Güncel Yazılar
escort bayan-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-samsun escort bayanlar-istanbul escort bayan-tuzla escort-marmaris escort-kayseri escort-bursa escort-mersin pozcu escort-bursa escort-ataşehir escort bayan-escort bayan-izmir escort-bursa escortistanbul escort bayan

Uluslararası (Finansal) İlişkiler’de Psikoloji

Soyları tükenmekle karşı karşıya kalmış türleri kurtarmak, dünyayı küresel ısınmadan kurtarmak, AİDS hastalarını kurtarmak, kaynak yetersizliğinden ölen hastaları kurtarmak, açlıktan ölen çocukları kurtarmak… Bütün bunlar biraz daha bekleyebilir, ama “Bankaları kurtar!” çağrısı hemen bir müdahale talep eden ve bunu sağlayan kayıtsız şartsız bir emirdir. Belki de, Brecht´in Üç Kuruşluk Opera´sından eski ironik bir deyişi durumumuza tekrar uyarlamanın zamanı geldi: “Yeni bir banka kurmanın yanında bir bankayı soymak ne ki” Bir bankadan insanı hapislerde süründürecek birkaç bin dolar çalmak, on milyonlarca insanı evlerinden ve birikimlerinden yoksun bırakacak, ve ardından devasa devlet yardımlarıyla ödüllendirilecek finansal spekülasyonların yanında ne ki? *

Çıkar, çatışma gibi insana özgür duygu ve eylemlerin, devletlerin faaliyetlerini nitelendirmek için kullanılmaya başlandığı realist görüşten beri uluslararası ilişkilerde biraz göz ardı edilen bir kelime: psikoloji veya daha doğru bir ifade ile psikolojik zemin hazırlamak. Nasıl ki insan da olan çıkar uluslararası ilişkilerde devletlere mâl edebilebiliyorsa gene insana özgü olan psikoloji de devletlere ve pekâlâ uluslararası ilişkilerin geneline mâl edebilebilir.

Özellikle finansal piyasaların devletlerden daha önemli olduğu günümüzde psikoloji uluslararası ilişkilerin, ekonominin hemen her alanında kendini gösteriyor. Görsel ve yazılı medya vasıtasıyla sürekli psikolojik bir harekata maruz kalan günümüz insanı, gelecekte olacak olan gelişmelere ister istemez kendini hazırlamaktadır. Son zamanlarda artık duymaz olsak da “İran, İsrail’i veya (ters bir denklemle) İsrail’i İran’ı vuracak” haberleri haftalarca zihinlerimizde yer aldı. Tahran’dan önce zihinlerimiz işgal edildi. Eğer bu haberlere ara verilmeseydi, devam edilseydi ve nihayetinde gerçekleşseydi “zaten aylardır söylüyordu sonunda oldu” cümlesi savaşın önündeki önemli bir engel olarak görülen uluslararası toplumun diline pelesenk olacaktı. Yine Suriye olaylarında özellikle uluslararası medyanın nasıl bir rol aldığı unutulmamalıdır.

AB’nin son yaşadığı krizde de aynı durum tezahür etmektedir. Neredeyse son iki yıl Yunanistan’ın çöküşünü izlemekle geçti. Kriz haberlerinin ardı arkası kesilmiyor. Herkesin herkese milyarlarca dolar borcunun olduğu (örneğin; Fransa’nın Japonya’ya, İspanya’nın ABD’ye) bir küresel sistemde esas meselenin borçlu olmak, çözümün de borcu kapatmak olmadığı işin aslının bu borcun döndürülebilir hale getirilmesi olduğunun üzerinde daha fazla durulmalıdır. AB tarihindeki önemli olaylardan biri olan 1965 Boş Sandalye Krizi zamanlarındaki gazete manşetleri “Avrupa Ekonomik Topluluğu batıyor” şeklindeydi.

Yine küresel bir güç olduğu kabul edilen ABD’nin kötü politikalar nedeniyle Irak ve Afganistan’daki mevcut durumu yaratılan (ve doğru olan) süper güç psikolojisiyle bağdaşmadı. Aslında dünyanın bir başka yerinde olabilmenin kendisi süper güç olmaya yeterliyken yürütülen eylemler bununla tutarlı olmadı. Ki, Nye ile birlikte gelen ‘soft power’ söylemi yeni bir politik seçenek olarak daha da görünür oldu. İç politika açısından Obama’nın seçim döneminde yürütülen psikoloji ise yorum yapmaya gerek bırakmayacak kadar aşikârdır.

Yıllardır dünyayı mahvetmesi beklenen, şer eksenliğinden küresel tehdit olmasına kadar her şekilde yaftalanan Kuzey Kore’ye yani liderinin ölümüyle günlerce ağlayan halka yönelik atılan kahkalar… Lideri ölmeden önce korkulan ülke bir gün sonra lideri öldüğünde gülünen bir ülke haline geldi.

Ezcümle; Japonya’nın bir gün Hiroşima ve Nagazaki’nin intikamını alacağına dair yaratılan büyük efsaneden, İran’ın 79 Devrimi’nden beri bitip tükenmek bilmeyen ‘tehlike arz etmesi’ne, geçmişten bügüne değişen pek bir şey yok. Arkaik dönemin ‘tanrılar kurban istiyor’undan “finans piyasaları psikoloji istiyor’a kadar gelindi o kadar. Finans piyasaların kazanması ve hayali bir para etrafında bütün politikaların şekillendirilmesi için psikolojiye yani “spekülasyona” her gün biraz daha ihtiyacı olan bir sistem kendisini ne yazık ki  bu şekilde var edebilmektedir.

Savaş söylemleri için harcanılan vakit ve çabalar, BM Sözleşmesi’nde yer alan “devletlerin birbirlerine karşı kuvvet kullanmalarının yasak olduğu”na veya kendini savaşa hazırlamak için var gücüyle çalışan ülkeleri dizginlemek için daha fazla güçlendirilmesi gereken uluslararası hukuka harcansa… Psikolojiler mevcut halin tersi için hazırlansa, güneşe en yakın üçüncü gezegende belki işler biraz daha yolunda gider.

İlhan ARAS (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

23 Haziran 2012


* Slavoj Zizek, Önce Trajedi Sonra Komedi ya da 2008 Finansal Krizi, Encore Yayınları, İstanbul 2009 (tanıtım bülteninden)

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Almanya vs. Almanya

“Almanya Yenilince Bizde Yenilmiş Sayıldık” Sonra bunun üzerinden bir asır geçti… Günümüzde Avrupa Birliği’nin lokomotifi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret