlendirme olanağı vardır. i)Bir sahipsiz ülkenin bir devlet ülkesine katılması. ii)Bir devlet ülkesinden başka bir devletin ülkesine aktarılması. Bu konuda başvurulan başlıca yollar, tarafların maddelerini bildirme biçimlerine göre sınıflandırırsak uygulamada 3 değişik yönteme rastlanmaktadır. a)Andlaşma yoluyla ülke kazanılması, b)Tek-taraflı işlemler aracılığıyla ülke kazanılması, c)Uluslararası yargı, hakemlik ya da örgüt organı kararı ile ülke kazanılması,
a) Andlaşma yoluyla ülke kazanılması:
Devir, bir devletin ülkesinin bir bölümünün üzerindeki haklarından bir başka devlet lehine andlaşma aracılığıyla vazgeçmesi olayına verilen addır. Devir işleminin tam olarak gerçekleşmesi 2 öğenin bir araya gelmesini gerektirmektedir. i)Bir devir andlaşmasının yapılması, ii)İlgili ülkenin fiilen öteki devletin egemenliğine girmesi. Devir işlemi herhangi bir koşula ya da karşılığa bağlı olmayacağı gibi, bağış koşullu ya da bir karşılıksız elde etme sonucunda da olabilir.
b) Tek-taraflı işlemler aracılığıyla ülke kazanılması
Bir devletin tek-taraflı bir işlem ile başka bir devletin bir ülke parçasına sahip olması olayına, tarih içinde, iki durumda rastlanmaktadır. i)Fetih, ii)Kazandırıcı zamanaşımı. 20. yy.'da fetih yoluyla ülke kazanılması hakkının giderek reddedildiği gözlenmektedir. Kazandırcı zamanaşımı ise iç hukuktan uluslararası hukuka aktarılan bir kavram olup, başlangıçta bu hakka dayanmamakla birlikte bir ülke parçası üzerinde sürekli etkin bir biçimde egemenlik haklarını kullanan devletin belirli bir süre sonucunda ülkeye sahip olmasını hukuksal açıdan kabul etmektedir. Kazandırıcı zamanaşımı için 2 öğenin oluşması şarttır. 1)Bir ülkenin fiili işgal altında tutulması, 2)Belirli bir sürenin geçmesi.
Devletlerin, dışişleri bakanlıları bünyesinde, diğer ülkelere ilişkin politikalarının oluşturulmasıyla görevli alt birim. Söz konusu masalar, görevli oldukları ülkeler hakkında her türlü bilgiyi tasnif ederek, politika oluşturma sürecine katkıda bulunur.