istanbul escort beylikdüzü escort şirinevler escort kayseri escort escort bursa bursa escort escort bayan bursa kayseri escort bayan istanbul escort sakarya escort eskişehir escort antalya escort chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip chip satışı zynga chip live stream pro7 sat 1 hacklink astropay astropay kart ankara oto çekici oto çekici istanbul escort bayan escort bayan istanbul memur alimi polis alimi webmaster forum hacklink Yeni Ortadoğu'da Değişen Dengeler ve İsrail'in Özrü | UİPORTAL
Güncel Yazılar
escort bayan antalya eve gelen escort konya eve gelen escort konya escort bayan konya eve gelen escort konya eve gelen escort konya eryaman escort mersin escort porno izle porno izle

Yeni Ortadoğu’da Değişen Dengeler ve İsrail’in Özrü

Mayıs 2010’daki Mavi Marmara baskınında 9 kişinin İsrail komandoları tarafından öldürülmesinden bu yana Türkiye-İsrail ilişkileri donma noktasına gelmişti. O tarihten bu yana Türk tarafı, İsrail’in özür dilemesi ve tazminat ödemesini talep ediyordu. Beklenen özür, 3 yıl sonra 22 Mart 2013’te geldi. Bu özrün, bölgesel güç dengeleri ve yeniden şekillenen Ortadoğu açısından önemi büyüktür. Öncelikle İsrail’in Türk halkından özür dilemesi, psikolojik anlamda Türkiye’nin bölgesel ağırlığını artıran bir gelişme olmuştur. Fakat bu gelişmeyi yalnızca Türkiye’nin tarihsel ölçekte bir diplomatik başarısı olarak görmek, değişen diğer dengeleri göremememize neden olabilir. Türkiye için gerçek anlamda diplomatik bir başarı olan İsrail’in özrü, bölgedeki genel eğilimleri okumamıza da yardımcı olabilir.

İsrail, uluslararası kurallara aykırı davranmasına rağmen özür dilemeyen ve geri adım atmayan bir ülke olarak bilinmektedir. Peki, yıllardır süren ısrara rağmen İsrail Türkiye’den neden ve şimdi özür diledi? Özrün zamanlaması, Ortadoğu’daki güç dengeleri açısından anlamlıdır. Öncelikle dilenen özrün çok sık rastlanmayan diplomatik bir yöntemle geldiğini görüyoruz. Erdoğan, Obama ve Netanyahu arasındaki üçlü telefon görüşmesi çerçevesinde İsrail hatasını kabul etmiş ve özür dilemiştir. İki ülke arasındaki böyle bir görüşmeye üçüncü tarafın, hem de telefonla katılması diplomatik kurallar açısından oldukça ilginç bir durumdur. Bu durumu Türkiye, İsrail ve ABD açısından çok boyutlu olarak değerlendirmek gerekir.

ABD’nin Ortadoğu Sorunlarına Yeni Bakışı

ABD’nin temel ilgi alanı Asya-Pasifik bölgesine yönelirken, Ortadoğu’da doğan güç boşluğunu doldurabilecek adaylar arasında Rusya, İran ve Türkiye ön plana çıkıyor. Rusya ve İran bölgesel etkinlik konusunda birbirini destekliyor. Bölgeye yabancı bir güç olan ABD, Ortadoğu’da hep ya askeri gücüyle ya da müttefikleri aracılığıyla etkin olmuştu. İçinde bulunduğumuz dönemde Amerikan askeri gücü, geçmişteki hatalar nedeniyle Ortadoğu’da kullanılamaz hale gelmiştir. Özellikle Afganistan ve Irak deneyimlerinin ardından ABD müdahaleci yaklaşımlardan uzak durmaya çalışıyor. Obama’nın bu konudaki yaklaşımı, ilk sinyallerini Libya konusunda vermişti. Doğrudan askeri müdahalelerden uzak durma yaklaşımı Suriye konusunda açık biçimde gözlemlenebiliyor.

Amerikan yaklaşımındaki bu değişim, İsrail’i yakından ilgilendiriyor. Çünkü Amerikan askeri gücü ve müdahaleciliği, bölgede İsrail’in güvendiği temel unsurlardan biriydi. İşler ne zaman ters gitse, ABD İsrail adına olaylara müdahil oluyor ve onun hamiliğini yapıyordu. Örneğin 2003 Irak işgali, Amerikan ulusal çıkarlarıyla ilişkili bir politika değildi ve İsrail’in güvenliği için yapılmıştı. Sanılanın aksine Irak’ın işgaliyle 11 Eylül arasında hiçbir ilişki yoktu. Zaten Amerikalılar böyle bir iddiada da bulunmamıştı. Temel gerekçe kitle imha silahları bahanesiyle Irak’ın zayıflatılmasıydı. Fakat ABD Irak’ta geçirdiği yıllar boyunca hem maddi olarak hem de prestij açısından büyük zarar gördü.

Büyük olasılıkla Obama’nın İsrail ziyaretinde gündeme gelen konular arasında Suriye’nin durumu ve İran’ın nükleer programı da vardı. İsrail, İran’daki tesislere müdahale edilmesini yıllardır istiyor. Fakat ABD’nin müdahale etmeme politikasındaki kararlılığını açık ve net olarak İsrail’e iletmiş olduğunu tahmin ediyoruz. ABD bundan böyle, en azından Obama döneminde, Ortadoğu’da askeri müdahalelerden mümkün olduğunca kaçınacaktır. Bu durum, İsrail’i rahatsız etmektedir. Irak’ta fütursuzca kullanılan askeri güç, Amerikalıların Amerikan çıkarları konusunda yeni bir değerlendirme yapmasına ve ABD’deki Yahudi lobisini sorgulamasına neden oldu. Örneğin Amerikalı akademisyenler Stephen Walt ve John Maersheimer, 2007 yılında yayınlanan The Israel Lobby and the US Foreign Policy (İsrail Lobisi ve ABD Dış Politikası) başlıklı kitaplarında İsrail lobisinin Amerikan dış politikasını Amerikan ulusal çıkarlarına aykırı bir şekilde nasıl yönlendirdiğini ele aldı.

Sonuç olarak ABD bugün, güçlü Yahudi lobisine rağmen İsrail’e daha mesafeli durmaya çalışan bir ülke durumundadır. Bunun bir sonucu olarak Obama ve Netanyahu arasındaki gerginlik medyada da tartışma konusu olmuştur. Sonuçta da ABD başkanı, ilişkileri yumuşatmak için İsrail’e bir ziyaret gerçekleştirmek durumunda kalmıştır. Fakat her ne kadar İsrail lobisinin etkisiyle gerçekleşmiş olsa da bu ziyaret, gündemini ve koşullarını Amerikalıların belirlediği bir görüşme olmuştur. Obama, İsrail’deki Yahudi yerleşim politikalarını eleştirmiş ve bağımsız bir Filistin’in İsrail’in barışı için kaçınılmaz olduğunu vurgulamıştır.

Askeri güç kullanma olanağının kısıtlanmış olması, ABD’nin bölgedeki müttefiklerine ve özellikle Türkiye’ye verdiği önemi artırmaktadır. Yeni dönemde yeni bölgesel güç adayları (Rusya, İran ve Türkiye) arasında ABD’nin tercihi, Soğuk Savaş’tan bu yana müttefik ve NATO üyesi olan Türkiye’dir. Çünkü diğer önemli müttefiki olan İsrail’in bölgede Amerikan çıkarlarını geliştirme potansiyeli olmadığı gibi bu çıkarlara zarar vermektedir. Sonuç olarak ABD’nin bölgesel etkinlik konusunda Türkiye’yi desteklemesi stratejik bir gerekliliktir. Dolayısıyla ABD’nin Ortadoğu politikalarındaki nirengi noktası ve destekleyebileceği tek ülke Türkiye’dir.

ABD, bölgesel çelişkiler yaşamamak adına iki müttefiki olan İsrail ve Türkiye’yi barıştırmak zorundaydı. Bu barışma, Türkiye’nin artan önemi nedeniyle, gerekirse İsrail’in geri adım atması pahasına sağlanacaktı. Bu nedenle Obama, Türkiye ile ilişkilerini normalleştirmesi yönünde İsrail’i ikna etmiştir. Sonuç olarak, özür konusunda İsrail’in ikna olmasını sağlayan unsurlar, ABD’nin bölgeye dair değişen yaklaşımı, yeni bölgesel güç dengeleri ve İsrail’in değişen jeopolitik çevresidir.

İsrail’in Değişen Jeopolitik Çevresi ve Yalnızlaşma

İsrail’i çevreleyen bölgelerdeki en çarpıcı gelişme, Arap Baharı olarak adlandırılan bir dizi siyasal gelişmedir. Arap Baharı’nı yaşayan ülkelerin hepsinde, İsrail’in istemediği ve onu tedirgin edecek türden dönüşümler yaşanmıştır. İsrail’in altındaki siyasal zemin kayarken, İsrail’in son dönemdeki durumunu “yalnızlaşma” olarak nitelemek mümkündür. Mısır’da ve Irak’ta İslamcıların iktidara gelmesi, Suriye’de Esed rejiminin devrilmek üzere ve yerine gelecek yönetimin büyük olasılıkla İsrail’e dostça yaklaşmayacak olması önemli gelişmelerdir. İran’ın İsrail’e yönelik tavrı da dikkate alındığında İsrail açısından bölgede dost olarak algılanabilecek tek ülke Türkiye kalmaktadır. Türkiye ile yaşanan özür inatlaşması, İsrail’i bölgede mutlak olarak yalnızlaştırmıştır.

İsrail, bölgedeki bütün ülkelerin yerine ikame edebileceği güç olarak şimdiye kadar hep ABD’yi görmüştür. Bölgedeki gelişmeler karşısında kendi politikalarını kayıtsız ve inatçı bir şekilde izleyebilmesinin nedeni de Amerikan desteği olmuştur. Fakat Obama’nın son ziyareti, her ne yaparsa yapsın ABD’nin İsrail’in yanında olacağı düşüncesini değiştirmiştir. Obama’nın İsrail yerleşimlerine yönelik yaptığı eleştiriler ve bağımsız Filistin vurgusu, İsrail’in tutumunu yeniden gözden geçirmesine neden olmuştur.

İsrail’in artık yalnızca Amerikan askeri gücüne güvenerek politika üretme dönemi sona ermek üzeredir. ABD’nin bölgeye olan ilgisinin azalması ve bölgedeki Amerikan imajının bozulmuş olması İsrail’i bölgesel gelişmelere uyum sağlamaya zorlamaktadır. Bu çerçevede İsrail açısından en önemli ve vazgeçilmez ülke Türkiye’dir. Tüm bu parametreler, Türkiye ile ilişkileri düzeltme ve yakınlaşma konusunda İsrail’in ikna olmasını kolaylaştırmıştır. Büyük olasılıkla ABD’nin İsrail’e verdiği mesaj, sorumsuz davranışlardan vazgeçerek bölgedeki potansiyel müttefikleriyle ilişkilerini yeniden düzeltmesi, aksi takdirde ABD’nin İsrail’i koşulsuz desteklemeye devam edemeyeceği olmuştur. İşte tüm bu stratejik hesaplar çerçevesinde İsrail Türkiye’den özür dileyerek ilişkileri normalleştirme yoluna gitmiştir.

Bölgesel Güç Türkiye

Türkiye’nin bölgesel etkisi her geçen gün artmaktadır. Bu konuda Türkiye’nin önündeki en büyük engel PKK ve Kürt sorunudur. Her iki sorun da Türkiye’nin yumuşak karnını oluşturmaktadır. PKK’yı etkisiz hale getirmiş ve Kürt sorununu çözmüş bir Türkiye’nin bölgedeki etkinlik ve gücü katlanarak artacaktır. Bu bağlamda İsrail’in özrünün PKK’nın silah bırakma söylemiyle de aynı tarihlere denk gelmiş olması ilginçtir. Yalnızlaşan İsrail’in, giderek güçlenen bir Türkiye’yi kaybetmeye tahammülü yoktur. Böylesi bir kaybın İsrail’in güvenliği açısından doğurabileceği sonuçlar ağır olabilir.

İsrail’in özrünü Türkiye’nin tarihi başarısı ya da Suriye veya İran’a yönelik bir müdahalenin iyice yaklaştığı şeklinde yorumlayanlar da var. Oysa bu, ne sadece Türkiye’nin başarısıdır, ne de bir müdahalenin habercisi. Türkiye’nin kararlı tutumu ve Amerikan baskısı olmaksızın İsrail’in özür dilemesi söz konusu bile olamazdı.  Örneğin Davutoğlu, son bir haftadır bu konuyla ilgili olarak İsraillilerle değil Amerikalı yetkililer ve ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile temas halinde olduklarını söyledi. Bu gelişmeleri Ortadoğu’ya yönelik yeni bir müdahalenin habercisi olarak yorumlamak da doğru değildir. Aksine, böyle bir müdahalenin olmayacağının anlaşılması üzerine İsrail özür dilemiştir. Özellikle İran konusunda ABD’yi müdahaleye ikna edemeyeceğini anlayan İsrail, yalnızlaşmasının sonucunda bölgesel ilişkilerini normalleştirmek zorunda kalmıştır.

Tüm bu gelişmeleri doğru okumak gerekir. Bölgesel etkinliği artan bir Türkiye, ABD’nin de desteğini alarak yeni oluşumların odak merkezine oturmak istemektedir. Suriye konusunda izlenen riskli politikanın temelinde de, bölgesel dönüşüm sürecinde Türkiye’yi merkeze oturtma çabası yatmaktadır. ABD ile değil de Rusya ile işbirliği yaparak Türkiye’nin bölgesel etkinliğini artırabileceğini savunanlar, bölgede Rusya’nın desteklediği ülkenin İran olduğunu göremiyor.

Bölgeye dair yanlış okumalar, Türkiye’nin potansiyeline zarar vermektedir. Örneğin kimi çevreler, Ortadoğu’da Türkiye’ye verilen Amerikan desteğini Büyük Ortadoğu Projesi söylemleriyle küçümsemektedir. Oysa böylesi kritik bir dönemde Türkiye’nin dış dünya ile olan bağlantılarına ve Türk-Amerikan ilişkilerine, komplo teorileri dışında başka bakış açılarından da bakmak acil bir gerekliliktir. Aksi takdirde bu komplocu bakış açıları, Türkiye’nin potansiyelini tam olarak gerçekleştirmesini engelleyecektir.

Bölgesel güç olmak isteyen ülkeler, kimin sunduğuna bakmaksızın karşılarına çıkan tüm avantajları her zaman kullanmak ister. Bu bir siyasal gerekliliktir. Ucuz komplo teorileri ve Amerikan karşıtlığı kamuoyunda prim yapabilir, fakat hem iç hem de dış politika gelişmelerini ulusal çıkarlar açısından değerlendirmek zorundayız.

Bu özür bölgedeki psikolojik dengeleri tamamen Türkiye lehine döndürmüştür. Türkiye’nin hem Arap kamuoyundaki hem de İsrail’in gözündeki ağırlığı son derece artmıştır. Bu özür, Türkiye’nin bölgesel ağırlığını artırırken Filistin sorununun çözümünü de kolaylaştırabilir. Ayrıca İsrail’le ilişkilerin normalleşmesi Türkiye açısından da avantajlı olabilir. Çünkü özellikle askeri teknolojiler konusunda Türkiye de İsrail’in işbirliğine ihtiyaç duymaktadır.

Yazar: Haluk ÖZDEMİR

24 Mart Pazar, 2013

Kaynak

Print Friendly

Nedir

İlginizi Çekebilir

Suriye Krizi Sonucu Türkiye Rusya İlişkileri

Darbe sonrası halk oylamasıyla devlet başkanı seçilen Hafız Esed ülkeyi otoriter bir rejimle yönetmiştir. Hafız …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

ankara escort ankara escort ankara escort bayan escort ankara ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort bayan ankara escort ankara bayan escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort bayan istanbul escort bursa escort beylikdüzü escort bursa escort istanbul escort istanbul escort mersin escort bayan escort kayseri escort bayan bursa kocaeli escort atasehir escort bayan porno izle porno izle porno izle porno izle porno izle gaziantep escort izmir escort istanbul escort istanbul escot bayan