Güncel Yazılar
escort bayan-escort beylikdüzü bayan-bursa escort-escort istanbul bayan-samsun escort bayanlar-istanbul escort bayan-tuzla escort-marmaris escort-kayseri escort-bursa escort-mersin pozcu escort-bursa escort-ataşehir escort bayan-escort bayan-izmir escort-bursa escortistanbul escort bayan

Uluslararası İlişkilerde Realizm Teorisine Farklı Bir Bakış

Hans Morgenthau’nun: “İnsan doğası kötüdür, devletler de ahlakî değerlere uymak zorunda değildir” sözünü, günümüz uluslararası ilişkilerin bakış açısı ya da literatürüyle yorumlarsak, gereğinden fazla karamsar ve yanlışlanabilir bir önerme olduğunu söyleyebiliriz.

Nitekim günümüzün uluslararası kurum ve kuruluşlarının gelişen küresel ilişkiler ile birlikte ortaya koyduğu siyasal eylemlerinin, realizm (gerçekçilik) ile yürütülmesi imkânsız görünmektedir. Bu durumun en önemli nedeni de ‘uluslar üstü bir kurumun, devletler veya ulusal yapılar üzerinde inşa edilemeyişidir.

Örneğin Birleşmiş Milletler (BM) gibi uluslararası kurum ve kuruluşlar; kendi misyonlarında “uluslar üstü” bir anlayışı benimsediklerini vurgulasalar da uygulamada uluslar üstü bir yapıyı oluşturamamışlardır. Bunun sonucu olarak da kendilerine sadece uluslararası ilişkilerle sınırlandırmış bir vizyon çizmektedirler.

Uluslar üstü bir yapının olmayışı nedeniyle birçok devlet, herhangi bir siyasal eyleminde, kendi ideallerini merkeze alıp, ahlakî kural ve değerlerden kaçınabilecekleri gibi, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde uluslararası çapta anarşik bir ortamın zeminini de oluşturabilmektedir. Bu durumun en büyük sonuçlarından biri de insan haklarının ve insani değerlerin, sınırların içinde sıkışıp kalmasıdır.

Morgenthau’nun: “Siyasal gerçeklik, bir devletin siyasal eylemlerini yani ahlakî hareket edip, etmediğini evrensel ahlakî prensiplerle ölçmeye kalkmaz” sözü realist yönetimin aşırı güvenlik anlayışı sonucunda, yalnızca güç ve çıkar ilişkisiyle yürütülebileceğini ve ahde vefaya gerek olmadığını, göstermektedir.

Realizmin bu yanlışını tenkit eden idealist düşünürler, bu durumu 1918’den sonra fark etmiş ve birbirlerine olan iyi niyet ve ahlakî değerlerle bağlı kalmaları gerekliliği savunarak, realizm anlayışını eleştirmişlerdir.

Uluslararası güçler, uluslar üstü bir anlayışı benimsemedikleri sürece bir otorite olamayacaklarını, ikinci dünya savaşından sonra oluşan yeni dünya düzeni ile birlikte çok açık bir şekilde görmüşlerdir.

Nitekim tarihsel süreç içinde oluşagelmiş savaşların ve güç arayışlarının günümüze kadar sonunun gelmediği aşikâr olduğu için ben idealizm düşünürlerinin bazı fikirlerine katılıyorum. Bu nedenle bence dünyanın daha fazla deneyime ihtiyacı olmadığını da sözüme eklemek istiyorum.

Dünyamızda ne yazık ki savaş, güç ve çıkar ilişkilerinin bir sonuç vermediği, iyi bir iç-dış politika ve yönetim anlayışının oluşamadığı ortadadır. Ne realizm ne de idealizm savunucularının görüş ve düşünceleri, uluslararası sistemin çatlaklarını kapatamamış, sadece üzerini örtmekle yetinmiştir.

Bu durumun sonucunda yeni bloklaşmaların oluşmasına zemin de hazırlanmıştır. Uluslararası hukuk literatüründe ahde vefa ilkesi, devlet ve örgütler nezdinde zamanla değişim gösterse de yeni bağlar kurulmuş, global sistemin sadece güç ve çıkar ilişkileriyle yürüyemeyeceği fikri doğmuştur.

Bu nedenle dış politikada sadece ahlakî değerlere önem vermek de çıkar yol değildir. Gelişen teknoloji ve askeri ilerlemelerle nükleer silahların yaygınlaşması, büyük devletlerin aralarındaki silahlanma yarışının soğuk savaş dönemi tabiriyle dehşet dengesinin ortaya çıkmasına ve savaşın yokluğu ile barış ortamının oluşmasının güçle sağlanmasına sebep olmuştur. Bu itibarla, bu güç isteği, bir başka ifadeyle realizmin savunduğu güç ve çıkar nosyonları, devletler nezdinde kenara atılamayacak kadar etkisini koruyan unsurlar olmaya devam etmektedir.

O halde dış politika neye dayanmalı?

Güç ve çıkar ilişkisine mi?

Evrensel ahlakî kural ve değerlere mi?

Cumali ÖZBEKDumlupınar Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü

Kaynakça

Arı, Tayyar: Uluslararası İlişkiler Teorileri, Alfa Yayınları.

Çalış, H. Şaban, Uluslararası Örgütler: Tanımların Yaklaşımların Ve Tarihin Alaca Karanlığı, Der. Önder Kutlu.

Ayrıca bkz. gametheory, nashequilibrium

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Where and when should social scientists look for power?

Since the 1950s and 1970s there has been an on-going debate on where and when …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

porno seyret