Güncel Yazılar
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Uluslararası İlişkiler “Hakkında” Yazmak

Uluslararası ilişkilerle ilgili olarak her gün onlarca, yüzlerce haber gerek gazetelerde, internet sitelerinde gerekse konuyla alakalı her platformda yayınlanmakta, konuyla ilgili olanlar buralardan gündemi takip etmektedirler. Peki, uluslararası ilişkilerle akademik olarak ilgilenenleri bu nokta da ayrı kılan ne olmalıdır? Örneğin; Suriye konusunda yazılan bir yazıyı, bir gazetedeki köşe yazarından ayrı kılan nedir? Günlük haber yığınları altında disipline hizmet eden, kalıcı olması niteliğiyle ön plana çıkan bir çalışma nasıl olmalıdır? Çoğu disipline “nasip olmayan”, “kahvede bile konuşulan konu olması”ndan sıyrılabilmeyi uluslararası ilişkiler nasıl başaracaktır? Kahvedeki insana, konuyla alakalı okuma zahmetine girmeden bütün Ortadoğu dengelerini, 11 Eylül’ü vb. konularını çözdüğüne/anladığına inandıran “şey” nedir?

Türkiye uluslararası ilişkiler yazınındaki temel eserlerin azlığı göz önüne alınırsa bu konu daha da önemli olmaktadır. Temel konularla ilgili yazılan kitaplar şöyle bir göz önüne alındığında ortaya zengin bir literatür çıkmadığı kolaylıkla görülmektedir. Örneğin; Ortadoğu, Uluslararası İlişkiler Teorileri, Avrupa Birliği, Kafkasya, Uzak Doğu, Uluslararası Hukuk, Uluslararası Örgütler, Uluslararası İlişkiler, Balkanlar gibi alanlarda yazılan “tuğla gibi” şeklinde gösterilebilecek, temel nitelikteki kitapların sayıları bir elin parmaklarını geçmeyecek düzeydedir. Bu durum konu veya ülke örneklerinde pek değişmemektedir. Son zamanların yegane gündem maddesi olan Suriye konusunda yazılmış kaç akademik kitap olduğu ortadadır. En uzun sınırımız şeklinde şablonlaştırdığımız bir ülkeye karşı akademik duyarsızlık, konuyla alakalı politikaların geç üretilmesi sorununu da beraberinde getirmektedir.

Arapça kaynak kullanılmadan yazılan Ortadoğu kitabımız; “Journal of” ile başlayan dergilere uzak kalınılarak güncel içinde boğulan yayınlarımız; televizyonlarda konu ister Avrupa Birliği, ister Ortadoğu, isterse de Çin olsun hep aynı konuklarla yapılan tartışma programlarımız, yılların emeğinin ürünlerine göstermediğimiz saygıyı gösterdiğimiz komplo teorilerimizle gelebileceğimiz nokta bellidir.

Sürekli olarak uluslararası ilişkilerle “ilgili” yazılar yazıyoruz ancak Uluslararası İlişkiler “hakkında” aynı üretim söz konusu olmuyor. Koca bir bölge hakkında konuşmak için harcadığımız emeği uluslararası ilişkilerin bir kavramına da harcamalıyız. Kavram ve literatür eksikliği nedeniyle dar bir çerçevede gidip geliyoruz. Yabancı literatürde (İngilizce) konuyla alakalı kitaplıklar dolusu yayın yapılmışken aynı konu henüz bizde çalışılmamış bir alan olarak kabul edilebiliyor. Tam tersinden baktığımız da, yabancı literatürde on-yirmi yıl önce yazılan bir konu bizde henüz yeni ele alınabiliyor.

Akademidekilerin emeğiyle Avrupa Birliği, Ortadoğu, Uluslararası Hukuk, Uluslararası İlişkiler vb. birkaç alanla doğrudan alakalı bir-iki dergi sürekli hale getirilmiş, konuyla ilgili çalışanların temel başvuru kaynağı olmuştur. Disiplinin kendini geliştirmesi ve geldiği noktada, çıtayı yükseltmesi akademik anlamda yaklaşık 100 yıllık geçmişe sahip olan uluslararası ilişkilerin kökleşmesinde oldukça önemlidir. Bahsedilen bu durum, çözülemeyecek nitelikte bir sorun değildir.

Amacımız, akademinin konuyla ilgili emeklerini, üretimlerini hiçe saymak değil (ki bu durum haddimizi aşmak olur) sadece daha fazla gelişimi için nacizane bir bakış açısı kazandırmak olmalıdır.

Bu yazı; Erol KurubaşErsel AydınlıHaluk Özdemir tarafından yazılan “Yöntem, Kuram, Komplo Türk Uluslararası İlişkiler Disiplininde Vizyon Arayışları” (Asil Yayın Dağıtım, 2009) adlı ufuk açıcı eserin, bu satırları kaleme alan tarafından mümkün olan en kısa zamanda yapılacak geniş ölçülü tanıtımına giriş niteliğindedir. Şimdiden dileğimiz bu ve benzeri çalışmaların artmasıdır.

İlhan ARAS (Twitter’dan takip et – Acedemia’dan takip et)

18 Nisan 2012 Çarşamba

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Where and when should social scientists look for power?

Since the 1950s and 1970s there has been an on-going debate on where and when …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle