Güncel Yazılar

Uluslararası Bir Sorun Olarak Deniz Haydutluğu

8 Temmuz 2009’da Aden Körfezi’nde seyrederken Somalili korsanlarca kaçırılan Horizon-1 adlı Türk gemisinin 90 gün sonra (5 Ekim 2009) serbest bırakılmasıyla bir süredir unutulmuş olan Somali ve çevresindeki korsan faaliyetler yeniden gündeme taşındı. Günümüz küreselleşme dünyasında ekonomisi ticaret ile beslenmeyen ülke yoktur. Yüzyıllardır olduğu gibi bugün de ticaretin ana ulaşım ağı deniz yollarıdır, bu nedenle bu yolların güvenliği tüm devletler için önem taşımaktadır.

Fakat dünyanın bazı bölgelerinde mevcut siyasi ve ekonomik ortam özellikle ticaret gemilerine yönelik deniz haydutluğu eylemleri için uygun bir ortam yaratmaktadır.

Başlangıcı ilk çağa kadar uzanan deniz haydutluğu, son dönemlerde özellikle Somali açıklarında, Aden Körfezi bölgesinde meydana gelen olaylardaki artışı, bunun ticari taşımacılığa karşı oluşturduğu tehdit ve uluslararası ekonomi ve mali ortama olumsuz etkisi ve Türk bandıralı gemilerinde bu bölgede deniz haydutluğu eylemlerine hedef olması nedeniyle tekrar gündeme gelmiştir.

29 Ekim 2008’de YASA Neslihan adlı kuru yük gemisi 20 mürettebatı ile Somalili korsanlarca esir alınmış ve fidyenin ödenmesi üzerine 7 Ocak 2009’da serbest bırakılmıştı.  Karagöl adlı Türk bandıralı gemiye, 4500 ton kimyasal madde yüklü olarak Hindistan’ın Bombay limanına giderken yine Aden Körfezi’nde 12 Kasım 2008 tarihinde el konulmuştu. Son olarak, 8 Temmuz 2009 tarihinde Türk bandıralı Horizon 1 adlı başka bir kuru yük gemisi daha Somalili korsanlarca kaçırıldı.

Öncelikle belirtilmesi gereken deniz ve sahillerdeki yasadışı faaliyetler olan deniz haydutluğu (pirata) ve korsanlık (corsario) kavramlarının iki ayrı kavram olarak incelenmesi gerektiğidir. Korsan bir bayrak altında, belirli bir birliğe ve otoriteye bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren, deniz haydutu ise hiçbir birliğe tabi olmadan, düzenli bir siyasi teşkilata dahil bulunmayan, sadece yerel olarak ve sadece küçük çaplı deniz yağmalarıyla hayatını sürdüren kişidir. Kısaca, korsanlık, arkasında bir devletin bulunduğu ve onun hoşgörüsüyle, başka bir devletin/devletlerin gemilerine karşı denizde yapılan haksız kazancı sağlayıcı eylemleri yapanlar için kullanılır. Korsan gemisi, bir savaş durumunda, düşman ticaret gemilerine saldırmak, ele geçirmek ve yüklerine de el koymak üzere bağlı bulunduğu savaşan tarafça özel olarak yetkilendirilmiş bir ticaret gemisi idi.(1) Korsanlık daha çok devletlerarası savaşın bir çeşidi veya bir cephesi olup 1856 Paris Konferansı ile yasaklanmıştır.

Deniz haydutu ise denizlerde faaliyet gösteren silahlı bir soyguncuyu ifade etmektedir. Deniz haydutları, gemi kaçırma yoluyla kişisel maddi kazanç elde etmeye çalışmakta, dolaylı olarak da deniz ticaretini engellemektedirler. Temel amaç, ele geçirdikleri gemi, bu gemide bulunan değerli yük, mürettebat ve yolcular karşılığında fidye elde etmektir.(2) Bugün deniz haydutluğu, tüm ülkelerde evrensel yargı yetkisine konu olan uluslararası suçlar arasındadır.

Dünyada bu eylemlerin en sık yaşandığı yerler: Güneydoğu Asya (Bangladeş, Endonezya, Malaka Boğazı, Singapur Boğazı, Güney Ҫin Denizi), Afrika (Aden Kőrfezi, Batı Afrika, Somali kıyıları), Güney Amerika ve Karayip Denizi’dir ( Haiti, Jamaika, Peru).

Bazı kıyı devletlerinin karasularının güvenliğini sağlayamamaları, kargo gemilerinin mürettebatının sayıca az ve silahsız oluşu, büyük ticaret gemilerinin düşük hızda seyretmeleri ve manevra kabiliyetlerinin az oluşu gibi etkenler günümüzde korsan faaliyetlerinin artmasına yol açmaktadır. Ancak, Somali bölgesindeki deniz haydutluğunun birinci nedeni, bugün ülkenin kıyıları ve karasularında otorite ve gücünü gösterecek güçlü ve etkin bir hükümetin olmayışıdır. Bugün ülkede geçici bir hükümet ve yönetim vardır; ancak bunun yetki ve gücü başkent Mogadişu ile sınırlıdır. Ülkenin güneyi ve merkezi kısmı El Şahap adlı bir grubun kontrolünde bulunmaktadır. Kuzeyinde ise durum karışık sayılır. Korsanlar bu bölgenin Puntland adlı kısmında barınmaktadır. Zaten korsanların rehin aldıkları gemileri çektikleri Eyl Limanı da bu bölgede bulunmaktadır.

Uluslararası Ticaret Örgütü- Uluslararası Denizcilik Bürosu, 1991’den günümüze kadar olan dőnemde, 293 saldırı, 49 kaçırma, 889 alıkoyma, 11 ölü ve 21 kayıp ile  en fazla korsan faaliyetlerinin olduğu yılın 2008 olduğunu açıkladı.(3) 15 Kasım 2008 tarihinde Somalili korsanlarca kaçırılan Liberya bandıralı “Sirius Star” adlı petrol tankeri yakın tarihin korsanlarca kaçırılan en büyük gemisi olarak kayda geçti. Tankerde 100 milyon dolar değerinde binlerce ton ham petrol olduğu açıklanmıştı.(4)

Bu gelişmeler üzerine, Birleşmiş Milletler (BM) Genel sekreteri Dünya Gıda Programı’na destek verilmesi ve bölgedeki deniz haydutluğuna karşı mücadelenin güçlendirilmesi amacıyla NATO’dan operasyon talebinden bulunmuştur. Bu bağlamda belirtilmesi gereken, deniz haydutluğunun son yıllarda Somali açıklarında artmasından çok önce de, yabancı deniz güçlerinin bu bölgede varlık göstermiş olduğudur. Örneğin, Bahreyn’de üslenen ABD 5. Filosu, on yıldan fazla bir süre İran Körfezi ve Kızıldeniz bölgesinde devriye görevi yapmıştır. Aynı şekilde, denizde güvenliği sağlamaya yönelik olarak, Cibuti yakınında üslenmiş bulunan batılı ülkelerce oluşturulmuş Combined Task Force 150 da birkaç yıl benzeri görev yapmak üzere bölgede bulunmuştur. Ayrıca, NATO 2007 yılından bu yana, hava ulaştırması desteği vererek Somali’deki Afrika Birliği Misyonu’nu desteklemekte idi.

BM’nin harekât talebi üzerine, NATO’nun Akdeniz’deki 2 Nolu Hazır Deniz Grubu’ndan (NATO Standing Maritime Group 2: SNMG2) bir görev kuvveti, bu harekâta tahsis edilmiştir. Görev kuvvetinde, İtalya ve ABD destroyerleri; Almanya, Yunanistan, Türkiye ve Birleşik Krallık’tan hücumbotlar ve bir İtalyan yardımcı gemisi yer almıştır. Görev kuvveti Afrika Boynuzu’na intikal etmiş ve 24 Ekim-12 Aralık 2008 tarihleri arasında görev yapmıştır. Sonraki dönemde bu görevi AB deniz gücü devralmıştır.

8 Aralık 2008’de Avrupa Birliği, Atalanta Operasyonu adı altında Somali’de artan korsan faaliyetlere karşı ilk deniz operasyonunu başlatma kararı almıştı. Avrupa Birliği tarihinde bir ilk olarak nitelendirilen ve AB üyesi ülkelerden Fransa, Almanya, Yunanistan, Hollanda ve İspanya`ya ait askeri gemilerden oluşan filo, Aden Körfezi deniz yolu üzerinde güvenliğin sağlanması ve Birleşmiş Milletler`in ve diğer kuruluşların Somali`deki ihtiyaç bölgelerine yardım paketlerinin ulaştırılmasında rol oynayacaktır.

Ancak, korsanları durdurmada bu çabalar tek başına yeterli olamaz. Bu çerçevede yapılması gereken şey, milletlerarası hukuktaki korsanlarla ilgili belirsizlik, yetersizlik ve boşlukları doldurmak olacaktır.

1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin ilgili maddelerine bakıldığında, yargı yetkisinin açık bir şekilde bütün ilgili devletlere tanındığı gözlense de tanımlardaki bazı unsurlar belirsizliğe neden olmaktadır. Korsanların “özel” nedenler ile değil de siyasi motifler ile hareket ettiklerini iddia etmeleri durumunda ciddi bir ihtilaf ortaya çıkabilecektir. Sözleşmede belirtilen çerçevede evrensel yargı yetkisini kullanan bir devlet, yanlış tanımlama nedeni ile sorumluluk altına girebilecektir. Nitekim Sözleşme, bu konuda el koyma işlemini yapan devletin sorumlu olacağını ve gerekli zararları tazmin edeceğini ifade etmektedir.(5) Diğer bir önemli sınırlama da devletlerin el koyma veya tutuklamaları ancak açık denizde yapabilmeleridir. Dolayısıyla Somali karasularına dönen korsan gemilerine karşı evrensel yargı yetkisinin kullanılması söz konusu değildir.

Bununla birlikte, sadece açık sularda devletlere tanınan evrensel yargı yetkisinin yetersizliğini, Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu (BMGK) 1816 (Şubat 2008) sayılı kararında gidermiştir. Bu karara göre, Somali’deki geçici federal hükümetle korsanlık konusunda işbirliği yapan devletler, kararın yürürlüğe girmesinden itibaren altı aylık süre boyunca korsanlığı önleme amacı ile Somali karasularına girebilecek ve burada da uluslar arası hukuka uygun olarak gerekli tedbirleri alabileceklerdir.(6)

Ayrıca, BMGK’nin 7 Ekim 2008 tarihli ve 1838 sayılı kararı ile de Somali açıklarında, denizde korsanlık ve silahlı soygun eylemlerinin yaygınlaşması sonucunda Somali’ye insani yardım, uluslararası seyir, ticari deniz hatları ve uluslararası hukuka uygun olarak yürütülen balıkçılık faaliyetleri açısından ortaya çıkan tehdidi değerlendirmekte ve alınacak önlemleri belirtmektedir.(7) Fakat yinede BM’nin bu çalışmaları Somali odaklıdır ve uluslararası hukuktaki boşlukları ve belirsizlikleri tam anlamıyla giderecek özellikte değildir.

Uluslararası toplumun dışarıdan yürüttüğü tüm bu çalışmalar ancak belli bir oranda yarar sağlayabilir. Bölgedeki deniz haydutluğunun önlenmesi için asıl yapılması gereken Somali’de istikrarın ve refahın sağlanmasıdır. İngiliz ve İtalyan sömürgesiyken 1960’ta bağımsızlığını kazanan Somali, 1991’de Muhammed Siyad Barre’in devrilmesinden sonra bir daha güçlü bir hükümet görememiştir. 1991’den beri ülkede iç savaş ve açlık sürmektedir. 2006 yılında büyük bir iç savaş daha çıkmış, ardından ülke komşu Etiyopya tarafından işgal edilmiştir. Hükümetin gücü sadece başkent ve çevresi ile sınırlıdır. Ülkenin güneybatı kesimi bugün aşırı dinci bir grubun (Şeriat Mahkemeleri Birliği) elindedir ve İslami rejimin etkinliği giderek artmaktadır. Ancak başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere bazı batılı ülkeler, El Kaide ile bağlantılı olduğunu iddia ettikleri grubun, Doğu Afrika’da güç kazanmasından kaygı duymaya başlamıştır. Bu nedenle 1993’teki operasyondan(8) sonra ilk kez geçtiğimiz eylül ayında ABD askerleri, El-Kaide örgütü militanlarına karşı operasyon düzenlemek için Somali topraklarına inmiştir. Kuzeyde ise durum daha karışıktır, zaten korsanlar da bu bölgede etkindir. Bugün, siyasi istikrarsızlık, iç savaş, komşularla savaş, açlık, hastalık gibi sorunlarla boğuşan, dolayısıyla kendi güvenliğini dahi sağlayamayan Somali’den kıyılarının güvenliğini sağlamasını beklemek mümkün değildir.

Sonnotlar:

[1] “Korsanlık” ve “deniz haydutluğu” kavramlarının karşılaştırılması konusunda bkz. Jale Nur Ece…; Seha L. Meray, Devletler Hukukuna Giriş, İkinci Cilt, Yeniden Gözden Geçirilmiş Dördüncü Baskı, Ankara, 1975, s. 528-529

[2] Ian BROWNLIE, Principles Of Public International Law, Altıncı Baskı, Oxford University Press, 2003, s. 228-230

[3] Piracy and Armed Robbery Against Ships, ICC International Maritime Bureau, Annual Report, 1 january-31 december 2008

[4] Anti-Piracy Flotillas Rattle Arab Security allafrica.com/stories/200811280936.html 01.10.2009

[5] BM Deniz Hukuku Sőzleşmesi , Madde 106, 10 Aralık 1982 Bkz.www.unicankara.org.tr/doc_pdf/denizhukuku.pdf

[6] United Nations Security Council S/Rés 1816 (2008)-2 June 2008 Bkz.   daccessdds.un.org/doc/UNDOC/GEN/N08/361/77/PDF/N0836177.pdf?OpenElement

[7] United Nations Security Council S/Rés 1838 (2008)- 7octobre 2008 Bkz.daccessdds.un.org/doc/UNDOC/GEN/N08/538/84/PDF/N0853884.pdf?OpenElement

[8] Somali’deki iç savaşa mudahale etmek amacıyla BM 4 Aralık 1992 tarihinde çıkardığı kararla, Somali’ye ABD komutasında bir askeri gücün harekatta bulunulması teklifini onayladı ve ardından “umut operasyonu” adı verilen askeri operasyon başlatıldı. Ancak gelişmeler operasyonun amacının Somali halkını kurtarmak değil, ABD’nin Afrika boynuzu üzerindeki çıkarlarını korumak amacıyla Somali’yi bir askeri üs haline getirmek olduğunu ortaya çıkardı. Bu durumu gören Somali halkı ve siyasi gruplar yabancı askerleri ülkelerinden çıkarmak için bir mücadele başlattılar. Operasyona katılan bazı ülkeler gelişmelerin aleyhlerine olduğunu görünce askerlerini çekme kararı aldılar.

Yazar: Emine AKÇADAĞ

Cumartesi, 10 Ekim 2009

Kaynak

Print Friendly, PDF & Email

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği Hukuku, Ulusal Hukuk ve Uluslararası Hukuk Arasındaki İlişki

Kavramsal Çerçeve Günümüzde, uluslararası düzeyde faaliyet gösteren kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kuralları, başlıca üç …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir