kaçak bahis guvenilir bahis siteleri antalya escort bayan antalya escort pendik escort kurtköy escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort
Uluslararası Terörizmin Yasaklanması Çabaları | UİPORTAL
Güncel Yazılar
ankara escort
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Uluslararası Terörizmin Yasaklanması Çabaları

Özellikle 11 Eylül sonrası uluslararası güvenlikle ilgili her yazı ve konuşmada belki de en çok kullanılan kelime ‘terör’ olmuştur.[1] Başlı başına  bu kelimenin kullanılması bile algılayanlarda bir ürperiş, kınama ve hatta nefret oluşumuna yol açmaktadır. Ne var ki neyin ‘terör’ olduğu hususunda bir fikir birliği mevcut değildir.[2] Klişeleşmiş şekilde ifade etmek gerekirse kimine göre terörist sayılanlar başkalarına göre ‘özgürlük savaşçısı’ kabul edilmekte hatta bazen bir zamanlar terörist ilan edilenlerin daha sonraki bir zaman diliminde Nobel Barış Ödülü’ne adaylığı dahi söz konusu olabilmektedir.[3] Aslında tersi uygulamaların bulunması da bu kavram kargaşasında hiç yadırganmamaktadır: 1980lerde Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgali sırasında ABD’nin milyonlarca dolarlık maddi desteği ile silah yardımını alanlar arasında bulunan ve CIA tarafından eğitilen ‘özgürlük savaşçısı’ Bin Ladin ve adamları bugün dünyanın en çok aranan teröristleri arasındadır. Bazı ülkelerin terörist saydıklarına başka bazı ülkeler kol kanat germekte, sığınma sağlamaktadır. Bunun yanı sıra terörist eylemler ve benzerleri bazı devletler tarafından da tüm dünya medyası önünde işlenebilmektedir. Uluslararası politik dengeler ve çıkarlar bağlamında ülkeler terörist örgütler listesi oluşturmada pazarlıklar yapmakta, koşullar öne sürebilmektedir. Yine bazı devletler terörü desteklediklerini iddia ettikleri birtakım devletlere karşı yaptırımlar uygulayıp güç kullanma tehdidinde bulunurlarken, terör ve benzeri eylemlerde bulunan başka devletlere karşı uluslararası hukuk çerçevesinde önlem alınması teşebbüslerine de engel olabilmekteler. Tüm bu sorun ve çifte standart içeren eylemler uluslararası düzlemde üzerinde anlaşılmış bir terör tanımının bulunmamasından kaynaklanmaktadır. Terör tanımında anlaşamama ise terörü yasaklayan genel bir uluslararası anlaşmanın hazırlanmasını engelleyen en önemli faktördür. Bu nedenle uluslararası hukukta terörü tümden yasaklayan kapsayıcı bir global anlaşma yapmak henüz mümkün olamamıştır. Uluslararası hukukta ancak bazı spesifik terör eylemlerini yasaklayan ve onlarla mücadele eden anlaşmalar yapılabilmiştir. Bu çalışmada uluslararası hukukta terörle mücadeleye kısaca değinilip terörizmi önlemeye yönelik kapsayıcı bir anlaşmanın hazırlanması çalışmaları değerlendirilecektir.

Uluslararası Hukuk Ve Terör[4]

Birçok anlaşma terörizmi önlemeye yönelik düzenlemeler yapmışsa da hiçbiri terörü tanımlamamıştır. 1937 tarihli Terörizmin Önlenmesine ve Cezalandırılmasına Dair Anlaşma Milletler Cemiyeti döneminde yapılmış olup yürürlüğe konulamamıştır.[5] Terörist eylemlerin önlenmesine yönelik olarak birçok Birleşmiş Milletler anlaşması da yapılmıştır. Bu anlaşmalar terörle ilgili birçok konu ile ilgilidir. Bu konular arasında hava ulaşımı,[6] deniz ulaşımı,[7] korunmuş kişiler, [8] rehineler, [9] deniz üzerindeki platformlar,[10] nükleer maddeler, [11] plastik patlayıcılar,[12] terörist bombalamalar,[13]  ve terörün finansmanı[14] yer almaktadır. Bu anlaşmaların tek eksikliği terör tanımı yapamamış olmaları değildir, bunlardan birçoğu terör terimini bile kullanmamışlardır. BM dışında birçok bölgesel örgüt de terörü önlemeye yönelik anlaşmalar yapmışlardır. Bunlar arasında Arap Birliği,[15] İslam Konferansı Örgütü,[16] Avrupa Konseyi,[17] Amerikan Devletleri Organizasyonu,[18] Afrika Birliği Organizasyonu,[19] Güney Asya Bölgesel İşbirliği Teşkilatı,[20] ve Bağımsız Devletler Topluluğu[21] sayılabilir. Avrupa Birliğinin de ciddi bir terörle mücadele politikası vardır.[22] Türkiye’nin de taraf olduğu 1977 tarihli Terörizmin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi uçak kaçırma, uçaklara saldırı, diplomatlara ve uluslararası korunan kişilere saldırı, adam kaçırma, rehin alma yada özgürlükleri hukuka aykırı olarak sınırlandırma eylemlerini, bomba, roket, otomatik ateşli silahlar ve bombalı mektup yada paket kullanarak gerçekleştirilen eylemleri işleyen, işlemeye teşebbüs eden yada bu tür eylemlere suç ortağı olmayı terör suçu kabul etmektedir.[23] Terörizm sonu –izm ile bitmesine rağmen bir ideoloji değildir. Terörizm siyasal, en geniş anlamda, bir amaca ulaşmak için kullanılan bir araçtır. Bu saptama BM Genel Kurulu’nun 1994 yılında yayınladığı 49/60 sayılı Kararı’na ekli Deklarasyon ile de örtüşmektedir. Buna göre “politik sebeplerle yapılan ve toplumda, bir insan topluluğunda veya belirli insanlarda bir korku ortamı yaratacak cezai eylemler, siyasi, felsefi, ideolojik, etnik, ırksal, dini veya herhangi bir gerekçe ile haklı gösterilemez”.[24] Bu tanımdan çıkarılabilecek bir diğer sonuç terörün korku yaratma amacına yönelik olmasıdır. Zaten köken olarak terör ve tedhiş aşırı korkuya işaret etmektedir. Tüm hukuksal metinlerde terörün aşırı şiddeti içerdiği hususunda hemfikir olunmakla birlikte, aşağıda görüleceği şekilde şiddeti kullanana bağlı olarak farklı yaklaşımlar sergilenmektedir.

Uluslararası Terörizm Kapsayıcı Sözleşmesi

Birleşmiş Milletler, hukuk işleri ile ilgilenen Altıncı Komite ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1996’da kabul ettiği 52/210 sayılı Karar’ı ile kurulan Ad Hoc Komite aracılığı ile  Uluslararası Terörizm Kapsayıcı Sözleşmesi (Conprehensive Convention on International Terrorism) hazırlanması çalışmalarını sürdürmektedir. Aslında bu alandaki çabalar 1994 yılında alınan 49/60 sayılı Genel Kurul Kararı’na ekli Deklarasyon ile başlamaktadır. Bu deklarasyon ile BM üye devletlerine konunun tüm yönlerini içeren kapsamlı bir hukuki çerçeve oluşturmak amacı ile terörizmin önlenmesi ve ortaya çıkmasının engellenmesine yönelik uluslararası hukuk hükümlerinin kapsamının acilen gözden geçirilmesi çağrısı yapılmıştı. Bu çabalar kısmen sonuç vermiş ve yukarıda değinildiği üzere 1997 Terörist Bombalamaların Önlenmesine Dair Sözleşme ile 1999 Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Sözleşme kabul edilmiştir. Ne var ki öncekilere ek olarak kabul edilen bu spesifik terörist eylemleri ele alan anlaşmaların dışında genel ve kapsayıcı bir anlaşma henüz yapılamamıştır. Kapsayıcı anlaşma hazırlanması çalışmalarında görüldüğü üzere, ülkelerin tümü teröre karşı olduklarını ifade etmelerine ve terörle mücadele edilmesi gerektiği hususunda hemfikir olmalarına rağmen bazı konular hakkındaki önemli anlaşmazlıklar görüşmelerin uzlaşma ile sonuçlanmasını engellemektedir. Görüş ayrılıkları şu hususları içermektedir:

  • Terörün hukuksal tanımı;
  • Terörizm ile sömürgecilik karşıtı ve ulusal kurtuluş hareketleri arasındaki ilişki; ve
  • Devletlerin silahlı kuvvetlerinin faaliyetleri.

Ad Hoc Komite toplarında delegasyonlar tüm görüş ayrılıklarına rağmen 27 maddenin büyük kısmının görüşülmesi hususunda hızlı bir ilerleme kaydetmiştir. Buna rağmen yukarıda sıralanan konuları içeren üç maddeye ilişkin düzenlemeler henüz gerçekleştirilememiştir.  2002 yılında önerilen Çalışma Grubu kurulmuş ve Komite 51/210 sayılı Karar uyarınca Grubun tüm BM üyesi devletler ile BM uzman kurumlarına ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na açık olmasını kararlaştırmıştır. Ad Hoc Komite aynı zamanda Nükleer Terörizm Faaliyetlerinin Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme (International Convention for the Suppression of Acts of Nuclear Terrorism) Taslağı’nı da hazırlamakla görevlidir. Bu taslakla ilgili olarak da yukarıdaki ile paralel olarak terörizmin hukuksal tanımı önemli bir anlaşmazlık noktasını oluşturmaktadır. Ayrıca Taslak Sözleşme’nin 4. maddesinin nükleer silaha sahip devletler tarafından bu silahların olası kullanımının meşru görülmesi olarak yorumlanabileceği kaygılarını öne çıkarmaktadır. Uluslararası Terörizm Kapsayıcı Sözleşmesi Taslağı’na göre taraf olan tüm devletler terör eylemlerini iç hukuklarında suç sayacaklardır. Bu tür eylemler hiçbir şekilde siyasal, ideolojik ve felsefi nedenlerle meşrulaştırılamayacak ve ağırlıklarına göre cezalandırılacaktır. Bunlardan başka, devletlerin başka ülkelerde işlenebilecek terörist eylemlere karşı kendi topraklarının kullanılmaması hususunda geren önlemleri almaları, ülkeler arası bilgi alışverişinin sağlanması, ülke iç hukuklarının Sözleşme ile uyumlu hale getirilmesi, sığınmacı statüsünün tanınmasından önce bu amaçla talepte bulunan kişinin terörist faaliyetlerde bulunmadığından emin olunması gibi yükümlülükler de taslakta yer almaktadır. Ülkesinde terör eylemi işlenmiş bulunan devlet suçu işleyen, yada işlediği düşünülen, kişiyi yargılama veya iade etmekle yükümlüdür. Ek olarak terör eylemleri suçlularının iadesi de düzenlenmiştir: Bu tür eylemlerin suçluları iki devlet arasında suçluların iadesi anlaşması bulunmasa bile bu anlaşma esas alınarak iade edilebilecektir. İadenin gerçekleşemediği durumda suçlunun bulunduğu devlet yargılama yükümlülüğü altındadır. Taslağa göre taraf ülkelerin terör eylemlerinin önlenmesi ve cezalandırılmasında işbirliğinde bulunması gereklidir. Henüz üzerinde uzlaşma olmamakla birlikte terörist eylem veya suç bir kişinin hukuk dışı ve kasden silahlar, patlayıcılar veya öldürücü araçlarla başka bir kişiye, insan topluluklarına veya mülke zarar vermesiyle sonuçlanan, veya sonuçlanması çok muhtemel, şiddet uygulaması veya uygulama tehdidinde bulunması olarak tanımlanmıştır. Aynı zamanda kişinin bu tür suç işlemeye teşebbüs etmesi, suçta yer alması, başkalarının bu suçu işlemesini organize etmesi de tanım kapsamı içerisindedir. Taslağa devletlerin silahlı kuvvetlerinin yaptığı eylemlerin kapsam dışı olduğu hükmü konmuştur. Özellikle İsrail devleti güvenlik güçlerinin bu kapsamda korunduğu düşünülmüş olup bunu dengelemek amacıyla Arap ülkeleri, Malezya, İran ve İslam Konferansı Örgütü terörizm ile meşru ulusal kurtuluş, bağımsızlık ve özgürlük hareketleri arasında bir ayrımın gözetilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir. Bu anlayışa göre BM kararlarında işgal edilmiş topraklar olarak adı geçen ve açıkça kendi geleceğini belirleme (self-determinasyon) hakkı bulunduğu belirtilen Filistin topraklarında yaşayanların mücadeleleri terörizm olarak nitelendirilemez. Buna karşın devlet yetkilileri eliyle işlenen ve yukarıdaki tanıma giren terör eylemlerinin de Sözleşme kapsamında olması gerektiği belirtilmiş ve devlet teröründen söz edilmiştir.  Terörle mücadele, terörist de olsalar insan unsuru içerdiğinden insan hakları boyutuna da sahiptir. Uluslararası Terörizm Kapsayıcı Sözleşmesi Taslağı birçok bakımdan insan hakları örgütleri tarafından eleştirilmiştir. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) ortak bir mektup ile Taslağın birçok yönden insan hakları ihlalleri içerdiğini belirtmişlerdir.[25] Buna göre Sözleşme kendi hükümlerinden hiçbirinin varolan uluslararası insan hakları belgeleri ile çelişecek ve insan hakları standartlarından taviz verecek biçimde yorumlanmasının mümkün olmadığını açıklayan bir madde ile başlamalıdır. Uluslararası olmayan silahlı anlaşmazlıklarda devlete karşı uluslararası insancıl hukuk kurallarını çiğnemeden silahlı güç kullanılması durumunda güç kullananlara başka ülkelerde sığınma hakkı tanınmasının Taslak tarafından engellenmesi ve bu eylemin uluslararası suç sayılması da eleştiri konusu yapılmıştır. Bu eleştiri İsrail-Filistin anlaşmazlığında Filistinlilerin lehinedir. Taslak ile devletlerin “silahlı kuvvetleri” ve “güvenlik güçlerinin” kapsam dışı bırakılmış olması da büyük bir eksikliktir. Bu eleştiri de yukarıda sözü edilen  Arap ve İslam ülkelerinin taleplerine olumlu yaklaşmaktadır.

Sonuç

Terörle mücadele için açık bir hukuksal terör tanımı yapılması, anlaşmaları uygulayıcı devletlere sübjektif değerlendirme yapma fırsatı vermeyecektir. Bu husus konunun politik malzeme yapılmasını da engelleyecek, terörle mücadelenin meşrulaşmasına yardımcı olacaktır. Devingen olan terörün durağan düzenlemelerle önlenmeye çalışılmasının  büyük bir eksiklik olduğu açıktır. Gün geçtikçe yeni terör yöntemleri ortaya çıkmaktadır. Örneğin yukarıdaki anlaşmaların hiçbiri cyber terörü düzenlememektedir. Bu bağlamda sektörel bazda terörle mücadeleye bütüncül (holistik) yaklaşım kazandıracak kapsamlı bir anlaşmanın gerekliliği tartışılmaz. Ancak devletlerin tek yanlı, ulusal çıkar ve uluslararası dengeleri gözeten yaklaşımlarının sonucu olarak terörizm tanımının içine ulusal kurtuluş hareketlerinin alınıp alınmaması ile “devlet terörü” konuları hususlarında uzlaşmaya varılmasının çok zor olduğu değerlendirilmektedir. Bu şartlar altında topyekün bir mücadele yerine uluslararası meşruluğu tartışmalı ve kimi zaman insan haklarını çiğneyen tek taraflı yaklaşımlar ağırlık kazanmaktadır. Bu durumdan yararlanmaya devam eden tek kesim ise terörü başlatanlardır.

—-

İbrahim KAYA: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, BİİBF Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyesi ve USAK Bilim Danışmanı.

[1] Terörle ilgili kapsayıcı bir çalışma için bkz. Ümit Özdağ ve O. Metin Öztürk (der.) Terörizm İncelemeleri; Teori, Örgütler, Olaylar, (Ankara: ASAM, 2000).

[2] Sertaç Başeren ‘Terörizm: Kavramsal Bir Değerlendirme’, içinde Ümit Özdağ ve O. Metin Öztürk (der.) Terörizm İncelemeleri; Teori, Örgütler, Olaylar, (Ankara: ASAM, 2000), ss. 1-15.

[3] Yaser Arafat, Nelson Mandela.

[4] Terörle mücadelede uluslararası hukukun olası katkıları için bkz. Nicolas K. Laos ‘Fighting Terrorism: What Can International Law Do?#8217;, Perceptions, Cilt: 5, Sayı: 1, 2000. Ayrıca bkz. Hüseyin Pazarcı, Uluslararası Hukuk, (Ankara: Turhan Kitabevi , 2003), s. 205.

[5] Convention  for the Prevention and Punishment of Terrorism (1937).

[6] Convention on Offences and Certain Other Acts Committed on Board Aircraft (1963), Convention for the Suppression of Unlawful Seizure of Aircraft (1970), Convention for the Suppression of Unlawful Acts against the Safety of Civil Aviation (1971), Protocol on the Suppression of Unlawful Acts of Violence at Airports Serving International Civil Aviation (1988).

[7] Convention for the Suppression of Unlawful Acts against the Safety of Maritime Navigation (1988).

[8] Convention on the Prevention and Punishment of Crimes against Internationally Protected Persons, including Diplomatic Agents (1973).

[9] International Convention against the Taking of Hostages (1979).

[10] Protocol for the Suppression of Unlawful Acts against the Safety of Fixed Platforms Located on the Continental Shelf (1988).

[11] Convention on the Physical Protection of Nuclear Material (1980).

[12] Convention on the Marking of Plastic Explosives for the Purpose of Detection (1991).

[13] International Convention for the Suppression of Terrorist Bombings (1997).

[14] International Convention for the Suppression of the Financing of Terrorism (1999).

[15] Arab Convention on the Suppression of Terrorism, signed at a meeting held at the General Secretariat of the League of Arab States (1998).

[16] Convention of the Organization of the Islamic Conference on Combating International Terrorism (1999).

[17] European Convention on the Suppression of Terrorism (January 1977).

[18] OAS Convention to Prevent and Punish Acts of Terrorism Taking the Form of Crimes against Persons and Related Extortion that are of International Significance (1971).

[19] OAU Convention on the Prevention and Combating of Terrorism (1999).

[20] SAARC Regional Convention on Suppression of Terrorism (1987).

[21] Treaty on Cooperation among States Members of the Commonwealth of Independent States in Combating Terrorism (1999).

[22] Bkz. Ertan Beşe, Terörizm, Avrupa Birliği ve İnsan Hakları, (Ankara: Seçkin, 2002).

[23] Resmi Gazete, 26 Mart 1981.

[24] Declaration on Measures to Eliminate International Terrorism. Ayrıca aynı maddenin benzer biçimde Türkçeye çevirisi için bkz. Yücel Acer, ‘Terörizm Kavramı Açısından Ermeni Terörü ve Genel Nitelikleri’, Ermeni Araştırmaları, Cilt 2, Sayı 8, 2003, s. 128.

[25] Joint Letter, Amnesty International / Human Rights Watch, 28 Ocak 2002. Metin için bkz.http://www.hrw.org/press/2002/01/terror012802-ltr.htm

Yazar: İbrahim KAYA

28.10.2008

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Radical Dimenson of Making Policy: “TERRORISM”

This writing has been designed to analyze terrorism as a up to date and growing …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle