Güncel Yazılar

Yanlış Algı: Hitler

Çoğu insanımızın, İsrail Devleti’nin Filistin halkına uyguladığı soykırım, sindirme, yok etme politikalarından hareketle yanlış bir tutum içerisinde olduğunu gözlemlemekteyim. Yahudilik ve Siyonizm arasındaki farkı idrak edememiş birçok samimi, iyi niyetli kardeşim var. Birazdan eleştireceğim bu yanlış tutuma sahip olmaları dolayısıyla kardeşlerime hak vermiyor da değilim. Plajlarda katledilen masum çocukları, iftar sofrasında iken ocağı başına yıkılan anneleri görüp de lanet okumamak, sinirden çıldırmamak elde mi?

Bahsini ettiğim yanlış tutum, insanlarımızın, İsrail Devleti’nin bölgede gerçekleştirdiği katliamlara tepki göstermek niyetiyle bundan yıllar önce aynı zulmü Yahudilere karşı uygulamış olan Hitler gibi cani bir lideri kahramanmış gibi, çok iyi işler yapmış gibi görmesidir.

Hitler, gerek kişilik gerek dünya görüşü açısından bir Müslümanın kesinlikle sevmemesi gereken bir siyasi lider profilidir. Almanya’da 14 yıllık Weimar Cumhuriyeti yönetimine son veren, Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi lideri Adolf Hitler, iktidarı eline geçirir geçirmez engelli, yaşlı, hasta, eli silah tutamayacak durumda olan nerdeyse bütün Alman vatandaşlarını imha etmiştir. Bununla da kalmamış, ülkesinde ve komşu ülkelerde (hedef olarak belirlediği ülkelerde) saf Alman ırkına mensup olmayan insanları hedef tahtasına oturtmuştur. Hem Çingenelere hem de Yahudilere karşı soykırım politikasına yönelmiştir. Hitler’in bu politikalarının içi boş değildir. Hitler’in kendince haklı sebepleri vardır aslında. Ancak yazımda bu işin detayına girmeyeceğim, sebeplerini irdelemeyeceğim.

İşin bizi ilgilendiren kısmı Yahudiler, Siyonizm ve Hitler’in bunlarla olan bağlantısı ve Nazi Almanyası’nda Yahudilerin maruz kaldığı soykırımdır. Hangi dine mensup olursa olsun zulme uğrayan insana bir müminin yardım etmesi bir nevi farzdır. Hiçbir Müslüman, Yahudilerin maruz kaldığı soykırımı ve failini savunmamalı, övmemelidir. Yukarıda da değindiğim gibi Hitler’in kendince haklı sebepleri vardı elbette. Ancak şunu söylemeliyim ki, hiçbir sebep soykırıma gerekçe olamaz, olmamalı.

Dediğim gibi, Hitler’i Yahudi kıyımı yapması dolayısıyla seven birçok insana rastladım ve bu insanlar arasında çok samimi Müslüman kardeşlerim var. Beni bu konuda en çok üzen meselelerden biri de bu. Hitler’in Yahudi soykırımı Müslümanların lehine değil, bilakis aleyhine olmuştur. Neden mi? Çünkü Avrupa’da yaşam haklarına tecavüz edilen Yahudiler, 18. Yüzyılın sonlarından beri hayalini kurdukları, 1917’de İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour’un yayımladığı Balfour Bildirisi ile de temelini sağlamlaştırdıkları kalıcı yurt projesini hayata geçirmek için uygun fırsatı bulmuş ve Filistin’e akın akın göç etmeye başlamışlardır.

İşte, Yahudilerin Filistin projesi bu şekilde ivme kazanmıştı. Ardından malumunuz 14 Mayıs 1948’de kendisi bir Ateist olan David Ben Gurion İsrail Devleti’nin kurulduğunu tüm dünyaya ilan etti ve Müslümanlar için zulüm Filistin topraklarında resmen başlamış oldu. Bu sefer Yahudiler rol değiştirmişti. Artık mezalim rolünde olanlar onlardı. O toprakların asıl sahibi olan Filistin halkı ise kendisine verilen mazlum rolünü oynamaya başlamıştı. İsrail Devleti bununla da kalmayıp Hitler’in fikirlerini bile geride bırakacak bir fikir akımını hayata geçirmeye koyulacaktı: Siyonizm.

Fikir babalığını Avrupalı bir Yahudi olan Theodor Herzl’in yaptığı bu akım birden fazla tehlikeli plan ve projeyi bünyesinde barındırmaktadır. Bahsini ettiğim bu tehlikeli plan ve projelerden en tehlikelisi ise arz-ı mevud (vaad edilmiş topraklar) projesidir. Bu proje Nil’den Fırat’a kadar uzanan Büyük İsrail Devleti’ni kurmanın amaçlandığı bir projedir. Bu kanlı projeyi içinde barındıran Siyonizm şu anda yeryüzünün en tehlikeli fikir akımıdır.

Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki, Hitler’in Yahudilere karşı uyguladığı soykırım, Siyonizm’e yaşam alanı bulma girişimlerini teşvik etmiştir. Bu soykırım en çok da İslam dünyasını ve bu dünyanın kanayan yarası olan Filistin’i olumsuz etkilemiştir.

Saffet Yalçın,Uludağ Üniversitesi/ İ.İ.B.F/ Uluslararası İlişkiler Bölümü

30 Temmuz 2014

Print Friendly, PDF & Email

Nedir

İlginizi Çekebilir

Saddam Hüseyin Sonrası Irak’taki Türkiye İran Mücadelesi

Türkiye ve İran; Ortadoğu’da devlet geleneğine sahip, birbirlerine komşu, rekabet halinde olan, farklı etnik yapıya …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir