Güncel Yazılar

Ukrayna-Kırım’daki Rusya

Soğuk Savaş’ın bitmesiyle, 1990’dan itibaren kadim algımız olan Doğu-Batı arasındaki mücadelenin sona erdiği, tek kutuplu dünya düzenin egemen olduğu sürekli olarak gündemde tutuldu. “Soğuk Savaş sonrası” diye başlayan analizler giderek arttı. 2000’li yıllarla birlikte Çin, Japonya, Hindistan vs. temelinde aslında çok kutuplu dünya düzeninin egemen olduğu tartışma konuları arasında yerini aldı. Ekonomik olarak doğru kabul edebileceğimiz çok kutuplu dünya düzeni görüşü, Ukrayna’da, Kırım’da yaşanan gelişmelerle tekrar iki kutuplu yapıyı gözler önüne serdi. Batı dünyasıyla bütünleşme girişimiyle Ukrayna, Rusya’nın önemli bir şekilde varlığını hissettirdiği bir alan oldu. Daha önce Gürcistan örneğinde gördüğümüz Doğu-Batı çekişmesi şimdi Ukrayna-Kırım hattında tekrar belirdi.

Rusya, 1900’lü yıllarda Çarlık dünyasından SSCB’ye daha sonra Rusya’ya evrilirken örneği çok nadir olan bir değişim süreci yaşadı. Soğuk Savaş’ın kaybedeni, günümüzde süper güç olarak yerini sağlama almayı başardı.  Putin gibi siyasi tarihte örneği az görülen liderin etkisini de bu noktada yadsımamak gerekir. Putin, belki hala SSCB’nin yıkılmadığı görüşündedir. Nüfuz alanı dışında görmediği bölgeler üzerinde hala kontrol sağlama amacındadır.

Tek kutuplu sistemin doğru olmadığını göstermek ister gibi hareket eden Putin, batı dünyasına kaptırmak istemediği etki alanı için güç mücadelesine girmekten çekinmiyor. “Demokrasi ve uluslararası hukuku öncelediğini” iddia eden batı dünyası ise Rusya’yı bu arzusundan alıkoymakta zorlanıyor. 2000 sonrası gelişmelere baktığımızda kazananın Rusya olduğunu görüyoruz. Salt askeri ve siyasi güç motivasyonu ile hareket eden Putin, batıya doğunun yıkılmadığını göstermekte tereddüt etmiyor.

Arap baharı, Suriye, Gürcistan, Ukrayna, Kırım vb. (ve bundan sonraki gelişmeler) Rusya’nın kendini göstermekten çekinmeyeceğini kanıtlar niteliktedir. Çin ve Japonya’nın doğunun güçlü ekonomileri olduğu doğrudur ancak Rusya siyasi gücüyle bu ülkelerden bir adım önde olmayı sürdürüyor. Çünkü 1900’lü yılların ilk yarısının savaş ve çatışma ortamına girmekten korkmuyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Şartı md. 2/4: “tüm üyeler, uluslararası ilişkilerinde gerek herhangi bir başka devletin toprak bütünlüğüne ya da siyasal bağımsızlığa karşı, gerek Birleşmiş Milletler’in Amaçları ile bağdaşmayacak herhangi bir biçimde kuvvet kullanma tehdidine ya da kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınırlar”, 1950 sonrası dünyanın öncesine göre savaşsız, çatışmasız geçmesini sağlayan temel dayanak noktası olmuştur. Ancak, bu maddenin Rusya tarafından, BM Güvenlik Konseyi daimi üyeliğiyle birlikte düşünüldüğünde, kabul edilmesinin çok zor olduğu görülmektedir.

Avrupa bütünleşmesinin oluşumunda Almanya’yı kontrol altına almak nasıl önemli bir amaç olduysa, günümüzde de Rusya’yı “kontrol altına almak” batı dünyası için önemli olmuştur. Avrupa zamanında Almanya için bunu başardı ancak ABD’nin, batının bunu Rusya için başarıp başaramayacağını zaman gösterecektir.

İlhan Aras (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

07.03.2014

Print Friendly

Nedir uiportal

ULUSLARARASI İLİŞKİLER PORTALI, Uluslararası İlişkiler Araştırma ve Tartışma Platformu

İlginizi Çekebilir

“Bölgesel Güç” mü “Bölgesel Hiç” mi

Türkiye’nin bölgesel güç mü olduğu yoksa bölgesel güç olma potansiyeline sahip mi olduğu bu zamana …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir