Güncel Yazılar
escort bayan-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-samsun escort bayanlar-istanbul escort bayan-tuzla escort-marmaris escort-kayseri escort-bursa escort-mersin pozcu escort-bursa escort-ataşehir escort bayan-escort bayan-izmir escort-bursa escortistanbul escort bayan

Uluslararası Ceza Mahkemesi: 10 Yılın Değerlendirilmesi

Savaş esnasında uyulması gereken kuralların bir uluslararası sözleşme vasıtası ile ilk kez ortaya konuluşu, 22 Ağustos 1864 tarihinde 16 Avrupalı devlet arasında imzalanan “Kara Savaşlarında Yaralı ve Hasta Askerlerin Durumunun İyileştirilmesine Dair Sözleşme” ile olmuş, daha kapsamlı sözleşmeler 1899 ve 1907 yıllarında La Hey de yapılmıştır. Savaş hukukuna ilişkin en kapsamlı sözleşmeler 1949 yılında Cenevre’de imzalanmış ve günümüzde hemen bütün ülkeler sözleşmelere taraf olmuşlardır.

Bu kuralları ihlal edenlerin yargılanması için bir uluslararası mahkeme kurulması fikri ilk defa, 1864 yılındaki sözleşmenin yapılışına öncülük etmiş İsviçreli hümanist Gustav Moynier tarafından 1870’li yılların başında ortaya atılmıştır. Savaş hukuku kurallarını ihlal edenlerin kendi ulusal mahkemelerince yargılanması hukuken mümkün ve yukarıda bahsedilen sözleşmeler gereği zorunlu iken, bir uluslararası mahkemeye olan ihtiyacın her donemde hissedilmesinin temel bir gerekçesi bulunmaktaydı. Devletler savaş kurallarını ihlal eden kendi askerlerini veya üst düzey liderlerini ya hiç yargılamamakta, ya da göstermelik bir şekilde yargılamaktaydılar. Bu temel gerekçe ile, 1919 yılında Birinci Dünya Savaşı sonrasında imzalanan Versailles Antlaşması, Alman imparatoru Kaiser II. Wilhelm ve diğer Alman savaş suçlularının yargılanmasını öngörmüşse de, bu hükümler uygulamaya konulamamıştır.

İkinci Dünya Savaşı’nı takiben önemli Alman ve Japon savaş suçlularını yargılamak için geçici nitelikli de olsalar Nüremberg ve Tokyo mahkemeleri kurulmuş ve her iki ülkenin önde gelen savaş liderleri yargılanmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nı takip eden yıllarda, 9 Aralık 1948 tarihinde imzalanan Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme ile birlikte BM Genel Kurulu, Uluslararası Hukuk Komisyonu’ndan (UHK) bu türden suçları işleyenlerin yargılanması için bir uluslararası mahkeme kurulması imkânını araştırmasını istemiştir. Her ne kadar UHK bu tür bir mahkeme kurulmasını mümkün görüp 1951 ve 1953 yıllarında kurucu antlaşma taslakları hazırlamışsa da, özellikle soğuk savaş döneminin yarattığı gergin ortamda mahkemenin kurulması yeterli destek bulamayıp ertelenmiştir. Gerekçe olarak ise, “saldırı suçu” nun tanımının henüz yapılamamış olması gösterilmiştir.

Soğuk Savaş sonrası dönemde, 1990’lı yılların başlarında hem eski Yugoslavya’da hem de Ruanda’da işlenen savaş suçlarının faillerini yargılamak için BM Güvenlik Konseyi tarafından ayrı ayrı geçici iki uluslararası ceza mahkemesi kurulmuş, hem yeni dönemin hem de bu mahkemelerin yarattığı etki ile sürekli bir uluslararası ceza mahkemesi kurulması çalışmaları 1994 yılında yeniden başlatılmıştır. Çalışmalar sonucunda, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni kuran antlaşma 15 Haziran-17 Temmuz 1998 tarihleri arasında, 160 devletin katıldığı ve Roma’da yapılan devletlerarası bir konferans sonucunda 17 Temmuz 1998 tarihinde Roma da 120 devlet tarafından imzalanmıştır. Aralarında ABD, İsrail, Çin, Irak ve Katar’ın da bulunduğu 7 devlet Konferans’ta karşı oy kullanırken 21 devlet çekimser oy kullanmıştır. Mahkemenin kurucu antlaşması 1 Temmuz 2002’de yürürlüğe girmiş, yargıçları 3-7 Şubat 2003 arasında ve başsavcısı 21 Nisan 2003 tarihinde seçildikten sonra Mahkeme çalışmaya başlamıştır.

Mahkemenin yargı yetkisi ulusal mahkemelerin yargı yetkisini tamamlayıcı niteliktedir. Bir başka deyişle, savaş suçu işlediğinden şüphelenilenlerin kendi ulusal mahkemelerince ya hiç yargılanmaması ya da göstermelik (eksik) yargılanmaları durumunda, bu kişilerin üzerinde mahkemenin yargı yetkisi kullanılabilmektedir.

Kısaca özetlemek gerekirse, mahkeme, soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçu (121 ve 123. maddelerdeki şartlar oluştuktan 7 yıl sonra) işlediği iddia edilenleri yargılama yetkisine sahiptir. Mahkeme yürürlüğe girdikten sonraki tarihleri kapsamak üzere, taraf devletlerin vatandaşlarının dışında veya taraf devletlerin ülkesinde veya Mahkeme ile antlaşma yapmış ülke topraklarında bu suçları işleyenleri de kapsamaktadır. 18 yargıçtan oluşan Mahkeme’nin yargıçları Mahkeme’ye taraf olan devletler tarafından seçilmektedir.

Mahkeme hakkında genel olarak bahsedilmesi gereken önemli hususlardan birisi de Mahkeme Savcılığı’nın bir kişi hakkında bir soruşturmayı nasıl başlattığıdır. Savcı soruşturmayı üç şekilde başlatabilmektedir: kişi ya da örgütün verdiği bilgiler doğrultusunda kendi elde ettiği deliller üzerine kendi inisiyatifi ile; mahkemeye taraf bir üye devletin talebi ile; BM Güvenlik Konseyi’nin talebi ile. Savcı bütün bilgileri toplar ve daha fazla araştırmaya gerek olup olmadığına karar verir. Şayet devlet söz konusu kişiyi yargılıyor ya da yargılamışsa savcı bir işlem yapmaz. Ancak bu yargılama, göstermelik ise, araştırma ve soruşturma, gerekirse de yargılama yapılır. Güvenlik Konseyi bir kişi ile ilgili 12 ay boyunca soruşturmayı engelleme yetkisine sahiptir.

Uzun bir süreç ve mücadelenin sonucunda ve bu suçları işleyenlerin cezasız kalmasını engelleme umuduyla kurulmuş Mahkeme, gerçekten de son 10 yılda beklentilere ne derece cevap verebilmiştir?

Öncelikle suçluların yargılanması adına neler yapabildiğine bakalım. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yaşanan iç savaşta suç islediği iddia edilenler arasında Kongo Yurtseverler Cephesi’nde üst düzey komutanlarından olan Germain Katanga, Ulusal Bütünlük Cephesi’nin üst düzey komutanlarından Mathieu Ngudjolo Chui ve Thomas Lubanga Dyilo hakkında savcılık tutuklama kararı çıkardı. Daha sonra, Callixte MbarushimanaSylvestre Mudacumura ve Bosco Ntaganda hakkında da tutuklama kararı çıkarılmıştır. Bunlardan Thomas Lubanga Dyilo, Germain Katanga, Bosco Ntaganda ve Callixte Mbarushimana yakalanmış ve yargılanmalarına başlanmıştır. Sylvestre Mudacumura ise halen yakalanamamıştır. Mahkeme, Thomas Lubanga Dyilo hakkında 14 Mart 2012 tarihinde kararını vermiş ve Dyola’yı 14 yıl hapis cezasına çarptırmıştır. Yargılananlardan Mathieu Ngudjolo Chui ise 21 Aralık 2012 tarihinde verilen kararla berat etmiş ve serbest bırakılmıştır. 16 Aralık 2011’de verdiği kararla Callixte Mbarushimana hakkındaki suçlamalar Mahkemece reddedilmiş ve serbest bırakılmıştır.

Mahkeme’nin ele aldığı bir diğer çatışma bölgesi Uganda olmuştur. Uganda’daki olaylarla ilgili olarak da dört kişi hakkında (Joseph Kony, Vincent Otti, Okot Odhiambo ve Dominic Ongwen) tutuklama kararı verilmiştir. Bu dört kişiye karşı açılan davalar 2 nolu Yargılama Öncesi Daire önünde bulunmakta. Mahkeme son zamanlarda Tanrının Direniş Ordusu”nun 5 üst düzey üyesi hakkında da tutuklama kararı çıkarmış, bunlardan birisinin öldüğü tespit edilmiş ama diğer dördü halen yakalanamamıştır.

Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki iç savaşta yaşanan ihlallerle ilgili ise Jean-Pierre Bemba Gombo hakkında tutuklama kararı verilmiş, Mahkemeye transfer edilmiş ve yargılama öncesi aşamada dava devam etmektedir.

Sudan’da Darfur’da yaşanan çatışmalardan dolayı ise hakkında tutuklama kararı çıkarılan kişiler Ahmad Harun ve Ali Kushayb tutuklanarak Mahkeme önüne çıkarılmıştır. Daha sonra, çok daha unlu bir figür, Devlet Başkanı Al Bashir hakkında da tutuklama kararı çıkarılmıştır. Ayrıca, Bahar Idriss Abu GardaAbdallah Banda Abakaer Nourain, Saleh Mohammed Jerbo Jamus ve Abdel Raheem Muhammad Hussein hakkında da tutuklama kararları çıkarılmıştır. Bunlardan Harun, Kushayb, Al Bashir ve Hussein henüz tutuklanıp mahkeme önüne çıkarılabilmiş değildir.

Mahkeme, bezeri şekilde Kenya, Fildişi Sahilleri ve Mali’deki iç savaşlarda da suç islediği iddia edilen kişilerden bazıları hakkında tutuklama kararı çıkarmış ve bu kişilerden bazıları mahkeme önüne çıkarılmıştır.

Su ana kadar Mahkeme neredeyse tamamen Afrika’nın bazı ülkelerindeki çatışmalarda suç islediği iddia edilenlerle ilgili soruşturmalar başlatmıştır ve davalar görülmeye başlanmıştır. Yalnızca son dönemde 26 Şubat 2011’de BM Güvenlik Konseyi’nin oybirliği ile meseleyi Mahkeme’ye havale etmesi üzerine Libya”daki iç çatışmalar Mahkeme’nin gündemine girmiştir. Mahkeme 1 Haziran 2012’de, Muammer Gaddafi, oğlu Saif Gaddafi ve Abdullah Al-Senussi hakkında tutuklama kararı çıkarılmıştır. Muammer Kaddafi’nin ölümü üzerine onunla ilgili tutuklama kararı düşmüş, diğer iki kişi ise halen yakalanamamıştır.

Yine son dönemde Mahkeme Savcılığı, AfganistanGürcistanGineKolombiyaHondurasKore veNijerya’daki durumları incelemeye almıştır.

Görüldüğü gibi Mahkeme son on yılda daha ziyade Afrika ülkeleri ile meşgul olmuş gözükmektedir. Bu durumun beklentilerin geriside kaldığını belirtmek mümkündür. Zira, sürekli bir uluslararası ceza mahkemesinden beklenti, yaşanan çatışmalarda suç islemiş kişilerden cezasız kalanların yargılanmasını sağlamaktır. Dünyanın diğer birçok bölgesinde bezeri çatışmalar yaşanmış ve yaşanmakta olmasına rağmen, Mahkeme’nin bu bölgelere nüfuz edemediğini görüyoruz. Avrupa devletleri dâhil 122 ülkenin taraf olduğu Mahkeme, öyle gözüküyor ki büyük devletlerin siyasi desteğini alamayacağı çatımsa bölgelerine nüfuz edememektedir. ABD’nin Mahkemeye taraf olmaması, hatta Mahkeme’ye taraf bazı ülkelerle, ABD’nin kendi askerlerini Mahkemeye teslim etmemeleri için ikili antlaşmalar yapması Mahkeme’nin gücünü azaltan bir unsur olarak gözükmekte. Zira büyük devletlerin desteğini alamayan bir Mahkeme, hakkında yakalama kararı çıkarılmış kişilerin ele geçirilip yargılanmasını sağlayamayacaktır.

Mahkeme’nin etkinliğini artıracak unsurların neler olduğu ancak başka bir incelemenin konusu olacak kadar genişken, yargılamaların sayısının artması Mahkeme’ye olan güvenin ve desteğin artmasına katkı sağlayacaktır. AfganistanGürcistanGineKolombiyaHondurasKore ve Nijerya ile ilgili incelemelerin başlatılmış olması umut verici bir işaret olarak algılanabilir.

Yücel ACER

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Avrupa Birliği Hukuku, Ulusal Hukuk ve Uluslararası Hukuk Arasındaki İlişki

Kavramsal Çerçeve Günümüzde, uluslararası düzeyde faaliyet gösteren kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kuralları, başlıca üç …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret